"Fatih Çekirge" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Fatih Çekirge" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Fatih Çekirge

Dağlıca’da kaç şehit?

O dijital dedikoducu ısrarla yükleniyor.
“Şu kadar şehit var.”
Diğeri sallıyor:
“Sayı yüksek, saklıyorlar. Aslında falanca kadar şehit var.”
O sırada asker analarının, kınalı kuzu babalarının yüreği ağızlarında.
Hıçkırıklarına tutunmuş bekliyorlar...
Zaten kalbimiz gözyaşlarımızın ucunda atıyor...
Zaten o çocukların yanık bedenleri ruhumuzu yakıyor...
Zaten ‘ölüm yorgunu’yuz...
Zaten öfkemiz çelik bir tırpan gibi sabrımızı delik deşik ediyor...
Zaten acıyla kararmışız...
Zaten bunalmışız...
O ‘dijital dedikoducu’ hâlâ soruyor:
“Dağlıca’da kaç şehit var?”
Söyle... Söyle... Söyle...
Bir tweet “40” diyor.
Bir yabancı ajans “16” diye sallıyor.
Soran sorana... Söyleyen söyleyene...
Bu acımasız ve sabırsız ve vicdansız ve aceleci ve ecelci soruları görünce içimden avazım çıktığı kadar bağırmak geldi:
“Yahu arkadaş, dur biraz. Benim için 1 şehit yetmez mi!?... Bir kalp, bir kınalı kuzu bakışının sönmesi yeter... 10 olunca öfkem göz pınarlarımı kanatacak. Daha fazla olsa ruhum katılıp kalacak... Ama nedir bu ‘sayı’ telaşı!?...”
Elbette şehitlerimizin sayısı açıklanmalı.
Ama bu acı üzerinden sayısal dedikodu yapmak çok ayıp.
O azgın terörist de bunu istiyor zaten.
Birbirimize düşmemizi...
Korkmamızı..
Nefret kamplarına bölünmemizi istiyor.
Çünkü eğer biz o nefret kamplarına bölünürsek, onun istediği coğrafi bölünmenin kapısı açılacak.
Gönüller kopacak.
Ama hayır. Ben o “dijital cinnete” kapılmayacağım.
Ben inadına daha çok seveceğim.
İnadına daha çok saygı duyacağım.
Diyarbakır’da sabah erken, ‘ciğer kebabı’ yiyeceğim.
Sıra gecesinde oturacağım.
Tunceli’de nehrin kenarına oturacağım. Munzur’un sesini dinleyeceğim.
Pervari’de geceleri satranç oynayacağım. Sevgili Gülşen’le birlikte şiir okuyacağım.
Cizre yolunda Ahmet Kaya dinleyeceğim.
İnadına daha çok seveceğim.
Senin beni, ‘sayısal dedikodu’larda boğmana izin vermeyeceğim...
İnadına, ‘sivil çözüm’ diyeceğim.
İnadına, ‘demokrasi’ diyeceğim.
İnadına ‘parlamento’ diyeceğim.
Ve sen!
Sonunda gelip demokrasiye teslim olacaksın...


Kılıçdaroğlu’nun hareketi


BAŞBAKAN Davutoğlu’ndan randevu isteyen Kemal Kılıçdaroğlu biraz olsun rahatlattı beni.
Bravo dedim... Davutoğlu’nun görüşmeyi kabul etmesi daha da güzel oldu...
Milletin 7 Haziran mesajının görüntüsüdür aslında bu.
Umutlandım...

X