"Fatih Çekirge" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Fatih Çekirge" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Fatih Çekirge

Gül neden olmadı? Mesele kişisel midir?

SİYASETTEKİ ayrışmalar genellikle “kişisel çatışmalara” çekilir.

Biz gazeteciler de biraz meraklıyızdır bu türden sahnelere...
Özal, Demirel ve Ecevit dönemlerinde de “bakış açısına yönelik” ayrışmalar “kişisel çekişme” olarak görülmüştü.
O dönem o kadar çok örneğini yaşadık ki...
Aynı kökten gelen Demirel ve Özal arasında da “yarı başkanlık ayrışması” yaşanmıştı.
O dönmede de köşelerde kulisler, yorumlar üstü kapalı imalar görmüştük.
Geldik bugüne...
Erdoğan ve Gül arasında da “kişisel bir çatışma” ya da “çekişme” var sanılıyor.
Ya da birileri öyle görüyor.
Belki de bilinçli olarak pompalayanlar da var.
Klasik yorum da şudur:
“Gül’e oyun oynandı. Engellediler.”
Peki olay bu kadar basit midir?
Mesele bir ayak oyunundan mı ibarettir?
“Sen-ben yarışı” ya da bir “koltuk hırsı” mıdır?
Yoksa hedefe varmak için seçilen yol ve yöntem farkı mıdır?
Erdoğan, Davutoğlu’nu açıklarken çok önemli bir örnek verdi.
Özeti şuydu:
“Biz zamanında genel başkan ayrı, başbakan ayrı yönetimindeki sıkıntıları gördük.”
Erdoğan’ın bu sözü önemlidir.
Kişilerden kaynaklanan bir sıkıntı değildir bu.
“Sisteme yönelik bakış açısı”nı içeren bir sıkıntıdır.
Ve özeti şudur:
-Bugün belki yürünen yol aynıdır ama yürüyüş şeklinde bir ayrışma ortaya çıkmıştır.
İşte sorun budur... Öyle kişisel bir çekişme yoktur.
GÜL NE İSTİYOR? Gül, açıktan parlamenter sistemi tercih ettiğini belirtmiştir...
ERDOĞAN NE DİYOR? Erdoğan ise “yarı başkanlık” hedefini açıkça ortaya koymuştur.
Şimdi düşünün ki, yüzde 52 halkoyuyla seçilmiş bir cumhurbaşkanı var.
Ve hedeflerine başkanlık sistemiyle ulaşacağını düşünüyor. Buna göre bir siyaset geliştiriyor.
Ve bu idealini partisinin hedefi haline getiriyor.
Buna karşılık Gül parlamenter sistemi tercih ediyor.
İşte bu noktada asıl soru ortaya çıkıyor:
-Erdoğan cumhurbaşkanı, Gül genel başkan olsa böyle bir yönetimden icraat çıkabilir mi?
-Uyum çıkabilir mi?
-Sahici bir ilişki çıkabilir mi?
Elbette hayır.
İşte bu yüzden, “Gül hançerlenmiştir. Engellenmiştir, Gül’e oyun oynanmıştır” gibi ifadelerin bir anlamı yoktur.
Tam tersine her şey çok açık ortaya konmuştur.
Kişisel bir mesele değildir.
Sisteme yönelik farklılaşmadır. İlkesel bir ayrışmadır. Ve bu nedenle doğaldır.
DIŞ POLİTİKA: Aynı şekilde son dönemde dış politikada da Erdoğan ve Gül arasında farklılaşmalar yaşanmıştır.
Erdoğan, Mısır Devlet Başkanı Sisi’yi darbeci olarak suçlamıştır.
Gül, Sisi’yi tebrik etmiştir.
Suriye politikasında yine öyle bir örtülü ayrışma yaşanmıştır.
Oysa tüm bu konularda Davutoğlu, Erdoğan’la aynı frekansta kalmıştır.
PARALEL MÜCADELE: Bir diğer ayrışma Erdoğan’ın birinci derece öncelikli hale getirdiği “paralel yapıyla mücadele” konusunda Gül o kadar istekli görünmemiştir. Bu da çok önemli bir ayrışmadır.
İşte bu ve benzeri birçok ayrışma bu doğal sonucu doğurmuştur.
Böylece Erdoğan, “uyumlu çalışacağı”, yarı başkanlık sistemini benimseyen, liderliğini kabul eden, dış politikada aynı frekansta bulunduğu ve paralel yapıyla aynı hız ve şiddetle mücadele iradesi göstereceğini düşündüğü Davutoğlu’nu tercih etmiştir.
Özet olarak:
“Beraber yürünen yollar”da bir “çatışma” veya “ayak oyunu” yoktur. Yalnızca “ilkesel bir ayrışma” vardır.
Erdoğan kendisinin ve partisinin önüne bir “Türkiye hedefi” koymuş. Ve o yolda yürüme sistemini yarı başkanlık olarak belirlemiştir.
Gül o sistemi kabul etmemiştir.
Bu nedenle bu bir kişisel çatışma değil, sisteme yönelik bir ayrışmadır, farklılaşmadır ve doğaldır.
BU ARADA: Bütün bunların ötesinde, çok uzun yıllardır tanıdığım ve özür dilenmiş bir “hata”yla kırılıp dökülmeyeceğini düşündüğüm “arkadaş”lığımız çerçevesinde, Abdullah Gül gibi saygın bir isme karşı “ilkesel ayrışmayı çatışma zannedenler” tarafından yapılan bazı saygısızlıkları da kabul etmek mümkün değildir.

X