"Fikret Bila" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Fikret Bila" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Fikret Bila

Türkiye’nin farkı

ORTADOĞU’da devletleri çökerten sürecin hedefinde Türkiye de var.

Irak’ın ve Suriye’nin parçalanmasından sonra benzeri bir sonuç almak için Türkiye’ye yönelik iç ve dış saldırılar yoğunlaştı. Bu saldırıların amacı, Türkiye’de egemenliği parçalamak ve merkezi devleti dağıtmaktır.

FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişimini, DAEŞ’in terör saldırılarını, PKK’nın Güneydoğu’yu silahla egemenlik altına alma girişimini bu ortak hedefe yönelik eylemler olarak değerlendirmek gerekir.

IRAK VE SURİYE ÖRNEĞİ

Irak ve Suriye’nin içsavaşa sürüklenmelerinin nedeni her iki ülkede de merkezi devletin çökmüş olmasıdır. Merkezi idare, ülkenin tamamındaki egemenliğini kaybedince, dış müdahalelerin de etkisiyle bu iki ülke fiilen parçalanmıştır. Parçalanmayı hızlandıran iki ülkenin merkezi ordularından emir-komuta zincirinin bozulması ve birliklerin başıboş şekilde dağılmasıdır. Bu süreç Irak ve Suriye’yi üç parçaya bölmüştür.

Şimdi aynı gayret Türkiye için gösterilmektedir.

TÜRKİYE’YE KUŞATMA

Irak ve Suriye’de yaşanan kaos ortamında Türkiye güneyden kuşatılmış ve güneydoğusu merkezi idareden kopartılmaya çalışılmıştır.

Eğer 15 Temmuz başarılı olsa ve Türk Silahlı Kuvvetleri çökertilebilseydi Türkiye de Irak ve Suriye gibi parçalanabilirdi. Türkiye’yi parçalamak isteyenlerin başarılı olamamalarının nedeni merkezi devletin her şeye rağmen çökmemiş olmasıdır. Türk Silahlı Kuvvetleri ve Emniyet teşkilatının ağır saldırılar altında bile kurumsal yapılarını korumaları ve asli işlevlerini görmeleri dağılmayı önlemiş ve Türkiye güneydoğu da dahil olmak üzere egemenliğini korumuştur.

Türkiye’nin Irak ve Suriye’den en önemli farkı budur. Merkezi devlet organlarının Türkiye’nin tamamında etkili şekilde görev yapabilmeleri devlet yapısının sağlamlığını göstermiştir.

KUŞATMANIN KIRILMASI

Devleti dağıtmayı hedefleyen saldırıları püskürten Türkiye’nin bundan sonraki hedefi güneyde karadan ve denizden yapılan kuşatmayı kırmak ve tümüyle etkisiz hale getirmek olacaktır.

Türkiye’nin Suriye sınırı boyunca PKK ve DAEŞ tarafından kuşatılmasına karşı Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Fırat Kalkanı’yla harekete geçmesini böyle değerlendirmek gerekir.

Fırat Kalkanı harekâtının ilk aşamasında DAEŞ Türkiye sınırından uzaklaştırılmış ve El Bab’a kadar olan 2 bin kilometrekarelik alan bu örgütten temizlenmiştir. El Bab’ın da kontrol altına alınmasından sonra Türkiye DAEŞ’in füze mevzilerinin tümüyle dışında kalacaktır.

Harekâtın ikinci aşaması ise PKK’nın ve devamı olan PYD-YPG’nin sınırdaki etkinliğinin kırılmasıdır. Kobani’yle Afrin arasını bir koridorla birleştirerek Akdeniz’e açılacak devlet yapılanmasına karşı Türkiye askeri bir harekâtla bölgedeki etkinliğini artırmıştır. Bundan sonraki aşamada Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Menbiç ve Afrin’e doğru harekâtını genişletmesi ihtimal dahilindedir.

Suriye’deki içsavaşın doğrudan tehdit ettiği tek ülke Türkiye’dir. Bugün sahada Türkiye dışında DAEŞ ve PKK’ya karşı düzenli ordusuyla mücadele eden başka bir devlet yoktur. Rusya ve ABD’nin DAEŞ’e karşı hava harekâtları da ihmal edilecek kadar azalmıştır.

Bu koşullarda Türkiye mücadelesini çok büyük ölçüde kendi ordusu ve kaynaklarıyla yürütmektedir. Bu ortam içinde ABD’nin hâlâ PYD-YPG’yi desteklemeye devam etmesi iki ülke arasındaki ilişkileri daha da kötüye götürebilir.

Ankara bu sürecin Türkiye’yi parçalamayı hedeflediği ve buna karşı ulusal birliğini ve toprak bütünlüğünü korumakta kararlı olduğunu başta ABD ve Rusya olmak üzere tüm dünyaya göstermek zorundadır.

Ankara’nın ilişkilerinin bozuk olduğu Bağdat’la doğrudan, Şam’la dolaylı olarak temas etmesi bu kararlılığın bir işareti olarak görülmelidir.

Türkiye’nin bu süreçten bütünlüğünü koruyarak çıkmak için ulusal bir mücadele verdiği ABD ve Rusya tarafından da artık anlaşılmış olmalıdır.

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI