"Fatih Çekirge" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Fatih Çekirge" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Fatih Çekirge

Yavrusuna kim elveda diyebilir?

YILLARIN Selim Sırrı Spor Salonu’nun önü...

Kim bilir kaç olağanüstü kurultay, kaç kongre izlemişimdir orada.
Bir zamanların koca Selim Sırrı’sı küçücük kalmış...
Şimdi karşısında dev Arena...
AK Parti’nin olağanüstü kongresini izliyorum.
Selim Sırrı’dan Arena’ya doğru o kurultayları hatırlıyorum.
Ve anlıyorum ki...
İster kabul edin, ister etmeyin, ‘artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak’...
İşte ağaçların altında onlarca, yüzlerce insan... Kadın-erkek Erdoğan’ı dinliyor.
Hemen yanımda Merzifon’dan gelmiş gençler... Biraz ötede yaşlı bir adam... Gözü dev ekranda.
Niğde’den gelen heyet “Sultan Alparslan” deyince ayağa kalkıp coşkuyla bağırıyor.
Dikkat ediyorum...
Yavrusuna kim elveda diyebilirErdoğan içeride konuşurken, dışarıdakiler sanki yanındaymış gibi heyecanlı.
İçeride de durum farklı değil.
Erdoğan salonun ortasına kurulmuş platformda yürürken öyle bir manzara vardı ki...
Salonun ortasında delegeler ayakta, fotoğraf çekiyor, çılgınlar gibi alkışlıyor...
Tribünlerde seyirciler fotoğraf çekip çılgınca alkışlıyor...
Kim seyirci kim delege farkı yok. Heyecan aynı...

ÖZAL, DEMİREL, GÜL VE ERDOĞAN FARKI

Özal Köşk’e çıkarken ANAP’a konuştuğunda hava böyle değildi...
Çünkü veda etmişti...
Demirel Köşk’e çıkarken DYP’ye konuştuğunda hava böyle değildi...
Çünkü veda etmişti.
Gül, Köşk’e çıkarken AK Parti’ye konuştuğunda hava böyle değildi.
Çünkü veda etmişti...
Ama bugün Erdoğan’la birlikte iki önemli fark yaşanıyor.
1) Erdoğan, Özal, Demirel ve Gül’den farklı olarak halk tarafından seçiliyor. Bu nedenle de halk tarafından seçilmiş ‘ilk cumhurbaşkanı’ ifadesini kullanıyor.
2) Partisine veda etmiyor. İcraatın tam ortasında yer alıyor.
O nedenle de salonda öyle bir hüzün, öyle bir kesin veda hâkim değil.
Böyle bakınca...
Önümüzdeki dönemde yarı başkanlık sistemine yönelik bir anayasa hazırlığı mutlak görünüyor.
Dün Ankara Arena’da bir an Selim Sırrı’da izlediğim kurultayları hatırladım.
Şimdi o Selim Sırrı Salonu, kurultaylarıyla birlikte sanki tarihe karışmış.

DAVUTOĞLU DÖNEMİ

Salona baktığımda bazılarının gözlerinde okuduğum soru şu:
“Davutoğlu, Erdoğan’ın yerini doldurabilecek mi?”
Belli ki bu soru çok geniş bir alanda soruluyor.
Ama bana göre yanlış bir sorudur.
Nitekim Tayyip Erdoğan konuşmasında birkaç kez, “AK Parti hiçbir zaman tek adam partisi olmadı” diyerek bu soruları karşılıyor.
Bir başka açıdan bakınca, bana göre Davutoğlu, Erdoğan’dan boşalan bir yeri doldurmuyor.
Çünkü Erdoğan klasik anlamda veda etmiyor.
Aslında başka bir yönetim biçimine geçiliyor.
Bu yeni yönetim biçiminde belli ki Erdoğan, Davutoğlu ile birlikte ve çok yakın çalışacak.
O nedenle Davutoğlu’nun önüne bir Erdoğan karizması çıta olarak konulursa bu yanlış olur.

İLKELER Mİ KİŞİLER Mİ?

Erdoğan konuşmasında bir önemli detayın da altını çizdi.
Bu da “Biz isimlerin değil, ilkelerin partisiyiz” sözüdür.
Bu vurguyu, “Davutoğlu’nun bir emanetçi” olmayacağı mesajı olarak yorumluyorum.
Yani emanet edilen şey, ilkelerdir.

‘AŞKIMI EMANET EDİYORUM’

Kongrenin en duygusal anı Erdoğan’ın şu sözüydü:
“Ben size aşkımı, kavgamı emanet ediyorum...”
Böyle bir emanetten sonra Erdoğan AK Parti’ye “veda etti” denilebilir mi?
Kim yavrusuna elveda diyebilir.
Vesselam...

X