"Fatih Çekirge" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Fatih Çekirge" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Fatih Çekirge

Denizlerde yeni yönetim ve yadırganacak bir durum

DENİZ Ticaret Odası’ndaki değişimin ardından...

Önceki gün kuruluş amacı denizleri, kıyıları korumak olan TURMEPA’da da bir yönetim oluştu.

Rahmi Koç’un onursal başkanlığında, Şadan Kaptanoğlu’nun yönetiminde bir heyet seçildi.

Çok değerli isimler var.

Ancak bir konu dikkatimi çekti.

Yönetimde kıyıları, körfezleri, koyları gün gün yaşayan, bilen, yörenin saygın ve yerel isimlerinden kimse yoktu.

Yani sanki “denizde patron yönetimi” gibi bir görüntü vardı.

Çünkü baktım yönetimdeki herkes patron ya da patron çocuğu.

Dikkat çeken bir başka nokta ise şuydu:

Türk denizciliğine hizmet veren kamu sektöründeki önemli isimler de davet edilmemişti.

Denizleri, amatör denizciliği kollayan kamudaki yöneticilerden de nezaketen çağrılan yoktu.

Sonuçta eğer bugün TURMEPA başta “mavi kart” olmak üzere (ki bana göre yanlıştır) birçok konuda denizlerde faaliyet yapabiliyorsa, bu olanak kamu desteğiyle gerçekleşebiliyordu.

Sahil güvenliğinden turizm polisine, jandarmaya, kıyı, çevre ve orman olarak bakarsak oralardan da kimse yoktu.

Doğrusu yadırgadım.

TURMEPA Bakanlar Kurulu kararıyla kamu hizmeti yapabilen bir sivil toplum kuruluşudur.

Ancak her nedense bırakın yönetime almayı, kamudan kimsenin toplantıya davet bile edilmemiş olması şaşırtıcıdır.

Oysa daha geçen yıl denizcilik üzerine düzenlenen uluslararası bir toplantıda Şadan Hanım’la yan yana oturmuş, uzun uzun sohbet etmiştik.

Şadan Hanım devlete saygısı, kamuya nezaketi bilinen bir isimdir.

O nedenle daha da şaşırdım.

Sivil toplum kuruluşları kamu otoritesiyle uyumlu çalıştığı sürece sonuç alınabiliyor.

Uyumdan kastım “bağlanmak” değildir elbette.

Karşılıklı anlayıştan ve nezaketten doğan bir “uyum”dan söz ediyorum.

Üstelik denizciler en kötü havada bile uyumlu olmayı, pozitif düşünmeyi ve nezaketi elden bırakmayan bir kültürden gelir...

 

BU KARAR YALNIZCA EKONOMİK DEĞİLDİR
AB’den gelen haber “normalleşme” adına önemli bir karardır.

Sığınmacılar için Türkiye’ye vaat edilen 3 milyar Euro nihayet ödeniyor.

Peki bu yeterli mi?

Elbette değil.

Ayrıca Türkiye bunu “yardım” olarak değil, insanlık uğruna harcadığı paraların sorumlu ülkeler tarafından paylaşılması için talep etmişti.

Bebekler Ege’de lastik botlardan düşüp boğulmasın diye...

Çünkü Türkiye’ye verilen bir söz vardı.

İşte gecikmeyle de olsa, şimdi o sözün yerine getirileceği görülüyor.

Bu karar yalnızca “ekonomik” değildir.

Son dönemde giderek gerilen Türkiye-AB ilişkilerinde ılımlı bir havanın eseceği anlamına da geliyor.

Evet Türkiye’de bir seçim olmuştur.

Çok ciddi bir katılım oranı vardır.

Ve millet iradesi gerçekleşmiştir. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tartışmaya izin vermeyecek bir farkla başkan seçilmiştir.

Bundan sonra Türkiye yeni yönetimle yoluna devam edecektir.

İşte uzun süredir askıda tutulan bu paranın üzerindeki blokajın kaldırılması, bu nedenle siyasi sonuçları da olan bir durumdur.

Bu kararın zamanlaması, Türkiye’nin seçim sonrası istikrarlı bir döneme girmesiyle de dikkat çekiyor.

Yani yıllardır bekleyen bu karar... 

1 ay önce değil, 1 hafta önce değil.

Tam seçim sonrasında alındığı için önemlidir.

Burada dikkat çekici bir durum da şudur:

Avrupa’da giderek yükselen milliyetçilik akımlarına, gündelik siyasete alet edilen İslam ve Türkiye düşmanlıklarına rağmen bu kararın liderler düzeyinde verilmesi de olumludur...

Umarım önümüzdeki dönemde Türkiye ile AB arasındaki ilişkiler hızla gelişir.

X