"Fatih Çekirge" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Fatih Çekirge" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Fatih Çekirge

Suyu seven adamın hikâyesinden: Kamyon kasasından imparatorluk tahtına

1900 yılı başlarında bir yaz sabahı.

Çocuk denilecek yaşta bir genç, Girit’ten tekneye atlar ve rotayı Anadolu’ya çevirir. Ahmet Cemal.

Ve İzmir’de bir marangozhanede işçi olarak başlayan macera, unutulmaz hayat hikâyelerine dönüşür.

Ahmet Cemal’in hikâyesine geleceğim.

Ve elbette sonra “mükemmelin hikâyesi” Nevzat Bey’e.

Çünkü Nevzat Bey’in hikâyesi bir solukta okunacak bir kitaba dönüşmüş.

Ve o kitapta beni çok etkileyen bir hayat kesişmesi var... Anlatayım.

Genç Ahmet Cemal, Girit’ten Anadolu’ya rota tuttuktan 70 yıl sonra...

Oğlu Nevzat Bey, 1978 yılı baharında Atlanta yakınlarında bulunan Marietta’daki şişeleme fabrikasını ziyarete gider. Ziyaret amacı yeni fabrikalar kurup büyütmektir.

Depoları gezerken, 25 yaşlarında bir Türk gencinin orada stajyer olduğunu öğrenir.

Merak edip görüşmek ister. 

Bu genç her sabah saat 04.00’te kalkıyor. Kamyonlarla dağıtıma çıkıyor. Perakende dükkânlarına gidip şişeleri raflara diziyordu.

Bir akşamüstü yorgun argın depoya dönüp kamyondan henüz inmiş, hesapları yapıyordu ki, depo amiri geldi. 

Türkiye’den ziyaretçileriniz var” dedi.

Ayvalık doğumlu genç İzmir’den gelen bu ziyaretçiler için çok şaşırmıştı. Hemen üniformasını çıkardı. Duşunu aldı, elbiselerini giydi.

İçeri girdiğinde Nevzat Bey’le karşılaştı. Saçları ağarmaya başlamış bir işadamı ona gülerek “Memleketten selam getirdim” dedi.

Arkadaşlar...

Nevzat Bey İzmir sanayisinin duayenlerinden Nevzat Özgörkey’dir.

Ziyaret ettiği tesis Atlanta’daki Coca-Cola fabrikası ve deposudur.

Orada her sabah 04.00’te kamyon kasasına çıkıp şişe dağıtan genç stajyer ise...

Yıllar sonra Coca -Cola’da inanılmaz başarılara imza atan ve bu dünya marka devinin yönetim kurulu başkanı ve CEO’su olan Muhtar Kent’tir..

Nevzat Özgörkey, sonradan Türkiye’de ve yurtdışında Coca-Cola fabrikalarını kuran, Efes Pilsen’in kurucusu ve isim babası, insan sevgisi ve nezaketiyle hatırlanan işadamıdır.

Coca-Cola’yı Türkiye ve çevresinde muazzam bir yatırıma dönüştüren Nevzat Bey’in genç stajyer Muhtar Kent’le karşılaşması bile ne çok şey anlatıyor.

Oğulları Cemal ve Armağan, kızları Özlem Adalı, Nevzat Bey’in film senaryolarını andıran girişim, cesaret, öngörü ve macera dolu hayatını bir kitaba dönüştürmüşler.

Kitabın yayın koordinatörlüğünü de Nuri Çolakoğlu yapmış.

Bir solukta okudum.

Ahmet Cemal Bey’in, İzmir’de bir marangozhanede başladığı iş hayatı kuşaklar sonra büyür. Oğlu  Nevzat Bey, su motorlarından Milangaz’a, Coca-Cola’dan Efes Pilsen’e ve daha nice yatırıma kadar birçok girişime imza atar.

Her bir yatırım macera tadında bir öyküdür.

Ama bana göre Nevzat Bey’in hayat hikâyesinin asıl mesajı şudur:

Ne kadar zengin olursanız olun...

Ne kadar başarılı bir işinsanı olursanız olun... Asıl zenginlik insan sevgisidir. İnsana olan saygıdır.

Nevzat Bey’in başarılarla dolu iş hayatı, işte o insan sevgisinin hikâyesidir.

Suyu sevmesi ondandır...

Allah rahmet eylesin...

İYİ Kİ VARSINIZ SAYIN BAKAN

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk
bugün Şırnak’ta.

Benim için Şırnak’ın ayrı bir önemi var.

Çünkü oradaki bir dağ köyünde, Emine öğretmen ve eşi çıplak ayaklı çocuklara yardımla bot bulup giydirmişlerdi.

Ben Emine öğretmenin çıplak ayaklı bir çocuğun ayağına eğilerek bot giydirdiği anın fotoğrafını yayınlayınca...

Türkiye’nin dört tarafından yardımlar yağmıştı.

Genç öğretmenler o yardımlarla karlı kış yollarında paltosuz, botsuz gidip gelen öğrencilerini tek tek giydirmişler hatta okulun eksiklerini tamamlamışlardı.

Ama ne olduysa olmuş, o okula bir kadrolu öğretmen atanınca Emine öğretmen işsiz kalmıştı. İşte bunu yazmıştım ki...

Yazının çıktığı gün Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk aradı:

Fatih Bey yazınızı okudum. Doğrusu çok üzüldüm. Mahcup oldum. O öğretmenimiz için elimden geleni yapacağım. Hatta önümüzdeki günlerde Şırnak’a gidiyorum. Fırsat bulunca kendileriyle görüşeceğim.”

Ne kadar mutlu oldum bilemezsiniz.

Emine öğretmen işsiz kalınca dünyası yıkılmıştı. Küsmüştü. Eşinin köyüne sığınmıştı.

Ama şimdi, Ziya öğretmenin duyarlılığı onları yeniden okula, çocuklara döndürüyor.

Emine öğretmen için “Kalbi çocuklara kadrolu kendisi kadrosuz öğretmen” demiştim.

Şimdi kalbi öğretmenlere ve çocuklara kadrolu bir Milli Eğitim Bakanı olduğunu görüyorum.

Keşke şu kadrolu-sözleşmeli öğretmen ayrımı çözülse.

Öğretmenleri yalnız 24 Kasımlarda değil, her gün hatırlasak.

Sevgili öğretmenlerimizi...

Medeniyetin temel taşlarını...

X