"Fatih Çekirge" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Fatih Çekirge" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Fatih Çekirge

Lefter’e özgürlük

BÜYÜKADA’nın kadim hafızası “Fıstık Ahmet”, Prinkipo’nun önüne bir Lefter heykeli koydu.

Lefter’e özgürlük



Lefter’e özgürlük


Eyvahhhh!!!
Heykel savcılık oldu. Çekenler, çekemeyenler, ifadeler, karakol...
Sonuç: Savcılık olaya el koydu. Ve heykelin üzeri örtüldü...
Yani heykel karardı.
Oysa herkes biliyor ki...
Ahmet Tanrıverdi, yani Fıstık Ahmet, adanın sivil tarihçisidir. Yaşayanıdır.
Ölülerin, mezarlıkların, anıların, mutlulukların, acıların, sürgünlerin sessiz sayacıdır Ahmet...
Aslında Fıstık, herkes için bir “dostluk adası”dır.
1964’te adadan Yunanistan’a zorunlu olarak göç eden ya da sürülen Yunan tebaalı ve adalı ailelerin çocukları, yıllar sonra geri dönüp de hangi sokakta büyüdüklerini öğrenmek istediklerinde Fıstık Ahmet’i buldular...
O da gitti onları Atina’da buldu. Hikâyelerini dinledi. Atina’daki Büyükada kitabını yazdı.
O dramları anlattı.
Yani böyle bir duygusal hafızadır Fıstık...
Peki bunu en iyi kim bilir?
Fedon bilir.
Ruhban okulu papazı Elpidoforos bilir...
Ressam Berç bilir.
Nino Varon bilir.
Babasının kemiklerini Atina’dan gizlice adaya taşıyan Avukat İrini Notis bilir.
Demirci Hüseyin Aydın bilir.
Ataol Behramoğlu bilir.
Ve en önemlisi Lefter bilir...
Neyse ki mahkeme Lefter’in üzerindeki örtüyü, karartmayı kaldırdı...
Ve dün Prinkipo’nun önünde bir tören düzenlendi.
Böylece Lefter heykeli yeniden özgürlüğüne kavuştu. Ada yeniden ada oldu.
Zaten şehirler de adalar da ülkeler de insanlarına, heykellerine, türbelerine, mezarlarına, anılarına saygı duyunca şehir oluyor...
Başka türlü, birbirimizin üzerine basa basa, gırtlaklarımızı sökercesine bağıra bağıra, nefret kusarcasına ve yasaklarla kirlendiğimiz yerlere şehir denebilir mi?

O gece itibariyle siyah-beyaz

PERŞEMBE gecesi bizim mahalle bir penaltı alanıydı...
Hepimiz yedek kulübesindeydik...
Mahallenin o geceki yedek kulübesinin adı, Timothy’s Cafe’ydi...
Yeniköy öyle bir penaltı yaşıyordu ki...
Bütün çocuklar toplanmış ve cıvıl cıvıldık...
Mesela ben o sırada, simsiyah ve bembeyaz bir Galatasaraylıydım.
Kartal kanadı kuşanmış, uçmaya hazır bir Arslan...
Ve uçtuk da...
Helal olsun sana Beşiktaş...
Helal olsun, onun bitmek tükenmek bilmeyen AVM’siz Çarşı’sına.

X