"Ferudun Niğdelioğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ferudun Niğdelioğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.

Ferudun Niğdelioğlu

Kocaman melek!

25 Mart 2011
O parlak günler geride kalır. Bir bakmışsınız, kapınızı çalan bir kişi bile kalmaz. Yazıya böyle girdim, çünkü sözü Aykut Kocaman’a getireceğim. Kocaman’ın vefasını bilmeyen yok. Zamanının büyük bölümünü Sancaktepe’de geçiren Kocaman, kapısını yardım için çalan hiç kimseyi geri çevirmiyor. Sancaktepe’ye gelerek zor durumda olduğunu söyleyen ve yardım isteyen Fenerbahçeli eski futbolcuların yardımına koşuyor, isteklerini hiçbir zaman geri çevirmiyor ve bunun da duyulmasını istemiyor.
Futbol nankör bir meslektir demiştim. Bir gerçeğin daha altını çizeyim. Futbolcular da kıskançtır. Bir dönem birlikte top koşturduğu arkadaşının başarısı onları bu duyguya iter. Doğaldır bu duygu da... Ama Kocaman bu tavrıyla kıskançlık duygularını da törpülemiş.

Kimseyi geri çevirmiyor

Konuşma fırsatı bulduğumuz bu eski sporculardan bir tanesi, “Aykut Kocaman’dan Allah razı olsun. Mali ve sağlık sorunları yaşadığımız anlarda imdadımıza yetişiyor. Arkadaşları ona dua ediyorlar. Samandıra’nın kapısını mesken tutan birçok arkadaşını geri çevirmiyor. Bu aralar şampiyonluk rotasına girmesi nedeniyle bazı isimleri de geri çevirmek zorunda kaldı. Onlara da ‘merak etmeyin gerekli şeyleri yapacağım’ diyor. Ancak yine de destek oluyor”dedi. Bilindiği gibi Aykut Kocaman zaman zaman kendi aldığı primlerden Samandıra personeline de veriyor. Kocaman, Samandıra’da çalışan ve düşük maaş alan personele aldığı primlerden ciddi miktarlarda dağıtarak Sancaktepe’nin iyilik meleği durumuna geldi.

Kirman hangi prosedürü yerine getirmedi?

FENERİUM Genel Müdürü Aydın Kirman ile ilgili haberimizi geçtiğimiz gün okudunuz. “Fenerbahçe Kulübü’ne üyelik başvurusu Başkan Aziz Yıldırım’a takıldı” demiştik. Haberi, “O G.Saraylı, üye yapmayın” başlığıyla vermiştik. Bu haberin yayınlandığı gün F.Bahçe internet sitesi açıklama yaptı.
Açıklama aynen şöyle: “Bugün Hürriyet Gazetesi’nde Ferudun Niğdelioğlu imzası ile yayınlanan bir haberde Fenerium Genel Müdürü Sayın Aydın Kirman’ın kulübümüze üyelik başvurusunun Başkanımız Sayın Aziz Yıldırım’ın itirazı sonucu reddedildiği iddia edilmektedir. Habere göre Başkanımız Sayın Aziz Yıldırım, Sayın Kirman’ın Galatasaraylı olduğu gerekçesi ile başvurusunu kabul etmemiştir. Söz konusu iddia baştan aşağı uydurma bir senaryodur. Sayın Kirman’ın kulüp üyeliği için yaptığı başvuru 07.02.2011 tarihli yönetim kurulu kararı ile onaylanmıştır. Ancak o tarihten bugüne üyeliğin başlaması için yerine getirilmesi gereken prosedürler Sayın Kirman tarafından tamamlanmadığı için üyeliği resmiyet kazanmamıştır. Hal böyle iken Hürriyet Gazetesi’nde yazanların tamamının yalan yanlış bir senaryo olduğunun bilinmesi gerektiğini önemle duyururuz.”

Küçük bir soru

Bu açıklamayı yayınlamak bizim gazetecilik borcumuz. Ama küçük bir soru insanın aklına takılıyor. Üyelik için irade beyan eden, kulübe başvuruda bulunan, bunun için 2 üyeden bir anlamda kefalet imzası alan Kirman, hangi üyelik prosedürünü yerine getirmemiştir. Öyle ya, eğer bir kuruma üye olmak istiyorsanız ve özgür iradenizle başvuruda bulunuyorsanız, üstelik Fenerium Genel Müdürü iseniz, niye prosedürü yerine getirmiyorsunuz?
Yazının devamı...

Alex, Alex, Alex

27 Şubat 2011
“Ben sahada oldukça bu maç var olan şartlarda bitmez” dedirten. Kendisinden her an farklı, olağanüstü hareket beklenen ve yerine getiren.
“Daha ne yapsın, gol atıyor, attırıyor, takımının hızını ayarlıyor, attığı mükemmel paslarla rakibi bile hayran bıraktırıyor” dedirten. Bir zamanlar Hagi varsa sorun olmaz denirdi. Şimdi de Fenerbahçe adına Alex varsa sorun olmaz dedirten...
Bu sezon geçmiş sezonlardan çok daha fazla şeyler yaptı aslında.
Sezon başında Aykut Kocaman tarafından istenmeyen, “istenmeyen demeyelim daha çok takıma katkısı istenen” Alex attığı, attırdığı goller ve tek başına aldığı puanlar sonrasında Kocaman’ın bile Fenerbahçe’deki geleceğini kurtaran isim oldu.
Daha da ileri gedersek; Başkan Aziz Yıldırım’ın da koltuğunda rahat rahat oturup maç seyretmesini sağlayan isim. Tüm futbolseverler ve birçok teknik adam Alex’in daha çok koşması gerektiğini söyledi durdu yıllardır.
Bir gerçeği kimse göremedi aslında!.. Alex koşmaz, yanına koyacağın oyuncular koşmalı.
Takım koşmaya başlayınca her şeyin ne kadar değiştiğini de son haftalarda açık ve net bir şekilde izletti bizlere büyük usta.
O değil takım değişti
Yani sorun Alex’in koşmayışında değil, yanındaki arkadaşlarının koşmamasındaydı. Devre arasında yapılan çalışmalar sonrasında güç, kuvvet ve özgüven takıma aşılanınca ister istemez takımın tüm kimliği değişti.
Alex değişmedi aslında. Takımın tümü değişti. Her oyuncu üzerine düşen görevi yerine getirmeye çalıştı.
Sabrın ne kadar önemli olduğu ortaya çıktı.
Sorunun da nerede olduğu.
Şampiyonluk yürüyüşünde önemli ve kritik bir sınavdan daha geçti Fenerbahçe dün akşam. G.Birliği ve Konya maçlarından da 6 puan hanesine yazdırdığı an “Şampiy..” diyebiliriz artık.
Yazının devamı...

Yönetim Sancaktepe'ye

19 Şubat 2011
Sezonun ilk yarısına göre futbol olarak da tatmin edici olmaya başladı. Takım içi huzur sağlandı, teknik direktör Aykut Kocaman ne istediğini oyuncularına anlatmayı becerdi. Yapılan çalışmaların meyveleri de toplanmaya başladı. Derbi havası yokAncak, aldığım bilgiler doğrultu-sunda bazı uyarıları yapmadan geçemeyeceğim. Yeni Malatya kupa maçı öncesinde takımın yorgun ve bitkin olduğunu vurgulayıp, “Yeni bir Pendik faciası” yaşanabilir demiştim. Gerekli önlemler alınmadı ve facia yaşandı. Şimdi Beşiktaş maçı öncesinde benzer sıkıntıları görüyorum. Dilerseniz gelin, bunları detaylı biçimde anlatalım...Aykut Kocaman ve ekibi derbiye hazır. Ama sahada oynayacak olan futbolcu o kadar hazır mı? Aldığım duyumlara göre hayır. Sancaktepe’den kiminle konuşsam aynı şeyi söylüyor: “Beşiktaş ikinci yarıya kötü başladı. Özgüvenlerini de yitirdiler. Biz de rahat yeneriz.” Eğer Fenerbahçe, İnönü’ye bu havayla giderse bozguna uğrar. İşte bu noktada görev yönetime düşüyor. Bugünlerde daha çok basketbolda yaşanan doping skandalı ile uğraşan yöneticilerin bugün mutlaka Sancaktepe’ye giderek takımı havaya sokması gerek. G.Saray maçı hatırlatılmalıGerçi dün başkan Aziz Yıldırım gitti ama bu yetmez. Orası bugün de ziyaret edilmeli. Hem de kalabalık biçimde. Futbolculara, ilk yarıdaki 0-0’lık Galatasaray maçı hatırlatılmalı. Çünkü bugünkü durum o zaman da yaşanmıştı. Takım derbi havasına bir türlü girememişti. Nedeni de açıktı; bir hafta önce Galatasaray, A.Gücü’nden 4 yemiş, moralsiz ve bitik durumdaydı. Bu sebeple tüm oyuncular derbi havasına girememiş ve sezonun en kötü G.Saray’ını yenememişti. Oyuncular belli ki, hem ligde kötü giden hem de Dinamo Kiev’den 4 yiyen Beşiktaş’ı da çok önemsemiyor. Rakibi önemsemelerini sağlamak bazen teknik kadrodan ziyade yönetime düşer. Gerekli uyarılar yapılır ve takım derbi havasına sokulursa Beşiktaş maçı kazanılır. Aksi takdirde sonuç hüsran olur.Emre ve Dia hazır değilTakımdaki diğer sorun, son Emre ve Dia’nın hazır olmayışları. Bu iki isim hafta başından beri tam kapasiteyle idman yapamadı. Takımdan ayrı çalıştılar. Kimine göre yüksek tempolu maçların ardından dinlenmiş ve tedavi olmuş halleri ile daha da etkili olabilirler. Ama işin bir de diğer tarafı var; ya bir hafta çalışmamanın getireceği rehavet sahaya yansırsa! Santos da Beşiktaş karşısına sıkıntılı çıkacak. Burnu kırıldı, özel maske ile kadrodaki yerini alacak. Onun da ne kadar etkili olacağı şüpheli.
Yazının devamı...

Zirvenin en büyük adayı

31 Ocak 2011
Zorlu geçeceğini düşünüyordu herkes. Rakiplerin kafasında “Antalyaspor ve Trabzonspor maçlarında F.Bahçe puan kaybeder, sarı lacivertli kulüpte kaos ortamı yaşanır” düşüncesi hakimdi. Hiç de beklendiği gibi olmadı. F.Bahçe, Medical Park Antalyaspor ve Trabzon maçlarını kazanıp, 6 puanı kaptı, zirvenin de en büyük ortaklarından oldu. Maçtan ziyade, Fenerbahçe’nin buralara nasıl geldiği önemli...
- Fenerbahçe’de devre arası yapılan çalışmaların, yüksek tempolu antrenmanların meyveleri toplanmaya başlandı. Tempolu, rakibi boğan, yardımlaşması üst düzey bir takım olmayı başardı lacivertliler.
- Arkadaşlık olgusu takıma yerleşti. Geçtiğimiz sezon son 8-9 maçta birbirine sarılan ve tek yumruk olan Fenerbahçeli futbolcular, ikinci yarının hemen başında bu birliği sağladı. Bu da pozitif futbol olarak sahaya yansıdı.
- Bir etken daha var aslında. Umarım öyle değildir. Yüksek bir meblağ, maç öncesinde oyunculara prim olarak vaadedilmiş. Bu para için mi acaba bu kadar tempolu ve göze hoş gelir bir futbol oynadılar, sanmıyorum. Şampiyonluğa inanmışcasına oynadılar aslında.
Şimdi bu tempoyu daha da yükseğe çıkarmaları lazım. Manisaspor, Kayserispor ve Beşiktaş maçları, şampiyonluk yolundaki önemli engellerdir Fenerbahçe adına. Bu 3 maç da sarı lacivertliler lehine sonuçlandığında, şampiyon Fenerbahçe olur.
Yazının devamı...

Kocaman yalnızlık

18 Ocak 2011

Önce Buca, ardından da Yeni Malatya ve hazırlık maçında Samsunspor karşısındaki kötü görüntünün yanı sıra Santos ve Alex krizlerinin iyi yönetilmeyişinin faturası Aykut Kocaman’a kesilmeye çalışılıyor. Artık Kocaman yalnız bir adam ve bundan sonra işi iyice zorlaştı. Tek başına sıkıntılara göğüs geren genç hocanın tek düşüncesi ise Fenerbahçe’nin zarar görmeden sezonu şampiyon kapaması. Ancak öyle durumda ki en yakın dostları bile arkasından hançerliyor. İşte Fenerbahçe camiasında Kocaman ile ilgili konuşulanlar...

YÖNETİCİLER İKİLİ OYNUYOR  Fenerbahçe yönetim kurulu üyeleri artık Kocaman’ı desteklemiyor. Bazı yöneticiler şu anda bile yeni bir teknik direktör getirilmesini istiyor. Yıldırım’ın kulüpteki ağırlığı nedeniyle bu durum açıkça dile getirilemese de yönetim artık hocasının arkasında değil. Şu an için yanındaymış gibi görünseler de sorunlar karşısında kimse eline taşın altına sokmuyor. Kocaman yalnız bırakılıyor.

KORUYUCULARI DESTEĞİ ÇEKTİ Medyada Kocaman’ı destekleyen isimler de kendisiyle ilgili artık olumlu sözler sarf etmiyor. Daha önce sınırsız destek veren yazarlar da Kocaman’a sırt çevirdi. Maçlarda oyuna yeterli müdahaleleri yapamaması ve yanlış tercihleri nedeniyle artık savunulamaz duruma gelmesiyle Kocaman’ın destek kalemleri bir bir eridi. “Sonuna kadar arkandayız” naraları atanlar artık kalemlerini bile oynatmıyor.

TARAFTAR DA SIRTINI DÖNDÜ Fenerbahçe taraftarı artık hocasının arkasında değil ve açık açık istifa seslerini de duyurmaya başladılar. Taraftar forumu Antu’da da Kocaman’ın hesap vermesi gerektiğini söyleyen introlar yayınlanıyor. Sarı lacivertlilerin sabrı taşmış durumda ve Kocaman efsane olduğu taraftarların gözünde artık miyadını doldurdu. Bu konuda da gerekli olan yönetim desteğini arkasında hissedemiyor.

Yazının devamı...

5 kupayı da alacağız

23 Aralık 2010
KATAR’ın başkenti Doha’da yapılan Dünya Kulüplerarası Kadınlar Voleybol Şampiyonası’nda set vermeden zafere ulaşan Fenerbahçe Acıbadem dün yurda dönerken büyük ilgiyle karşılaştı. Şükrü Saracoğlu Stadı’nda basının karşısına çıkan sarı lacivertlilerin takım kaptanı Çiğdem Can Rasna, hedeflerinin büyük olduğunu açıkladı. Tecrübeli sporcu, “Bu sezon hedefimiz 5 büyük kupayı da müzemize götürmek. Bunun ilkini gerçekleştirdik. Sırada 4 kupa daha var” dedi. Fenerbahçe Acıbadem’in maçlarda giydikleri yedek formalar Katar Emirliği’nin ricası üzerine bölgenin en büyük müzesi tarafından alındı. Sarı lacivertlilerden bu konuda yardım rica eden müze yetkililerinin isteğini kırmadı ve formalar müzeye kaldırıldı. Takımın Brezilyalı antrenörü Ze Roberto, kendisini ilk kutlayanın vatanaşı Alex olduğunu söyledi.

Yıldırım artık Emre’ye kızıyor

BAŞKAN Aziz Yıldırım, oğlu gibi sevdiği Emre Belözoğlu’na şu sıralar biraz kızgınmış. Oysa onu transfer ederken ne düşünceleri vardı. Takımda kaptanlığa getireceğini ilan etmiş ve çok kollamıştı. Ancak şu sıralar üç olaydan dolayı tepki gösteriyormuş milli futbolcuya...
Kendine bakmıyor, çok sakatlanıyor. Oysa Alex öyle mi? Kendisini sürekli hazır tutuyor ve maçlarda verimli oluyor.
Emre şu sıralar özel hayatıyla konuşulan Acun Ilıcalı ile çok fazla geziyor. Kafasını maçlara veremiyor.
Kendisine dikkat etmediği için sık sık sakatlandığı gibi sahada agresif tavırlar sergiliyor.

Penaltılar hakeme göre değişiyor

LİGDEKİ A.Gücü maçının oynandığı gün F.Bahçe’de ilginç bir olay yaşanmış. Kamp yaptıkları otelde İstanbul BŞB-Trabzon maçını seyreden sarı lacivertli futbolcular, “Trabzon kesin puan kaybeder” diye düşünüyormuş. Skor 1-1 iken A.Gücü maçı için stada giden F.Bahçeliler, soyunma odasına girdiklerinde Trabzon’un penaltı kazandığı haberini alır. Hemen televizyondan penaltıyı seyreden sarı lacivertliler, gol olunca resmen buz keser. Onların üzüntüsünü daha da artıran olay, Trabzon’a verilen penaltı. Özellikle yabancı futbolcular, penaltıların hakeme göre değiştiği görüşünde birleşmiş.
Yazının devamı...

Aydınlar aday olur mu?

20 Kasım 2010

FENERBAHÇE’de Aziz Yıldırım’ın başkanlığı döneminde çok adaylı kongreler fazla yaşanmadı. Sadece geçtiğimiz sene yapılan kongrede Şadan Kalkavan aday oldu o kadar. Ancak 2012 yılında yapılacak olağan kongre hiç de o kadar sessiz sedasız geçeceğe benzemiyor. Yıllardır Fenerbahçe camiasının ilk adaylar arasında gösterdiği bir isim var. “Bir gün mutlaka başkan olmalı” denilen bir isim; Mehmet Ali Aydınlar. Her kongre öncesinde aday olması beklenen Aydınlar’ın tek şartı vardır, “Yıldırım aday olmaz ise seçimlere girerim.”
Duyumlar farklı
Ancak bu aralar sarı lacivertli camiadan aldığım duyumlar çok farklı. M.Ali Aydınlar, 2012’de yapılacak olan seçimlerde şartlar ne olursa olsun adaylığını koyacakmış. Kulaktan kulağa konuşulanlar bunlar. Bu dedikoduları fısıldayanlar, “Voleybol şubesi adına yaptıkları da puanını oldukça arttırdı Aydınlar’ın” demeyi de ihmal etmiyorlar. Henüz erken belki ama çok adaylı kongreleri üyeler de özlemiş gibi gözüküyor.
Çünkü bazı gruplar toplantı üstüne toplantı yapıyorlar. Kalabalık ve ünlü isimlerin oluşturduğu “Konuşan F.Bahçe Platformu” adı altında Fenerbahçe’nin geleceğini tartışan bir grup var örneğin. Önümüzdeki günlerde bu ekip daha çok katılım ile bu oluşumu güçlendirip, plan ve projeleri ile ilgili bilgi de vermeye başlayacakmış.

EĞİTİM: F.Bahçe Üniversitesi

TESİS konusunda Başkan Aziz Yıldırım ve yönetiminin eline kimse su dökemez bu kesin. Topuk yaylası projesi hızla devam ediyor. Ataşehir’de yapılan basketbol sahası yapımı da hızla sürüyor. Ancak tesis çalışması son bulmuyor. Yeni hedefler de var. Önümüzdeki sene Kenan Evren Lisesi’nin bulunduğu bölgeye inşa edilecek olan tesis için kollar sıvanacak. Ardından da yıllardır hayalleri süsleyen Fenerbahçe Üniversitesi çalışmaları başlayacak. Kayışdağı mevkiinde bulunan Fenerbahçe Koleji’nin arazisi 50 dönüm. Bu araziye Fenerbahçe Üniversitesi yapılacak. Hem de son inşaat teknolojisi ile. Kolej, Fenerbahçe Dereağzı tesislerinin bulunduğu alana, altyapı tesisleri de Alemdağ’da alınan 500 dönümlük araziye taşınacak. Tesis konusundaki atılımlar şimdilik bu kadar gözüküyor. Futbol takımının da başarısı beraberinde gelse, bu tesislerin anlamı çok daha büyüyecek aslında.

TRANSFER: İngiltere’ye kaçtı ama...

F.BAHÇE’NİN alt yapısında bir yıldız adayı var. Mehmet Topçu... 1993 doğumlu bu genci, bir menajer ailesini de ikna ederek apar topar İngiltere’ye götürdü. Premier Lig takımlarından Manchester City ve Newcastle ile görüşmeye. Ama menajerin hevesi kursağında kaldı. Çünkü durumdan haberi olan Fenerbahçe Kulübü yetkilileri devreye girdiler ve genç futbolcunun ailesi ile konuşup ikna ettiler. Mehmet Topçu sadece birkaç günlük İngiltere macerasından sonra Fener’e döndü. Ancak bu olay son günlerde tartışılan menajerlerin, genç futbolcuları nasıl kandırdıklarını gösteren çok önemli bir göstergeydi. Neden mi?

Yazının devamı...

İngilizler Gökay’ı istiyor

13 Kasım 2010

FENERBAHÇE’nin parlayan genç yıldızları Gökay ve Okan için Milli Takım Teknik Direktörü Guus Hiddink’in geleceğe dönük düşüncelerini geçtiğimiz günlerde bu sayfalardan sizlere yansıttık. Hollandalı teknik adam, Futbol Federasyonu Başkanı Mahmut Özgener’e bu iki genç ismi öve öve bitirememiş, gelecek yıldan itibaren de A Milli Takımımız’ın birer parçası olabileceklerini söylemişti.
İşin bu tarafı hem Fenerbahçe adına, hem de Milli Takımımız adına sevindirici. Bu iki gencin de kendileri hakkındaki bu düşünceler karşısında çok mutlu oldukları kesin. Ne yapıp edip bu övgüye layık olmak için çalışmalılar. Bu bilinçte olduklarına da inanıyorum. Aldıkları altyapı eğitimi onlar adına bu durumu kolaylaştıracaktır hiç şüphesiz. Beni mutlu eden bir başka gelişme de Gökay İravul’un İngiltere takımları tarafından takibe alınması oldu. Henüz Fenerbahçe A takımında oynama şansını çok fazla yakalayamasa da, İngiliz kulüplerinin Türkiye’nin genç milli takımlarda oynayanları takibe alması oldukça sevindirici. Hatta bu teklifin resmileştiğini de duydum.

Fenerbahçe bir ilke imza atar mı?

GÖKAY’ı isteyenin hangi kulüp olduğunu araştırdım ama açıkçası öğrenemedim. Fenerbahçe Kulübü belki bu konuda bir ilke imza atar ve İngiliz kulübünün ismini ‘fenerbahçe.org’dan açıklar. Açıklarlar mı dersiniz!  Kim bilir bakarsınız hangi kulüpten resmi teklif aldıklarını bugün ‘fenerbahçe.org’dan hep beraber öğreniriz. Tabii ki duyumlarım doğruysa...

Daum ve kedileri

DAUM ile Fenerbahçe’nin yolları dramatik bir biçimde ayrıldı. Ama ayrılığın bambaşka bir boyutu daha var. 3 sevimli kedi. Daum, Fenerbahçe’nin kendisine tahsis ettiği villasının bahçesinde doğan 3 minik kediyi Almanya’ya götürmek için uğraşıyor. Kediler şu anda Daum’un dostu Yusuf Keskin’in evinde bakılıyor. Bakım masraflarını Alman hoca karşılıyor. Bu 3 şirin kedinin Almanya’ya götürülmesi için bir takım prosedürlerin yerine getirilmesi gerekiyor. Aşıları başta olmak üzere Türk makamlarınca verilecek onay yazısı kedilerin Almanya’ya ulaşmasını sağlayacak. Aylardır bu prosedürlerin yerine getirilmesi için çabalıyor Daum ailesi. Ne kadar hoş değil mi?

Böyle sözleşmeye can kurban!

FENERBAHÇE Kadın Basketbol takımının yıldız Taurasi’yi tanıyorsunuz. Dünyanın en büyük kadın basketbolcularından biri. Geçtiğimiz günlerde Taurasi ile ilgili ilginç bir bilgiye ulaştım. Gelin onu sizlerle paylaşayım...

Yazının devamı...