"Feridun Düzağaç" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Feridun Düzağaç" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.

Feridun Düzağaç

İbret mi ibra mı?

29 Şubat 2012

“CEMAL’iN iSTiKBALi BEŞiKTAŞ’A –şartlı-FEDA OLSUN’’

KULÜPTEN alacakları sorulduğunda ilkin böyle demişti sayın Demirören, ‘’Cemal’in rızkı o.. Ayrılırken elbet alacağım...’’ Sevgili Cemal artık şüphesiz ki daha mütevazı bir hayat sürecek, özel okul yerine aslan gibi devlet okulları var. Başkan’ın giderayak yaptığı şartlı hibe... Kimisi için büyük jest... Kimine göre heba olan yılların yanında devede kulak. Giderken bile golünü atıyor; bu kulübü şartlı hibe formülüyle ‘paralı başkan’a mahkum ediyor... Heba edenin hibesi... Sekiz silindir cipinin camına ya da tavşan kürkünden fiyakalı paltosunun  yakasına ‘grinpiys stikırı’ takmak gibi.. Takılmamak lazım... Hayat hızlı akıyor.. O şimdi federasyon başkanı... Cemal dilerim büyür de babasının yaşına geldiğinde değerleri, duruşu ve finansal yapısı bizzat babası tarafından  başkalaştırılan büyük Beşiktaş’ı eski onurlu heybetli  günlerindeki  gibi yaşama ve hissetme şansı bulur..
Cemal’e ışıklı bir gelecek dilerim.. Babasına yeni koltuğunda iyi şanslar.. Oysa Beşiktaş’ın merakla beklediğimiz yeni başkanının şanstan çoook  daha fazlasına ihtiyacı olacak... Ben bu aşkı ibra etmem Asuman.. Şarkısı bile var..’’ Şimdi  bana kaybolan yıllarımı verseler... Tek bir söz bile söylemeye hakkım yok...”

HAFTANIN CEZASI

“Sana gelemediğim gün öl(dür)düğüm gündür’’

BEŞİKTAŞ taraftar forumlarından bir sevmek vecizidir... ‘Ölümüne seven’ taraftar böyle hisseder..’ “Sana gelemediğim gün öldüğüm gündür” der.. Ve bu sevgi... Her taraftar için kutsal yolculuktur.. İki metreküplük şekilli kerestenin üzeri siyah-beyaz’la kaplanıncaya dek sürer... Amma velakin.. Şimdi... Federasyon raporundan direkt alıntı aktarıyorum.. İzninizle.. “Beşiktaş-Gençlerbirliği maçı seyirci olayları madde 1. Maçın 24. dakikası.. (   ) kapasiteli kapalı tribünün ortasındaki yaklaşık 1000 kişilik grubun yaptığı, bir söylenişi 18 saniye süren ‘Beşiktaş’ım benim.. Biricik sevgilim... Fenerbahçemiz’in...’’ tezahüratının 9 tekrar ile toplam 161 saniye boyunca sürdürülmesi... Madde 2. Maçın 27. dakikasında aynı grubun aynı tezahüratı şu kadar tekrardan bu kadar sürdürmesi... Madde 3. Maçın 35. dakikasında aynı gruba yeni açık tribündeki yaklaşık 500 kişinin katılımıyla... vs..vs...
Kutsal saydığımız yolculuğumuzda keyfimizi kaçıran.. Dişinden tırnağından asgari ücretinden artırıp kombine kart alan cefakar taraftarın maç izleme hakkını gasp eden.. Küfürü matah bir şeymiş gibi.. Beşiktaş’ın alt kültürü haline dönüştürmeye çabalayan o ‘yaklaşık binbeşyüz taraftar’ a sesleniyorum.. Üzerinize örtülecek o siyah-beyaz bayrağa layık olunuz... Arz ederim.

HAFTANIN STADI

Yazının devamı...

Senden başka çare yoksa çaresiziz demek ki!

22 Şubat 2012

‘Demir ağlarla örmek futbolu’

ŞENES Erzik ne kıymetli bir futbol adamı olduğunu yarım gün boyunca hissettirdi bize. “Benden başka çare yoksa aday olabilirim’’ dedi, oh çektik olamadı; durumun çaresizliğini bilecek kadar deneyimli. Üzerinde mutabık olunacak tek isimdi oysa. Şimdi aday Sayın Demirören. Neresinden bakılsa yanlış bir durum.
“Masumiyetimiz anlaşılıncaya ve aklanıncaya kadar kupayı iade ediyoruz’’ diyen duruş aday da olmamalıydı. Ayrıca Beşiktaş’ımızın iki kader maçına çıkacağı bu haftada takımı ve sorunlu futbolcu kadrosunu da kaderiyle baş başa bırakmış oldu;  “şu gelirse cezaları kesemez, bu gelirse anında infaz eder” diye kodluyoruz adayları, olay gün geçtikçe içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Bizi bekleyen yeni sorular var. Mete Düren beyefendinin de dile getirdiği gibi Beşiktaş başkanlığından artık dönüşsüz bir şekilde feragat edecek mi? Federasyonu kazanamazsa geri dönecek mi? Bir hafta önce ‘Beşiktaş ve Kulüpler Birliği Başkanı olarak mahareti ortada’ diye adaylığını küçümsediği Demirören için sevgili İlhan Cavcav Amcamız’a kim nasıl bir telkinde bulundu da ‘Yıldırım Bey etrafında toplanmalıyız’a geldi durum..
Bence yılın en çok izlenen filmi oldu bu şike süreci.. Neyin ne olacağını kimse bilmiyor.. Senaryoyu kimin yazdığını da.. Futbolumuzu ve kulüplerimizin yönetimlerini siyasetten ve siyasi ‘cemiyet’lerden korumak aslolan.. İşte bu yüzden F.Bahçeliler akıl ve yürek üstü bir direnç gösteriyorlar.. Fenerlinin Fener’ine sahip çıktığı gibi derdine düşseydik bu ülkenin sırtımız yere gelmezdi. Sırtım kaşınıyor ve Asuman’ı arıyorum.

HAFTANIN TAKIMI

‘Bülent Korkmaz.. Mavi ateş sönmez’

SEVGİLİ Yaşar’ın şarkısını  seslendirdiği Çelik ile Çeliknaz’ın düğün törenini konu alan reklam filmini izlerken takılıyor aklıma..

Yazının devamı...

Külliyen Asuman ay vil olveys lav yu

15 Şubat 2012

Fenerbahçeliler sonuna dek inandıkları, bugün bile çok güvendikleri başkanlarını, O’nu görmeyi çok özledikleri haliyle, konuşurken anlatırken gördüler.  O’na inanıyorlar. O’nu özlüyorlar.. 7 aydır tutuklu bulunan başkanları ile hala çok güçlü bir iletişim içindeler.. Yan yana.. Gönül gönüle.. 7 ayda sadece 3-4 maçı izleyen bizim kayıp başkan ‘yeter’i duyma riski olmadığı için Braga’da. Ben Asuman’ a geçen sevgililer gününde aldığım ve vurunca ‘ay lav yu’, ‘sensiz ofsaytteyim’ , ‘ölümüne seni sevdim’ , ‘öpüşmek ister misin’ gibi sesler çıkaran sevgililer gününe özel futbol topuna sarılıp Braga maçına kilitlendim: Karejma’nın ayrılmak istediği haberi bir sevgili öpücüğü gibi hayat verdi. Tek korkum Karlos’un da dönmeyip evde kalması.. Biz Beşiktaşlılar ‘kimdi giden kimdi kalan’ın cevabını biliyoruz. Fe abinizin eski bir şarkısıyla sesleniyoruz Karlos’a ..’’gitmek çözecekse, biri gidecekse.. O gitsin.. Sen gitme’’. Asuman.. Sana gelince.. Bir otel odasında ölü bulunacağım güne dek bir senin bir Beşiktaşımın hatıralarında savrulmaya ve son nefesimde bile adınızı anmaya devam edeceğim.. Dün sevgililer günüydü.. Hayaller peşin tek taş’lar 8 taksit.. Asuman için her şeyidir tek taş’ı.. Ölümüne sevdik biz Beşiktaş’ı.

HAFTANIN  KAYBEDENI

MAA...lesef sizden sildik puanları

OLMADI Sayın MAA... Size kucağınızda bulduğunuz saatli bombayı sakince ve kimseye zarar vermeden imha etme görevi verildi idi.. Siz bombayı kalabalığın içine attınız.. Konuştunuz.. Yalanlandınız.. Konuştular.. Yalanladınız.. Bir öyle dediniz.. Bir böyle.. Aslında no problem’di bize göre.. İstifanızdan iki gün sonra açıkladığınız gerekçe.. Fener’e zarar verecek kararda imzanız olmasın hikayesi.. İlk günden beri çözümün önündeki gölge idi zaten.. Sonra yeni bir heyecan ve ‘hayal’ ile çıktınız Birand’a.. Fener’in yeni başkan adayı edası ile.. ‘Yalan söyleyemem hemen anlaşılır’’ dediniz..Ya o Rıdvan’a özür diletme hikayesi.. Geçiniz bunları bir kalemde.. Biliriz ne olduğunu; iki büyük Fenerli efsaneyi bilgilendirmiş ve onlara ‘Fenerin cezası bitti’ demişsiniz.. Eklemişsiniz ‘’ama eksi puan vermek şart’’ ve uyarmışsınız ‘’Başka yerde konuşmayın yalanlarım.. UEFA’ya da yalanlatırım’’..
Siz şeytan’a pabucu ters giydirmeye çalışırken ‘Şeytan’ bastı çalımı size Sayın MAA.. Laf aramızda size bir şey söyleyeyim.. Artık Fener’e başkan olma ihtimaliniz en çok benimkisi kadar.. Rıdvan ve Aykut sadece Fener’in değil Türk futbolseverinin şah’larıdır.. Her şey bir yana şah’ları hiçe sayarak başladınız oyuna.. Ve başlamadan kaybettiniz.. MAAlesef.. Çok saf ve iyi niyetlilerin başarılı olamayacağı üç alan vardır; aşk, siyaset ve futbol.. Üzülmeyiniz yani. Asuman da yalan söyleyemezdi.. Hemen anlardım fakat böğrüme taş basıp aşk uğruna yalanırdım kedi gibi.. Korkarım sizin için de ‘Fener’in başkanlığı’ yeni bir ‘bağıra basılan taş’ hikayesidir; acı badem kırağı çalmaz.. Hem hastane işleri aksamamış olur.. Bi arkadaşıma bi ton film çektirtip ‘sitres’ diye yollamışlar.. Meğer çocuk apandisiti patlatıyormuş.. Benden uyarması.

HAFTANIN TARAFTARI

“Ordulunun sesleri çıksa yukarı çıksa’’

GEÇEN hafta FB-BJK derbisinden tek beklentim sansürlenmeye çalışılan ‘Gençliğe hitabe’ye iki büyük taraftarın ortak bir şekilde sahip çıkması ve maçtan önce okuması idi.. ‘Maçtan önce hitabe okunsun, Türkiye kazansın’ yazmıştım tivitspor’a; Olmadı idi.. Aslan Orduspor taraftarı yaptı.. Sahip çıktı Ata’sının hitabesine. Hepimiz Orduluyuz gayrı.

Yazının devamı...

‘Alkışlarla yaşıyorum. Rakamlara şaşıyorum’

9 Şubat 2012

Aykut Hoca ‘’Çok güçlü bir takımı yendik’’ demiş imiş maçtan sonra.
Karlos ‘’Oynayanın kaybettiğine şahit olduk’’ demiş.miş. Hepiniz kanıp avunsanız Fe abiniz gelmez bu oyuna; bu hafta sözcükleri hiçe sayıp en etkin anlatma biçimine, rakamlara boğacağım sizi.
Yılmaz Özdil sitili biraz. Etkili kafa. Dilerim direk dibinden gol olur, telif neyse veririz.
Yıldırım Demirören Beyefendinin başkanlığındaki 7 yıldan 14 derbi sonucu sırasıyla tarih. Stat. Ve FB-BJK sıralamasıyla sonuç.

* 18.09.2005 BJK İnönü 2-1
* 26.02.2006 FB Şükrü Saracoğlu 2-2
* 19.11.2006 FB Şükrü Saracoğlu 0-0

Yazının devamı...

'Bir defaya mahsus' sevebilseydim sizi

1 Şubat 2012

F.Bahçe mis... Ya Beşiktaşımız?

MEŞHUR genel kurula damgasını vuran iki isim vardı; Beşiktaş’ın başkanıydı biri... Alt satırlarda diğeri de... Bir Beşiktaş Başkanı’nın “Fenerbahçemiz” diyebilmesi benim için alkışlanacak bir tavırdır. Fener’in ‘çubuklusu’na, Cimbom’un ‘parçalı’sına sevgi duymayan bir Beşiktaşlı olduğunu sanmam, lakin önce söyleyene bakmak lazım gelir... Beşiktaş taraftarının başkanına duyduğu öfke; O’nun söylediğine değil söyleyemediklerinedir. Bu sevimsiz süreçte bugüne kadar hep ‘sümenaltı’cı bir tavır sergilediği içindir. Kısa süre öncesine kadar takım arkadaşı olan Serdal Adalı’nın bile kalbini kıran ketumluğunadır tepki.
“Suç varsa cezası çekilsin” diyemeden, ‘bir defaya mahsus’ lobisinden yana olmasınadır tepki. İddianame mağduru takımları “Fenerbahçemiz ve diğerleri” diye tanımlarken, kendi kulübünü ötekileştirebilmesinedir. Farklı amaçlarla da olsa aynı diklikte duran Fenerbahçe ve Galatasaray gibi ‘büyük’ duramayışadır. Kupa iadesiyle sınırlı kalan ve zamanla o eylemin de samimiyetini zayıflatan kararsızlığadır. Yani, ‘kırk yılın başında güzel bir şey söyledi, onu da yanlış yerde söyledi’dir durumun özeti.

HAFTANIN FAULÜ

25 milyonun yüzde 80’i kaç iktidar eder?

BİZZAT federasyon yöneticilerinin küfürsüz konuşmayı beceremediğini ortaya koyan ‘tape’lerden sonra küfürlü tezahürata cezanın çok saçma olduğunu yazmıştım. G.Saray’ın kıymetli başkanı da (her ne kadar sonrasında “Nüktedan bir sohbette yanlış anlaşılan bir cümleydi” diyerek düzeltmeye çalışsa da) mevcut iktidarı neredeyse tamamen G.Saray taraftarının seçtiğini ima ettiler. Kaderin cilvesine bakınız ki, Beşiktaş Başkanı’nın ‘Fenerbahçemiz’ dediği günün akşamı G.Saray Başkanımız da , “İktidar partimiz” demeye getirdi. Demek ki sporu özellikle futbolu siyasetten ayırmak zorunda değiliz artık. Ne mutlu ki ayrı tutulması gerektiğine inandırılan saflardan değiliz. Yorumcusu vekil olan bir futbol ülkesinde hem de. Ben yine de  başkanlarını ‘örtülü özüre’ zorlayan Galatasaray taraftarlarını bu gafa tepkilerinden dolayı kutlarım. Futbol-siyaset ilişkisinin boyutu için ilk seçimleri bekleyen çok taraftar tanımaktayım.

HAFTANIN BAŞKANI

Ömer Hızlıok (Oku yaydan çıkaran adam)

Yazının devamı...

Bu matematik bizi kandırıyor hocam

24 Ocak 2012

Hızlandırılmış kursta dil öğrenmeye çalışmak gibi ‘üç günde bir futbolu’ndan zevk almaya çalışmak. Seyreltilmiş, azaltılmış bir sezon oynatılması lazım gelirken, tam tersi yoğunlaştırılmış bir lig izliyoruz, ortaya garip bir matematik çıkıyor; ‘bir hafta bir TFF haftasından iki kat uzundur.’
“Fenerbahçe, Galatasaray’dan üç kat, Beşiktaş’tan dört kat büyüktür...”
“Bir musluk bir havuzu iki saatte dolduruyorsa, iki musluk da bir saatte doldurur, başka kaynak yoksa..?” “Kulüpler Birliği’nin havuzunu bir TFF bir sezonda doldurursa UEFA kaç sezonda boşaltır..?”
Kulüplerin kaynağı bir, geldikleri gittikleri yol bir, araya kaynak yapmaya çalışanlar var, yanlış. Nihat Bey’in matematiği ne kadar sert ve kendine göreymiş meğer. Büyük futbol düşünürü İslam Çupi’nin bile adını koyamadığı büyüklük denklemini çözüverdi Nihat Bey. Haftanın kırmızı kartı ve tebrikleri kendisine gidiyor, kabul buyursun. Ben de seslenmek isterim Fener’in matematik profesörüne; kendisi bilmez, İnönü Stadı’ndaki müze koridoru girişinde şöyle yazar: ‘Beşiktaş müzesine girmenin dünya kurlarında fiyatı olmadığı daima hatırlanmalıdır.’
Bu benzersiz söz.. Bu ifadenin sahibi Fenerbahçeli İslam Çupi’den başkası değildir.

Haftanın kırılma anları

Bu kural yeniden yazılmalı

BURSA-Sivas maçında adamım Sıkat Karsın topu bir an önce oyuna sokmak istiyor; Sivaslı forvet oyuncusunu eliyle itip oyunu kuracak, fakat o da ne; hakem oyunu durduruyor, hem de penaltı ile başlatmak üzere. Bu karar oynamak yerine oynatmamak niyetindeki oyuncuyu ödüllendiriyor. Hakkaniyet anlayışıma göre yeniden değerlendirilip gözden geçirilmesi gereken bir kural. Ben de bu pozisyonda penaltıya hükmeden Hüseyin Göçek’e çok kırıldığımı iletmek isterim. ‘Üç günde bir futbolu’ndan en büyük zararı hakemler görüyorlar kanımca. Sezona çok fahiş hakem hataları damgasını vuruyor. Evet bir TFF haftasından normale göre iki kat kazanıyorlar belki ama, çok hata yapıyor ve çok kaybettiriyorlar kulüplere.

Yazının devamı...

Çizgiyi geçenler

21 Ocak 2012

O pozisyonda Cenk topu bırakıp ‘’Goldü hocam” dese ne olur diye düşündüm, öyle yapmasını istedim biran;
Sonra ‘doğrusunu’ yaptığına karar verdim, linç edilir biterdi gencecik çocuk, yakardı kendini. Çünkü biz bu güzelim oyunu böyle seviyoruz, sonuç bizim için herşeyden değerli. Maç öncesi taraftar forumlarında, gazete okur yorumlarında hep aynı ‘çirkin kafa’ hakimdi çünkü; Beşiktaşlı Şifo’nun Antalyası her zaman olduğu gibi yenilir hatta ‘’verir maçı nasılsa’’ diyordu futbolsever. Bundan çirkin bir zihniyet ve Al-Meyda’nın tıraşından daha kötü bir tıraş olamaz diye düşündüm, kuaförün ikna gücüne imrendim; o bile hiçbir Beşiktaşlıyı bu takımın iyi olduğuna ikna edemez.
Dileyenler evinde aslan kesilen bir rakibi yenmekle avunabilirler, oyunun hiçbir anında rakibe hükmedemeden kazanan Beşiktaş’ı ben yine kaygıyla izledim. Fernandes’in penaltı aromalı kornerinde Edu’nun kafası ve Ali Turan’ın kafasında patlayan Al-Meyda topu dışında pozisyonsuz, üretemeyen, oynayamayan bir Beşiktaş vardı ilk yarıda, verilmeyen gol dışında mutlak gol olması gereken 3-4 Antalya pozisyonu.
Çanakkale’nin meşhur domatesinin tadı damağımızdayken sera domatesle avunuyor gibiyiz. Al-Meyda ile Edu antrenmanlar dışı~da pleysteyşın filan oynarsa belki bir uyum yakalayabilirler.

Taktik yok totem var

İsmail Köybaşı’nın kırmızı kartını hayra yordum; Tanju’yu olmadı Egemen’i görelim solda; Muhammed’i yedek kulübesinde görmekle bile heyecanlandık. Beşiktaş’ta çok formda, seyri şahane kılan kimse yokken Karlos’un bu onbirdeki ısrarı benim için çizgiyi geçen ikinci şeydi, takımın tek ve en iyisi Toraman’dı, Antalya’da ise kötü yok şanssız vardı; tartışmasız en talihsizi maçın yardımcı hakemiydi, asteğmatlı gözümle ekrandan gördüğümü göremedi.
Karlos bu takımı taktikle değil totemle yönetiyor gibi. Pektemek giriyor öyle ya da böyle gol oluyor, pleyof dörtlüsünün neredeyse kesin olduğu bu ligde Beşiktaş kaygı verici belirsizliğiyle ilerliyor. Dilerim Simao futbolu, benim Asuman’ı özlediğim kadar özlesin, iyi bir Beşiktaş yazacağım günleri özlüyorum. Erken pes eden büyük Beşiktaşlı Nihat’a türkçe, Karlos ve Simao’ya portekizce aynı soruyu soruyorum: Neden?

Yazının devamı...

Leydi Gaga vs ‘Bay GöGü’

18 Ocak 2012

Konuşun da anlayalım, öğrenelim.
Ama konuşacaksanız da adam gibi konuşun, güzel güzel, küfür küfüran eylemeden. Leydi Gaga’yı bilirsiniz, bir dünya yıldızı... Cüretkar ve hafif kostümleri ve röportajlarındaki bozuk ağzı ile bildiğimiz şarkıcı.
Futbolumuzun da artık bir ‘Bay GöGü’sü olmuş.. GöGü derken federasyon ikinci başkanından, adını kısaltarak bahsetmekteyim. Bundan sonra küfürlü tezahürat cezalarını bizzat bay GöGü açıklamalı.. Yanında da küfrettiği başkanı otururken misal.. Belki bir damla utanma duygusu.. Belki bir güzellik geçer içinden.. Belki istifa eder.. Belki üstümüzden bir kuş geçer.. Rahatlarız; ‘yüksek sadakat’imiz pekişir ahlaka etiğe filan..

Haftanın Pankartları

Ver Lefter’e yaz deftere & Nerdesin be olm?

AEK taraftarının, eski futbolcuları Lefter için hem de Türkçe yazılı ‘ver Lefter’e yaz deftere’ pankartı, üzerinde dönen tüm pisliğe rağmen hala ve inatla futbolu sevme sebebimizi gösteriyor. Taraftarın gönlünde masum duygularla saklı tuttuğu bu sevgiyi aydınlatıyor karanlıklar içinde. Bir de canına yandığımın Beşiktaş taraftarı başkanının, sportif direktörünün, hocasının, yöneticisinin soramadığı soruyu soruyor Q7’ye; “Nerdesin be olm?” diyor. Ne güzel ediyor ve sevgili Mete Düren’in itiraf tadındaki maç sonu demeci Beşiktaşımızın nasıl yönetildiğini acıyla özetliyor;
“Evet ne zaman gelir bilmiyoruz.. Evet, ödemeler aksıyor.. Evet, elimizdeki yabancı oyuncular, satalım desek bile alıcısı olmayan oyuncular..”

Yazının devamı...