"Fatih Çekirge" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Fatih Çekirge" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Fatih Çekirge

Haritayı değiştirmek isteyenler yine büyük bir savaşın peşinde!

"KUZEY Kore krizi” tam bir “kuşa bak” aldatmacasıdır.

Yani siz Kore’ye bakarken Kudüs ve Ortadoğu’da sihir deniyorlar.

Sihirbazlar öyledir ya...

Önce bir şeyi kaybederler...

Sonra sol elini gösterirken, sağ elinden kaybettikleri şeyi çıkarırlar.

Üstelik...

Biraz da ezercesine...

O şeyi de tam sizin ensenizden çıkartırlar...

Peki bizim ensemiz neresi?

Binlerce kilometrelik sınırlarımızdır.

Tarihimizin yaşandığı topraklardır.

Bekamızdır.

Kerkük’tür. Afrin’dir. İpekyolu’dur.

Ortadoğu ve Asya’dır.

Meseleye böyle bakınca ensemizden çıkartılmak istenen şeyin ne olduğu daha iyi anlaşılır.

Sürekli olarak Çin’e sataşmak da böyle bir illüzyondur.

Mesele açıktır.

İsrail’in kuruluşundan bu yana 70 yıl geçti.

Sonra Ortadoğu’nun haritası çizildi.

Bugün emirlik ya da krallık dediğiniz ülkelere bağımsızlığı cetvelle dağıtıldı.

Hiçbirinin bizim gibi kurtuluş savaşı yoktur.

Sonra...

“Cetvel devletler”in diktatörlerine yol verildi.

Yeter ki petrolden pay versinler. 

Ve milyarlarca dolarlık silah alsınlar...

Kullanmasalar da alsınlar.

O günlerde Saddam’a, Esad’a silah satanlar, Taliban’ı yaratanlar...

Kaddafi’ye Paris’te, Roma’da çadır kurdurup törenle ağırladıktan sonra silah satanlar...

İşte bugün, başka bir masanın peşindeler.

YENİ ORTADOĞU YENİ ASYA DÜZENİ

Bu düzende temel olan 3 şey var.

1) Eski petrol ve silah düzeni devam etsin.

2) Eski BM Güvenlik Konseyi düzeni devam etsin.

3) İsrail tam güvence içinde Kudüs’ü alsın.

Bunlara bağlı olarak:

Sen “İpekyolu”nu bırak...

“Enerji yolu” TANAP’ı bırak...

Milli ve yerli sanayiyi bırak. 

Dikkat edin...

Kafasını kim kaldırırsa...

Kim petrole ve silah ticaretine ters düşerse...

Başına bir şey geliyor.

Amaç belli.

Bu coğrafyada ABD-İsrail bağlantılı bir Kürt devleti kurmak.

Ve böylece bölgede yeni bir “kara gücü” oluşturmak.

Aynı zamanda Ortadoğu’daki petrol üreticisi ülkeleri bu sistemin içinde tutmak. İşte dün İstanbul’da gerçekleşen İslam ülkeleri zirvesi bunun sınavıydı.

Gelenlerin gelmeyenlerin tarihte ve vicdanlardaki hesabı ayrı tutulur.

Aslında bu yalnızca İslam ülkeleri için değil, “insanlığa değer veren” her ülke için bir sınavdır.

KİBİR DÜNYASI YİNE KAŞINIYOR

Düşünün...

Son dönemde elinde güç bulunduran ülkeler arasında müthiş bir “mücadele” başladı.

Kibir ve nükleer böbürlenme her şeyin üzerine çıkmaya başladı.

İnsanlığın açlığı. Dünya gezegeninin tüketilişi. Nükleer depremler. Atık ve çevre rezaletleri. 

Doğanın tüketilişi. Türlerin yok oluşu. Kimse bundan söz etmez oldu. Şehirler yıkılıyor. Çocuklar ölüyor. Bir kalp kazanmanın ne olduğu unutuluyor.

Varsa yoksa “nükleer böbürlenme” ve kibre dayalı güç gösterileri...

Oysa daha birkaç ay önce Papa Francesco Vatikan’da zulme karşı mazlumlar için, insanlık için öylesine değerli uyarılar yapmıştı ki...

Aynı dileği insanlık için bir kandil gecesinde hep birlikte dua olarak okuduk.

Peki kim dinliyor?

Güce tapınan bu zihniyet dinler mi?

Hayır.

Mesela şimdi Çin için “şımardı” diyebilen bir ABD Başkanı var.

Kısa aralıklarla iki kez Çin’e gittim.

Şımarıklık ne kelime...

Tam tersine, dünyanın ve BM’nin daha adil bir yönetime kavuşması için mücadele eden bir Çin gördüm.

Ayrıca bu “şımarık” ifadesini de psikolojik olarak incelemek gerekir.

Bu bir “sokak çocuğu” jargonudur ki...

Her an her türlü şeyi yapabilecek bir “şımarıklığı” gösterir.

Oysa ABD’de böyle bir şımarıklığa karşı o kadar insan var ki...

İnanıyorum ki, bu şımarıklığı yine ABD seçmeni durdurabilir.

Yazının başlığına dönersek...

On binlerce yılda kaç uygarlık bu kibir yüzünden helak oldu gitti.

Arkadaşlar...

Moral bozmak istemiyorum ama...

Firavun günlerinden dünya savaşlarına kadar...

Kibrin işgalindeki insanlık yine kaşınıyor galiba.

X