"Fikret Bila" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Fikret Bila" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Fikret Bila

Hamburg ve Maltepe’nin söyledikleri

TÜRKİYE’nin gündemini son birkaç gündür iki konu meşgul ediyordu:

CHP’nin Ankara’dan İstanbul’a ulaşan büyük yürüyüşü ve Almanya’nın Hamburg kentinde yapılan olaylı G-20 zirvesi...

Önce Hamburg’dan başlayalım...

ATEŞ ÇEMBERİ

G-20 zirvelerinde protestolar her zaman olur.

Hamburg’daki gösteriler bugüne kadar tanık olduğumuz diğer ülkelerdeki protestolar arasında en yaygın ve en etkili olanıydı.

Hamburg adeta ateş çemberi içinde kaldı.

Sokakları kapatılan Hamburg bir hayalet şehir görünümündeydi.

Buna rağmen protestocular araba, lastik, çöp bidonları yakarak, zombi gösterileri yaparak etkili oldu; yer yer polis kontrolü kaybetti, bundan yararlanan bazı gruplar mağazaları yağma etti.

ANARŞİZM AKIMI

Peki protestocular kimlerdi?

Almanya’da etkili olan protestocuların büyük çoğunluğu Sovyetlerin yıkılmasından sonra daha etkin hale gelen anarşizm ideolojisinin yeni yorumlarla ortaya çıkarılan kollarıydı.

Kökleri “Mülkiyet hırsızlıktır” diyen Proudhon’a kadar uzanan bu göstericiler içinde ideolojik liderliğini Amerikalı John Zerzan’ın yaptığı ilkel-anarşistler (bireyci anarşistler) de vardı, Murray Bookchin’in kuramlaştırdığı ekolojistler de kollektif -anarşistler de... Sosyalist ve yeşiller hareketine mensup bazı gruplar da oradaydı.

Bir savundukları ideolojiye bir de yaptıklarına bakınca, ortada koskocaman bir çelişki olduğunu da söylemek lazım.

Bu ideolojilerin hiçbiri savaşı, şiddeti, terörü onaylamaz. Şiddete başvurmadan, yürüyüş ve gösteri hakkını savunur, terör eylemine karşı çıkar.

Ama Hamburg’da şiddet estirirken ideolojilerini unutmuş görünüyorlardı.

PKK’NIN ÇİFTE ÇELİŞKİSİ

Hamburg’daki protestocular arasında beklendiği gibi PKK da vardı.

Yürüyüş kortejinin ikinci sırasında yerini almıştı.

PKK’nın sergilediği ise çifte çelişkiydi.

Birincisi Bookchin’in toplumsal ekoloji tezini benimsemiş gibi görünmesine rağmen, her zaman olduğu gibi şiddet eylemlerinin içinde olmasıydı.

İkincisi, dünyanın zenginlerini ve kapitalizmi simgelediği için G-20 içinde yer alan ABD, Almanya gibi ülkeleri protesto ederken, Avrupa’da Almanya’nın, Suriye’de ABD’nin kanatları altında ‘iş gördüğünü’ unutmuş görünmesiydi...

TÜRKİYE’NİN TEHDİT ALGISI

Hamburg’da en çok ilgi gören ülkelerden biri Türkiye’ydi...

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan iki gün içinde, Trump, Putin ve Merkel dahil tam 12 ayrı ikili görüşme gerçekleştirdi.

ABD, Rusya ve Türkiye açısından duruma bakalım...

Hamburg zirvesi de gösterdi ki ABD ve Rusya, Suriye’de bir paylaşım mücadelesi içindeler.

ABD, Irak gibi Suriye’yi parçalayıp İsrail’in güvenliği ile enerji kaynakları ve yollarına hâkim olmaya çalışıyor. Rusya da Esad’la birlikte iyice yerleştiği Akdeniz’de, Suriye’deki deniz ve hava üslerini güçlendirerek durumunu sağlamlaştırmaya çalışıyor. Gerisi onları fazla ilgilendirmiyor.

Gerisinin en çok ilgilendirdiği ülke ise Türkiye...

Ankara, ABD ve Rusya’nın anlaşmasıyla ortaya çıkacak tablonun Türkiye’nin ulusal birliğini ve toprak bütünlüğüne tehdit oluşturacağının farkında.

PKK’nın, ‘çözüm süreci’ olarak adlandırılan çatışmasızlık dönemini, Güneydoğu’da şehir savaşları için silah ve bomba ile ‘tahkim’ etme fırsatı olarak kullandığı ortaya çıktığından beri politika değiştiren iktidar, Irak ve Suriye’nin bölünmesi ve ikisinin de kuzeyinde devletçiklerin ortaya çıkmasıyla, tehdidin kendisine döneceğini bildiği için eski söyleme yakın bir duruşa yönelmiş durumda.

Dışarıda Irak ve Suriye’nin toprak bütünlüğü, içeride tek devlet, tek bayrak, tek vatan, tek millet vurgusu bu duruşun yansıması.

Keza Fırat Kalkanı ve Afrin tehdidine karşı sınırda alınan önlemler de yine aynı tehditten kaynaklanıyor.

CHP’NİN YÜRÜYÜŞÜ

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Ankara’dan başlattığı ‘Adalet yürüyüşü’ dün İstanbul Maltepe’de yapılan dev bir mitingle sonuçlandı.

Kaydedilmesi gereken bir yön, CHP’nin çok partili tarihdeki en büyük eylemini gerçekleştirmiş olmasıdır. İkinci yön ise bu kadar büyük bir eylemin CHP tarafından başarılı şekilde organize edilmesi ve hiçbir taşkınlığa yol açmadan, 24 gün boyunca gündemde kalarak yürüyüşün bitirilmiş olmasıdır. Tabii kaydedilmesi gereken bir yön de Emniyet ve Jandarma başta olmak üzere güvenlik güçlerinin görevlerini büyük bir başarı ile yerine getirmiş olmasıdır.

CHP’nin bu yürüyüşünün siyasete etkileri olacaktır. Her şeyden önce günlerce süren bu yürüyüşün olaysız, sağ salim sonuçlanmış olması demokrasi kültürümüze bir katkı yapacağı kuşkusuzdur. Bu katkı, şiddete mahal vermeden, barış ve güvenlik içinde kitlesel bir yürüyüşün gerçekleştirilmiş olması, demokratik olgunluk ve demokratik tahammül bakımından önemli bir artıdır. Bir diğer sonuç, Kılıçdaroğlu’nun CHP liderliğinin sağlamlaşmış olmasıdır.

Maltepe’yi okumak da dahil, iç siyasete baktığımızda, iktidarıyla-muhalefetiyle üzerinde düşünülmesi gereken kanımca şudur:

On yıllardır içeriden ve dışarıdan kemirilen Türkiye Cumhuriyeti devleti, 15 Temmuz 2016 darbe girişimiyle ciddi bir çöküş tehlikesi atlatmıştır. Türkiye, siyasi liderleri, siyasi partileri, basını, canını verme pahasına tankların önüne dikilen, savaş uçaklarına, helikopterlerine göğsünü geren halkı, devletin asker ve siviliyle sağlam kalmış kesimleriyle, bu çöküşü önlemiş ve demokrasi kazanmıştır.

Yargısı, Silahlı Kuvvetler’i, Emniyeti, eğitimi, sağlığı ele geçirilmiş bir Türkiye’nin nereye doğru sürüklendiğini hep birlikte gördük.

Maltepe’den anlaşılması gereken Türkiye’de vatandaşın, yeniden yargısına, askerine, polisine, öğretmenine güvenebileceği güçlü bir yapıya kavuşturulması talebidir.

 

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI