"Fatih Çekirge" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Fatih Çekirge" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Fatih Çekirge

Yere kapandı ve Allah’tan öyle bir af diledi ki

BU sözleri dün DHA’dan gelen bir haberden aldım. Bir din adamı yere kapanıyor ve şöyle dua ediyor...

Aslında Allah’tan af diliyor.

Sırasıyla aktarıyorum:

- Utancı kaybetmek de utanç vericidir.

- Nefret, egoizm, kibir, hırs, intikam duygusu, açgözlülük, yolsuzluk ve Tanrı’ya ortak koşulması gibi günahlardan ötürü af diliyorum.

- Genç kuşaklara, savaşlar ve bölünmelerle parçalanmış gençlerin, küçüklerin, hastaların ve yaşlıların kenara itildiği, egoizm tarafından yiyip bitirilmiş bir dünya bırakıyor olmasının utancı içindeyim.

- Herkes seni terk etse de, ben seni asla bırakmayacağım. Seni değil, gücü seçmek utanç verici. Seni değil, gösterişi ve parayı tanrı olarak seçmek, sonsuzluk yerine dünyeviliği tercih etmek utanç vericidir.

Arkadaşlar...

Sizce yere kapanarak bu affı kim dilemiş olabilir.

Ben okudukça şaşırdım

Bizim her Fatiha’da ve sonrasında... 

Her cuma... 

Her cenaze arkasından...

Yani hayatımızın her anında ettiğimiz dualar, iç geçirmeler, niyetler, secdeler...

Ve “Affeyle yarabbi” diye biten, el açmalarımız bu değil midir?.

İşte o an hatırladım.

Endülüs...

Granada’daki Elhamra Sarayı’nın tavanları... İslam dünyasının Endülüs’e bir aydınlık gibi indiği o inanç abidesi..

Tavanlarında şöyle yazıyordu:

Allah’ım beni kibirden koru”.

Aslında Attar’dan, Arabi’den Mevlânâ’dan ve daha nice İslam derinliğinden bize kalan da bu değil midir?

Peki dün Doğan Haber Ajansı bu haberi nereden geçiyordu?

Roma’dan...

Peki yerlere kapanıp bu duayı eden kimdi?

Papa Francesco...

Allah ondan razı olsun..

Duası kabul olsun.

Tamam ama...

Aynı anda sormadan edemedim:

Genç kuşaklara, savaşlar ve bölünmelerle parçalanmış gençlerin, küçüklerin, hastaların ve yaşlıların kenara itildiği, egoizm tarafından yiyip bitirilmiş bir dünyayı bırakan kimdir?”

İşte Suriye...

Sahile cesedi vuran Aylan bebek bu af dilemenin neresindedir?

Bana göre tam ortasındadır...

Peki...

İnsanlığa, mazluma, düşküne, hastaya karşı egoizmi bir duvar gibi ören kimdir?

Suriye’de... Irak’ta... Filistin’de... Meksika sınırında...

Her gün bir çığlık halinde yaşayan tel örgü çocuklarında...

Ve Afrika’da.

Yıllarca “köle ticaretini” koloni yasasına dönüştüren ve “Size medeniyet getiriyorum” diyen bu sömürgeci açgözlülüğün tarihi karşılığı nerededir?

Dünya savaşı denilen o “vahşi paylaşımı” bir türlü bitiremeyen o açgözlülüğün, oburluğun, işgalciliğin, sömürgeciliğin Ortadoğu, Afrika ve Körfez’deki tarihi karşılığı nedir?

Daha çok sorabilirim.

Ve biliyorum ki...

Benim sorduğum bu samimi sorular, sevgili Rinaldo Marmara tarafından okunacaktır.

Amacım sorgulamak değildir.

Aynı Allah önünde yere kapanan inananlar olarak... Yaşanan bu ikiyüzlü dünya politikasına karşı...

Bu duayı edip af dileyen Papa hazretleri Francesco’ya kendi adıma bir tek mesaj göndermek istedim.

O da şudur:

Size saygı duyuyorum.

Ve sizin bu dualarınızdan çok kısa süre önce biz de kandilde aynı duaları ettik... Aynı duyguları paylaştık. İnsanlık için aynı hayalleri kurduk. Sonuçta af diliyoruz. Sizinkini de Allah kabul etsin...

Umarım bu dualar her sene tekrar edilen bir protokol olmasın. Yani dünya her geçen gün daha çok açgözlülüğe ve kibre teslim olurken, her yıl bir protokol olarak böyle bir af dileme töreni nereye kadar gidebilir?

Ne kadar inandırıcı olabilir? 

Umarım bunu da sorgulamak gerekir.

Ve çok iyi biliyorum ki:

Benim kadar siz de bunu sorgulama ahlakına sahipsiniz...

O nedenle diyorum ki...

Acaba bir gün gidip Birleşmiş Milletler toplantısında konuşsanız ve bu söylediklerinizi orada  anlatsanız... Yani hakkın üstünlüğü için, dünya 5 devletin kararına bağlı olmasın deseniz...

İnsan için...

Allah için der misiniz?

Çünkü bu gün dilediğiniz affın gerekçesi oradadır...

En derin saygılarımla...”

X