"Fatih Çekirge" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Fatih Çekirge" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Fatih Çekirge

Yıkmak yeter mi? Bu resmen devleti dolandırmaktır!

Dün yazdım... Ve şimdi...

İmar affını fırsat bilerek, devlete sahte bildirimde bulunanlara...

Gece yarısı “çakma temel” atıp, bunu da fotoğraflayıp, 31 Aralık 2017’den önce vardı diye af belgesi isteyenlere...

Kıyılardaki özel çevre alanlarına iskele atıp, kaçak restoran açanlara...

Öfke yağıyor. Vicdanlarda infilak var... Koylar belli, körfezler belli... İsim isim araziler belli...

Antalya’da 640 kilometrelik sahil şeridinde bu “dolandırıcılığı” yapanların bir bölümü tespit edildi. Helal olsun Antalya İl Çevre Müdürlüğü’ne... Peki 1000 kilometrelik Muğla sahilleri ne olacak. O muhteşem körfezleri kim denetleyecek. İşte şimdi Antalya’da yıkım yapıyorlar.

Peki yıkım yeter mi?

Ortada resmen devleti dolandırmak var.

Bunun kanunda bir cezası olmaz mı?

Eğer yalnızca para cezasıysa, bunu verip kurtulanlara... Jandarma gidince arkadan yine yapanlara karşı bu mücadele başarılı olabilir mi?

Ortada öyle büyük bir rant var ki...

Adam cezayı ödüyor. O temel orada duruyor. Sonra yine yapıyor. Bir tutturdu mu, “milyonlarca liralık rant cebinde” kalıyor.  

Ödediği ceza yanında çekirdek kalıyor.

Üstelik bunu Hazine arazisinde bile yapıyor.

SIKI DENETİM VE CAYDIRICI CEZA

Şurası açık... Özel çevre alanları, sahiller ve sit alanlarında yıllardır bu işgale karşı devlet mücadele veriyor... Ama nasıl...

Belediyelere soruyorsun:

Şu koyda adam kaçak ev, lokanta, iskele yapıyor...”

Cevap: 

Bu şekilde binlerce dosya var. Adam bir de bölge idare mahkemesinden durdurma aldı mı, elimiz kolumuz bağlı. Yıllarca bekle.”

Belediye hem dertli hem de kendi çapında haklı... Jandarma’ya soruyorsun:

“Ben kolluk görevi yaparım. O kadar” diyor... O da kendi çapında haklı...

Turizm Bakanlığı ayrı çalışıyor...

Orman Bakanlığı, ayrı bir makam...

Peki herkes haklıysa, bu talanı kim durduracak arkadaş... Bu talanı durdurmanın ciddi bir yolu olmalı. Tek bir otoriteden ve ciddi bir yasal düzenlemeyle caydırıcı bir sistem... Öyle ki, milletin malına çöküp, oradan rant amaçlayanlar bunu aklına bile getiremeyecek hale gelmeli.

Ceza dediğim de işte budur. Mesela ortada “devleti dolandırma suçu” varsa...

Bu memleketin aslan gibi Cumhuriyet savcıları var. Doğrudan dahil olabilirler.

Yani belediye zabıtasının jandarma eşliğinde vurduğu “mühür”le değil...

Çünkü o “mühür” kısa süre sonra deliniyor. Çünkü caydırıcı bir cezası yok. 

Bu konuda defalarca toplantılar yapıldı.

Ankara’da birçok çevre bakanıyla görüşmeler yaptık. Hayatını bu denizlerin, bu koyların temizliğine ve tarihine adamış denizciler, çevreciler birçok defa bir araya geldi. Hatta Ankara’da kurullar oluştu. Ama olmadı.

İşte o nedenle bir kez daha öneriyorum.

1) Bu coğrafyada yapılaşmaya bir standart getirilmeli...

2) Milletin arazisini işgal ederek ya da kendi imarsız arazisine oldubittiye getirip yapı dikenlere karşı sağlam ve caydırıcı bir ceza sistemi getirilmeli...

3) Özel çevre bölgeleri, tarihi bölgeler, ören yerleri ve sahiller için yeni ve gerçekçi bir kanuni düzenlemeye ihtiyaç var.

Üzülerek söylüyorum ki... Ege adalarının Yunan tarafındekilere gidin. Yeşili, ağacı olmayan o adalarda kartpostal gibi evler var. Belirli bir standartta ve renklerde bir tablo gibi yapılmış. 

Bodrum’a bakın...

Çalakalem bir beton mezarlık görüyorsunuz.

O müteahhit, hâlâ arsa kapatıp, “lüks konut” vurgunu peşinde. Ne yolu, ne doğayı, ne denizin kirlenmesini düşünen var. Binlerce konut mantar gibi yükseliyor. Ama arıtma yok.

İşte tekrar yazıyorum... “Üç taraf denizlerle çevrili” diyerek övdüğümüz bu sahiller elden gidiyor. Bu gezende bir başka Ege, bir başka Akdeniz yok... Denizler, sahiller, yaz ayları gelince hatırlanacak takvim yaprağındaki manzara fotoğrafları değildir... Gelecek nesillerin, insanlığın ortak değeridir...

O nedenle bir ses bekliyorum. Sahilleri, ormanları, kuşları, pavuryaları, yunusları, balıkları, o güzelim hayvanları duyacak bir ses.

Onlar konuşamıyor diye... Biz susacak mıyız?

TBMM BAŞKANI SAYIN ŞENTOP HADİ LÜTFEN ARTIK!

Tam yazımı “Onlar konuşamıyor diye biz susacak mıyız?” diye bitirmiştim ki...

Ankara’dan bir haber geldi:

“Çubuk ilçesinde siyah çöp torbalarına konulmuş halde onlarca köpeğin cesedi bulundu...”

Peki ne oldu şimdi:

Hâlâ sahiller, ormanlar katlediliyor...

Ve yine caydırıcı bir yasa yok...

Yine hayvan katliamı...

Ve yine hayvan hakları yasası Meclis’te sıra bekliyor.

Yine yıllarca tecavüz edilen genç kızların cesetleri... Yine çocuk istismarı...

Ve yine yasa Meclis’te sıra bekliyor. 

Peki bu Meclis neyi bekliyor arkadaş...

TBMM Başkanı Sayın Şentop, biliyorum siz duyarlı bir insansınız...

Milletin vicdanında bir karadelik halini alan şu yasaları lütfen gündeme alın artık...

 

FENER-GS MAÇI İÇİN İÇİMDEN GELDİ

NE olur kollarında siyah bantlarla çıkacaklarına... Bu defa göğüslerinde karakalem bir Can Bartu figürüyle çıksalar...
Allah rahmet eylesin...

 

 

X