"Feyyaz Uçar" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Feyyaz Uçar" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.

Feyyaz Uçar

Şenol'a Trabzon

14 Eylül 2010
Ligin son haftalarında ise “Artık iyi futbol değil, skor önemli” derler. İyi futbol için istediğiniz zaman Trabzonspor’un maçlarına gidebilirsiniz. Çünkü bahane değil, iş üreten bir teknik adamı ve seyir keyfi veren futbolcuları var.

Yattara’ya rastlayan yandı

Yattara ile bire bir kalanın Allah yardımcısı olsun. Ferhat’ın adalesi attı, Ramoviç terse yattı. “Yattara’dan çalım yemem diyecek” defans adamının aklından şüphe ederim. Colman ve Selçuk iyi ikili oldular. Çalışkanlıkları ve etkili pasları her rakibin başını döndürür. Peki ya Barış’ın Trabzonspor orta sahasına getirdiği rekabete ne demeli? Sağda Serkan, solda Ferhat yaptıkları bindirmelerle ataklara zenginlik katıyorlar.
İkinci yarının başında Egemen zamanlama hatasını telafi edemeyince Sivasspor Cihan’ın golüyle umutlanır gibi oldu. Ama Trabzonspor’da öyle yetenekli oyuncular var ki, insanın hevesini kursağında bırakır. Bu takım karşısında maçı 11 kişi tamamlamak bile başarı. Teofilo’nun attığı gollerdeki ara pasları gol vuruşları kadar güzel. Oyuna sonradan girenler de maça renk getirdi. Bu zengin kadroda emeği olan her Trabzonsporlu yöneticiyi ve teknik heyeti kutlarım.

Sivas ders çıkarmalı

Sivasspor’u bu maç için eleştirmek haksızlık olur. Bu Trabzonspor’un karşısına kim çıksaydı sonuç hüsran olurdu. Mesut Hoca ve öğrencileri bu maçtan yeteri kadar ders çıkarırlar. Lige başladıkları gibi oynamalarını beklemek hakkımız. Çünkü Sivasspor’da bu güç var. Bu skor sadece bir bayram dönüşü kazasıydı.

BEĞENDİM
Trabzonsporlu oyuncuları, özellikle de Yattara’yı.

BEĞENMEDİM
Sivasporlu oyuncuların çabuk demoralize olmasını.

DİKKAT
Lige verilen ara, bazı takımlarımıza yaramıyor.
Yazının devamı...

Uzaylı Nobre

12 Eylül 2010

Zeminden şevki kırılan futbolcuların hata yapma korkusu da pas yüzdesini düşürünce oyunun başlangıcı keyifsiz. Nobre’nin kreatif oyunculardan daha etkili olan çalışkanlığı Beşiktaş’ı bir kişi fazla oynatınca skor tabelası Kartal’ın lehine değişiverdi.
Sakatlıklar ve cezalar Ankaragücü’nü güçsüz kılıyor. Kadro zenginliğini daha sahaya indiremediler. Milli oyuncularının çokluğu da başa bela. Ankaragücü’ne karşı bu haftalarda oynamak fikstür avantajı olarak gözükebilir. İlerleyen haftalarda bu kadro her rakibe sıkıntı yaratır. Güven ve Rajnoch gibi oyuncuları da cabası..
Tabata hamlesi
Ümit Özat’ın cesur hamleleri Ankaragücü’ne ofans katkı sağlayınca  2. yarıda oyun bambaşka. Karşılıklı ataklar hem tempoyu, hem de maçın nabzını yükseltti. Nihat’ın durgunluğunu Tabata hamlesiyle çözen Schuster son sözü söyledi: “Biz Quresma’sız da kazanırız. Çünkü takım oyunu oynayacağız. Yıldızlarımız katkı sağlayacaklar ama esas olan takımdır.”
Kadro düşman çatlatır!
Beşiktaş mevcut kadrosu ve futboluyla düşman çatlatır. Kalede kimi istersen oynat. Ekrem, Erhan, İsmail ve İbrahim Üzülmez’den istediğini beklere iliştir. Defansın göbeğinde İbrahim Toroman, Ferrari, Zapo ve Ersan var. Orta sahada Ernst, Guti, Necip ve Aurelio’dan muhabbeti iyi olan kulübede otursun. Nobre, Türk vatandaşı oldu sanıyorduk meğer uzay vatandaşı olmuş.  Bobo’nun gol vuruşlarına kaleciler sadece kaş-göz hareketi yapabilir. Bir de Nihat şu füzelerine başlasa..
Bu aralar futboldan keyif almak isteyenler İnönü’ye uğrasın. Hem denizden, hem tünelden ulaşım kolay. Boşuna dememişler beş dakika da Beşiktaş..

BEĞENDiM

Yazının devamı...

Papazın çayırı

30 Ağustos 2010

Futbolumuz nereye gidiyor?
Ferrari lazım
Defansta İbrahim Toraman tercihi doğru. Defansını önde kuracaksan adı değil motoru Ferrari olan stoper lazım. Rakiple birebir kalabilecek, sürati ile rakibi yakalayabilecek oyuncun yoksa defansını önde kuramazsın. Ancak İbrahim’in görüntüsü sağlıklı değil. Sakatlıktan yeni çıkmış hali ile Emenike karşısında çaresiz kaldı. Emenike futbolu ve fiziği ile yalnızca Toraman’ı değil bütün Beşiktaş defansını dövdü. Sadece ilk yarıda girdiği gol pozisyonu sayısı 5. Beşiktaş defansının rakibin bir oyuncusuna bu kadar pozisyon vermesi düşündürücü. Toraman’dan daha sağlıklı olan Zapotocny’i hiç Emenike ile birebir görmedik. Gölge markajı yapıyordu herhalde.
Necip kulübeye sığmaz
Guti sadece arkadaşlarına değil rakibe de gol pası veriyor. Adamın pas hatası bile güzel. Zemin bozuk olmasa Emenike ikinci golünü atacaktı. Necip’in ön direk faaliyetleri devam ediyor. Topu kaleye vurmak yerine kafayla arkaya aşırtması yaşının üstünde bir olgunluk. Necip’in yaşı küçük ama futbolu büyük. Yedek kulübesine sığmaz.
Skor aldatmasın
Süper Lig’in yeni ekibi Karabükspor kaliteli kadrosunu mücadeleci oyuncularla güçlendirmiş. Deumi, Mehmet ve Tozo takımın direncini artırmış. Emenike’yi zaten değil yıkmak, dengesini bile bozmak çok zor. Birol akıllı paslarıyla dikkat çekiyor. Şenol, Yasin ve İlhan takımın ofans gücünü süratlendiriyor. Deplasmanlardan sürpriz sonuçlarla dönerlerse kimse şaşırmasın. Karabükspor içerde de yenilmesi zor bir takım. Yücel İldiz’in tecrübesi bu takımı düşme tehlikesinden uzak tutar. Maçın skoru kimseyi aldatmasın.

Yazının devamı...

Namağlup

29 Ağustos 2010

Futbolcular keyifli, yönetim mutlu, taraftar coşmuş. 4 Eylül’de tatlı bir heyecan. Herkesin kafasında “acaba şampiyonu yenebilir miyiz?” sorusu.
Mesut Bakkal’ın Sivassaporda göreve başladığı günden beri Bursasporda Süper Lig’de yenilmemiş. Türkiyede bütün gözler bu iki namağlup takımın mücadelesinde Ramoviç oynadığı iki maçta da başarılı. İdmanlarda bile gol yemiyor. İvanovs’un kısa süredeki adaptasyonu Sivas defansını rahatlattı. Hayrettin’in sakatlığında sol bekte genç Ferhat görev yapacak. Abdurrahman sağ kulvarı tercihli yol yapmış. Gidiyor, herkesten önce de geri geliyor.
Arıza yok, rötar yok. Sivasspor’un bu defansı geçen seneki görüntüsünden çok uzak. Kadir’in varlığı Sivasspor defansını daha özgür kılıyor. İsteyen defans oyuncusu ileri çıkabilir. Çünkü kademede Kadir var. Mehmet Nas, Ceyhun ve Zita ile Sivasspor daha güçlü. Yiğido’nun kimseden korkusu yok. Bir de Mehmet Yıldız parlarsa Sivasspor zirveyi yeniden yoklar.
Kaleni boş bırakma
Bursaspor doğru işler yapmaya devam ediyor. Ertuğrul Sağlam teknik taktik olarak geliştirdiği takımını yaptığı takviyelerle daha güçlü hale getirme çabasında. İyi niyetinin karşılığını da alıyor. Nunez ve Insua takıma uyum gösterdiklerinde Bursaspor’a büyük katkı sağlayacaklar. Biraz zamana ihtiyaçları var. Stepfanov ile Wederson zaten takıma adapte olmuş durumda. Volkan Şen bu performansını ne kadar sürdürürse Bursaspor için o kadar iyi. Takım içi rekabet Batalla’ya yaramış. Ergiç öne çıktığında yerini doldurarak defansif anlamda da takımına katkı sağlıyor.
İkinci yarıda her iki teknik adamın maçı kazanmaya yönelik hamleleri vardı. Bu değişiklikler oyunu hareketlendirdi. Ve Bursaspor’dan bir futbol dersi daha. Kaleni boş bırakma.

BEĞENDİM

Bursaspor’un kazanma azmini

Yazının devamı...

6+2+2+KDV

22 Ağustos 2010

Kalan 2 yabancın da hafta sonu sinemaya gidebilir, piknik yapabilir. Kulüplerimiz yabancı transferinde milyon dolarlar harcıyorlar. Adapte olamayan, form tutamayan yada Türk filmlerini sevmeyen yabancı oyuncular çıkabilir. Yabancı transferinin önünü açabilmek için elinde patlamış yabancılara gitmeleri için ayrıca para ödüyorsun. Bu kadar boşa harcanan para dünyanın hiçbir ülkesinde yok. Eğer bir sınırlama yapılacaksa oyuncunu sayısıyla değil, kaç kere milli olduğuyla  yada futbolcunun yaşıyla yapılabilir. Bu şekilde kalitesiz oyuncu engellenebilir.
Bobo ve Zapo
Beşiktaş ilk onbirinde 6+2+2’ye bu maçta takılanlar Bobo ve Zapo. En iyi golcü ve stoper yokluğunda Zapo  trübünde. Tayfur’u da tribüne yolladığına göre vardır, Shuster’in bir bildiği. Bu kadar rotasyon benim sistemim her şeyden önemli demek. Yapan kalır yapamayan gider. Nasıl olsa yönetim açtı kesenin ağzını. Defansın göbeğinde Ferrari ve Ersan tercihi İBB’nin hızlı forvetleri için avantaj. Üstelik defansını önde kurmak Beşiktaş’ın bu seneki öncelikli taktik anlayışı. Orta saha da Delgado keyifsiz. Ya mevkisini beğenmiyor yada zemini. Bu durumda Ernst rakip orta sahasına karşı eksik kalıyor kontra atakları önleyemiyor. Nihat ne Holosko’ya ne de orta sahasına yardımcı. Şut atmıyor, frikiğin başına gelmiyor. Özledik be Nihat gollerini..
İBB sessiz sedasız Türk futboluna renk katıyor. Yönetimini ve Abdullah Avcı’yı kutluyorum. İskender süratini etkili gol vuruşlarıyla süslüyor. Hasagiç’in soğukkanlılığı ve tecrübesi büyük avantaj. Basit oynamaları işlerini kolaylaştırıyor. Ve takımın yıldızı yeteneklerini tam anlamıyla sergilemese de İbrahim Akın..
Kazanansa milyon dolarlar harcayan değil daha ucuz olan takım. Ucuz ama akıllı..

BEĞENDİM

İbrahim Akın.

BEĞENMEDİM

Yazının devamı...

Tekerrür

20 Ağustos 2010

Gerçi sahadaki oyuncularının hepsi de birer yıldız. Yeni transfer edilmiş oyuncularının adaptasyonlarının zaman alması, Trabzonspor’un lehine olur mu diye aklımızdan geçirmedik değil. Ancak klasik hastalığımız olan “topu ayağımızda gereksiz tutmak” yine başımıza bela. Pres yemeden pas vermiyoruz. Basit oynamak varken macera arıyoruz. Oysa Hudgson’ın bu kadrosuna kendi ilk on biri bile şaşırmış. Trübünler uğuldamaya başlamış ve neredeyse takımlarını ıslıklayacaklar. Ama nasıl yapıp da her Avrupa kupası maçında becerdiğimiz gibi bir hatayla rakibe gol ikram ediyoruz. Üstelik tam devre biterken. Çabuk oynayıp Anfield Road’daki şaşkınlıktan faydalansak Trabzonspor büyük bir avantajla evine dönecek..
Beraberlik olabilirdi
Şenol Güneş’in Umut tercihi rakibin duran toplarına önlem. Umut solda oynayıp fırsat buldukça Teofilo’ya yardıma gidiyor. Colman orta sahanın serbest adamı. Glowacki Trabzonspor defansına denge getirmiş. Soğukkanlı müdaheleleri ve oyun kuruluşundaki becerisi takımına büyük katkı sağlıyor. Defansta bir diğer başarılı adam çalışkan Serkan. Ters kademelerdeki başarısı rakibin alanını daraltıyor. Alanzinho değişikliği takıma hareketlilik kattı. Bir de kazanılan toplar ve gol pozisyonlarını değerlendirse Trabzonspor’un beraberliği yakalaması işten değil.
Uyum sorunları varJoe Cole rakibin en etkili oyuncusu. Sağa sola deplase olarak pozisyon arıyor. Onu boş bırakmak Trabzonspor’a pahalıya mal oldu. Türk futbolunun baş belası da yan toplar. Yoksa bu Liverpool kadrosunun Trabzonspor’dan fazla bir üstünlüğü yok. Rodrigez, Poulsen ve Jovanoviç daha takımlarına uyum gösterememişler.
İlk maçta Hudgson’un sürpriz kadrosuna bileti kesemedik ama Trabzonspor seyircisini de arkasına alarak içeride bu Liverpool’u eleyebilir. Güçlü takımları Karadeniz’de dize getirmeyi başaran Trabzonspor’dan tek beklentimiz var. Tarihin tekerrür etmesi.

BEĞENDİM

Mağlubiyete rağmen maçın skorunu

BEĞENMEDİM

Yazının devamı...

Fin hamamı

18 Ağustos 2010

Aman bu tarlayı nadasa bırakmayalım. Hemen bakıma alalım. Beşiktaş’ın ilk on birinde Bucaspor maçından beş oyuncu farklı. Bu kadar değişikliği Mustafa Hoca yapsaydı “sürpriz” derdik. Schuster yapınca rotasyon oluyor. Yabancılar için dilimizi bile değiştiriyoruz. Maç trafiğinin yoğunluğuna yoralım, sahadaki on bire bakalım.
Defansın göbeğindeki mecburi ikilinin yanlarında İsmail ve Ekrem var. Ofansta iyi ama defansta sıkıntı olabilir. İçerde olmasa bile dışarıda. Ernst’in çalışkanlığı ve Guti’nin zekası müthiş ikili olma yolunda. Quaresma’nın sol kanattan içeri katedişleri mükemmel. Şutlarında isabeti yakaladığında fark iki olur tabi ki. Sağ dışla öyle iyi ortalıyor ki sol ayağına ihtiyaç yok. Forvette tek sıkıntı Bobo’nun yalnızlığı. Ne Tabata ne Nihat ne de Holosko bu yalnızlığı gideremiyor. Kreatif bir transfer bu sorunu çözer.
Gölgede kaldılar
Helsinki klasik 4-4-2 oynuyor. Oyun disiplinine sadık kalıyorlar. Oyuncu kalitesi Kartal’ın gölgesinde kalmış. Kapanıp oyunu çirkinleştirmemeleri güzel. Güçleri yettiğince iyi oynamaya çalışıyorlar ama Beşiktaş’ın rakibi değiller.
Üstelik Beşiktaş’ın birbirinden formda kalecileri var. Birinci kaleci Rüştü’nün yokluğunda görev alan Hakan ve Cenk, en az onun kadar başarılılar. Bunun tek sebebi olabilir, o da kaleci hocası Zafer Öğer. Takım arkadaşım Zafer, hem işine aşıktır hem eşine. Asla iki aşk arasında kalmaz. Çiçeği burnunda dede Zafer’i, hem torununu, hem kalecilerini kutluyorum.
Beşiktaş’ın frikiğinde topun başında Guti ve Quaresma’nın yerine Tabata’yı görünce çalışılmış bir hareket var sandık. Ama Tabata’nın frikiği felaket. Çalışırken cereyan kesilmiş herhalde. Rakibin maçın genelinde pozisyona girememesi iyiye delalet. Beşiktaş defansını önde kurmanın faydalarını görüyor. Guti ve Ernst boşa çıkıp top aldığından oyun kuruluşunda da sorun yok.
2-0’dan sonra orta sahaya Necip takviyesi de yerinde bir hamle. Bu Helsinki takımının Beşiktaş’a 3 gol atması mümkün değil. Fin hamamı bizi terletmez. Biz keseye alışmışız..  

BEĞENDiM:

Yazının devamı...

Fal taşı

16 Ağustos 2010

İki otobüsle idmana giden takım minibüsle maça gelebilecek durumda. Ankara’nın en güçlü takımında suların durulması, istikrarın sağlanması şart. Tesisleşmede mucizeler yaratarak A.Gücü’nün istikbalini garantiye alan yönetimin, genç teknik adamıyla birlikte önce tribünde birlikteliği sonra da sahada devamlılığı sağlamasını bekliyoruz. Zira, Ankaragücü’ndeki manevi destek Türkiye’de başka takımda yok.
Trabzon güllük gülistanlık
Trabzon’da ise hava güllük gülistanlık. Nokta transferlerle başlanan hazırlık dönemi Süper Kupa ile taçlandırılmış. Trabzon’un bu maçtaki tek eksiği takımını Türkiye’nin hiçbir şehrinde yalnız bırakmayan taraftarı.
Umut’un şanssızlığı büyük takımlarda oynayan yerli forvet olması. Yıllardır Türk takımlarının en büyük transfer hastalığı yabancı forvettir. Ortada bir yabancı fazla oynatma sevdası yerli kalecilerimizin çoğunu yedek kulübelerinden kurtardı; ama vay forvetlerimizin haline. Yakında milli takımda oynatacak golcümüz kalmayacak.
Teofilo kendine gelmiş. Kupa finalindeki hat-trick de moralini düzeltmiş. Ama gözümüz  Umut’un çapraz koşularını ve yıpratıcılığını arıyor.

Şenol Hoca’nın güneşi

ŞENOL Hoca’nın güneşiyle kendini bulan Alanzinho, takımının en etkili silahı. Kolay adam eksiltmesi ve akıllı pasları Trabzonspor’a katkı sağlıyor. Burak topa vururken her şeye hazırlıklı olun. Top falso alıp içeri girebilir, hız kaybedip orta olabilir; hatta rüzgarla hız alıp tribündeki adamın kafasına da çarpabilir! Burak orta mı yaptı, şut mu attı diye düşünme. Topa vurduğunda kafanı eğ yeter.

Elinde okeyin yoksa

Yazının devamı...