"Fatih Çekirge" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Fatih Çekirge" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Fatih Çekirge

‘Türk Memet nöbete’

INDEPENDENT gazetesi bir çağrıda bulunuyor:

“Türkiye sana ihtiyacımız var.”
ABD yönetiminin isimsiz yetkilileri Türkiye’ye çağrıda bulunuyor:
“Cephede ön saflarda olun.”
Bu manşetleri görünce önümüzde beliren asli soru şudur:
-Biz bu olaya Türkiye’yi “İncirlik Üssü”nden ibaret gibi gören bir kafadan mı bakacağız, yoksa köklü bir çözümden mi?
-Avrupa Birliği’ne gelince, vize üstüne vize koyup, fasıl üstüne fasıl açan bir zihniyete, Türkiye neyi nasıl anlatacaktır?
-Orada uzakta bir genç delikanlı var. Adı Türkiye... İhtiyacımız olduğunda asker verir... Böyle mi?
Sanıyorum Ankara bunu anlatmak için uğraşıyor.
Dikkatle bakarsak...
Körfez savaşlarından bu yana, Afganistan’ı da katarsanız, İslam zemini kullanılarak ortaya çıkarılmış birçok terör grubu görüyoruz.
Mesela Afganistan’da El-Kaide...
CIA’in Sovyetler Birliği’ne karşı besleyip silahlandırdığı bir hareket.
Sonradan dünyanın başına bela.
Şimdi IŞİD...
Ardından Horasan...
Daha önce Hamas da bir terör örgütü olarak tanımlanmıştı.
Şimdi siyasetin içinde.
Demek ki tepkili ve teröre hazır bir tabanın demokrasiye ayarlanması mümkün olabiliyor.
-Çünkü olayın en çarpıcı yanı dışarıdan beslenen bu terör örgütlerinin kolayca taban bulabilmesidir.
-Çünkü İslam gibi çok kuvvetli bir inanç kolayca kullanılabilmektedir
-Çünkü bütün bunlara dünya gelir grafiğinin son sıralarına düşmüş, işsiz, aç ve umutsuz Ortadoğu gençliğini ekler, buna da bir dini motif yerleştirirseniz çok kolay taban bulabilirsiniz.
Örnek mi?
Filistin için FKÖ vardı. Sol bir örgüttü. Sovyetler zamanıydı. Sovyetler çöktü. FKÖ dağıldı. Yerine Hamas gibi dinsel tanımlı bir örgüt geçti.
Hamas’ı terör örgütü olarak gören Batı, seçimlerin sonunda iktidara gelince ne yapacağını şaşırdı. Çünkü yeterince anlamamıştı.
Şimdi yazının başındaki soruya dönebilirim:
“Türkiye Batı için yalnızca askeri bir güç müdür?”
Geçmişte yalnızca NATO üyesi olarak bir “görev gücü” olarak bilinen Türkiye şimdi bir şeyler söylemek istiyor...
Mesela IŞİD’ı bombalayabilirsiniz. Ancak dünyadaki bu adaletsizliğin Ortadoğu’yu bir terör bataklığına çevirmesini engelleyemezsiniz.
O adaletsiz coğrafyada yaşayan Müslüman gençteki isyan bir şekilde sürecektir.
Çünkü bu coğrafyada petrol hâlâ demokrasiden daha değerli olarak görülmektedir.
Türkiye dünyaya ve özellikle Batı’ya bu coğrafyanın kurtuluşunun demokratik eğitimden geçtiğini anlatmak zorundadır.
Bunu Esad anlatamaz.
Mısır’dan Darbeci Sisi anlatamaz...
Hayatlarında seçim nedir bilmeyen ‘Emirlikler’ anlatamaz...
İnsanın özgürlüğünü mezhep savaşlarıyla boğan yönetimler anlatamaz.
Aşiretler anlatamaz.
Hâlâ kadınlara araba kullanmayı yasaklayan Suudi Krallığı hiç anlatamaz...
Peki kim anlatacak?
- Elbette yüzyıllık demokrasi tarihi ile bu toprakların tek örnek demokratik ülkesi olan Türkiye anlatacak.
- Bu topraklarda emperyalizme karşı Kurtuluş Savaşı vermiş olan tek ülke olarak Türkiye anlatacak.
Eğer bugün kendi içinde 30 yıldır süren bir savaşa rağmen...
Geliştirmeye çalıştığı barış ve demokrasi süreci ile bölgeye demokrasi örneği olmayı hedefleyen Türkiye anlatamazsa, kim anlatacak?
Demokrasinin halkların özgür iradelerinde serpilip geliştiğini bilen Türkiye anlatacak.
Yani öyle İslam’ı topyekûn bir terör coğrafyası gibi göstermeye çalışan uzaktaki yönetimlere, akıllı füzelere, Bush kafalılara...
“Benim güçlü silahlarım var, havadan vurur geçerim” diyen o egemen zihniyete karşı bu coğrafyanın gerçeğini kim anlatacak?
“Bak iki körfez savaşında da vurdun geçtin. Ama ne oldu? Şimdi yine buradasın...” mesajını kim verecek?
Elbette demokratik Türkiye anlatacak...
Türkiye artık İncirlik Üssü’nden ibaret değildir.
“Önce bombalarım, sonra çözerim” diyen o kovboyluk ve hoyratlık yerine...
Bu coğrafyanın inançlarını, etnik kimliklerini, acılarını anlamaya çalışıp demokratik bir zenginliğe dönüştürmeye çalışan bir hazırlık gerekiyorsa eğer...
Bu hazırlığı elbette Türkiye anlatacak.
Türkiye elbette IŞİD ya da Horasan gibi bir vahşet çetesine karşı en ön safta mücadele etmelidir.
Ancak bu mücadeleyi yalnızca bir askeri güç olarak değil...
Artık çözüme yönelik siyasi bir alternatif olarak da sunmalıdır.

BOMBALARDAN SONRA


Dönüp yine aynı yere geliyoruz.
Bombaları attıktan sonra ne olacak?
Terör bitecek mi?
Elbette hayır.
İşte o yüzden...
Türkiye bütün bunları anlatabilmek için, bu coğrafyadaki tüm etnik kimlikleri kucaklayabilecek büyük bir demokratik güç olmalıdır.
Askeri güç olmak kolaydır...
Verirsin parayı, alırsın silahı...
Ama cesaret, akıl ve demokratik ahlak öyle parayla alınamaz.
Yıllara yayılan bir kültür ister.
Türkiye işte o kültürü bir nakış gibi işlemenin merkezi olmalıdır.
Ben işte o yüzden, İncirlik Üssü’nü değil Mardin’de Kürtçe kürsüsü olan üniversiteyi önemsiyorum.
Harran’dan Kobeni’ye kadar, Akdamar Kilisesi’nden Siirt’in Tillo’suna kadar ve hatta Efes’ten Bağdat’daki demiryoluna kadar, Boğaziçi Üniversitesi’nden ODTÜ’ye kadar bu coğrafyanın tüm kültürlerini, inançlarını, dillerini, hissedip kucaklayabilecek bir ülke olarak bu gerçeği ancak demokratik Türkiye Cumhuriyeti anlatabilir.
Bu yaşananlara baktıkça...
Hiçbir mazhepçilk ayrımı yapmadan...
Bireyin ve vatandaşlık bilincinin teba olmadığını bilerek...
Türk’ü, Kürt’ü, Laz’ı, Çerkez’i, Boşnak’ı, Arap’ı, Ermeni’si, Rum’uyla... Yahudi’si, Sünni’si, Alevi’si, Ezidi’si Nusayri’siyle bu coğrafyanın en büyük milli mücadelesini veren ve oradan 1920 Anayasası’nı yapıp, çok partili, çok kültürlü, çok inançlı hayatın temelini atan Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarıyla bir kez daha gurur duyuyorum.
Türkiye “Türk Memet” nöbete dedirtmeyen ve bir incirlik Üssü olmadığını gösteren bu gerçeği anlatmalıdır artık...

X