"Fuat Bol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Fuat Bol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Fuat Bol

Böyle dost düşman başına!

TÜRKİYE, kurulduğu andan bugüne değin en zorlu günlerini yaşıyor. Gerçek dost kara günde belli olur. Bu ne menem dostluktur ki en ufak bir zorlama veya menfaat karşısında sırra kadem basıyor.

Türkiye güya NATO ülkesi, orada dost ve müttefikleri var. Ki bunlar öyle sıradan dostluklar ve müttefiklikler değil, ölümüne birliktelikler. Zira birine bir saldırı olduğunda, hepsine birden saldırı addedilip hep birden karşı koymaları gerekir.

Türkiye, NATO’daki sorumluluklarını aksatmadan ve pürüzsüz bir şekilde yerine getiren bir ülke. Diğer bir deyişle, Türkiye NATO’ya girdiğinden beri ittifakın sıkıntısını çekti ve çekiyor.

Bir NATO üyesi olan Türkiye 35 yıldır terörle savaşıyor. NATO üyesi müttefik ülkelerden hiçbiri Türkiye’nin yanında yer almadı. Bilakis Türkiye’nin savaş halinde olduğu terör örgütlerinden yana tavır sergilediler.

Görünürde PKK’yı terör örgütü ilan ediyorlar lakin bu örgütün militanlarına kucak açıp hem her türlü desteği sağlıyorlar ve hem de bu militanları kendi ülkelerinde barındırıp palazlandırıyorlar.

Hele de NATO ittifakının en büyük ülkesi olan şu ABD’ye bakın: Türkiye’de darbe girişiminde bulunan FETÖ elebaşını Türkiye’nin tüm ısrarlarına rağmen vermiyor; vermediği gibi, ABD başkanları gibi koruyup bağrına basıyor ve ikametine müsaade ediyor.

Türkiye’de mahkeme kararlarıyla mahkûm olan teröristlere kapılarını açıyor ve Türkiye’ye karşı her türlü melanetlerine göz yumuyor ve hatta teşvik ediyor.

Türkiye’nin kıyasıya savaş halinde olduğu terör örgütlerine (PKK-PYD-YPG) her türlü silah ve mühimmatı hem de parasız verip onları eğitiyor.

Türkiye mecbur kalıp sınır ötesi harekât düzenleyince de tavşana kaç tazıya tut diyor.

Mahut terör örgütleri, ABD’nin kendilerine bağışladığı silahları Türkiye’nin sınırı boyunca sivil yerleşim yerlerine atarak bebekler dahil her yaştaki masum insanları katlediyorlar.

Türkiye güney sınırında oluşturulmak istenen terör koridoruna asla müsaade edemezdi. Etseydi yalnızca sınır boyunca değil, tüm Türkiye’de güvenlikten eser kalmaz ve ülke bölünürdü.

Yalnızca nefsimüdafaa için yapılan bu harekât karşısında dost ve müttefik olduğumuz, NATO’da sözde kader birliği yaptığımız ülkelerin tutumlarını gördünüz. Hemen hepsi terör örgütlerinden yana oldular.

Türkiye’nin bu meşru hakkını ‘işgal’ ve ‘Kürt kıyımı’ olarak değerlendiriyorlar. Halbuki Türkiye’de 4 milyona yakın Suriyeli mülteci var ve bunların her birisi Avrupa ülkelerine gitmek için can atıyor. Türkiye, Avrupa’ya karşı verdiği sözü tutuyor, böylece Avrupa ülkeleri mülteci akınına uğramaktan korunuyor.

Türkiye’yi bu şekilde suçlamaya devam ederlerse, onların ağızlarının payını vermek pahasına “Buyurun! Mülteciler sizin olsun” demek zorunda kalacağımızı bilmeliler.

Hem maddi ve manevi olarak bunca sıkıntıyı çekeceğiz ve hem de sıkıntılarını aldığımız ülkelere yaranamayacağız.

Oysa aynı Avrupa ülkeleri, mültecileri kendilerine göndermememiz için Türkiye’ye yardım vadinde bulundular ve adeta yalvarıp teşekkür ettiler.

Vaatlerini yerine getirmedikleri gibi bir de kalkmış suçluyorlar.

Bu saatten sonra Türkiye’nin yapması gereken şey, sınırlarını güvence altına alıp elindeki ve bundan sonraki tüm mültecileri Avrupa’ya yollamaktır.

Bunların akılları ancak böyle başlarına gelir.     

 

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI