"Fatih Çekirge" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Fatih Çekirge" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Fatih Çekirge

CHP’nin asıl meselesi

GERİYE doğru bakarsam, SHP ve CHP macerasında kaç kurultay yaşadım hatırlamıyorum...

İşte yine döndük aynı yere geldik...
Genel başkan seçimli bir kurultay daha...
Başarısızlığın kurultaylara sürüklediği, kurultayların başarısızlığa çektiği bir dönem daha mı?
Peki yalnızca “genel başkan arayan” böyle bir anlayış nereye kadar gidebilir?...
Delegelerin pazarlık konusu olduğu... İl ve ilçe başkanlarının havaya girip, “Ben falancayı destekliyorum” dediği bu “yap-satçı kooperatif” tarzı demokrasi nereye ulaşabilir?
Yerel seçimlerde 500’e yakın yerde belediye başkan adayı bile çıkaramayan bir parti teşkilatı ne söyleyecektir?
Şurası açıktır ki, yanlışları tespit etmeyen hiçbir yapı kendisini yenileyemez.
Sırasıyla soralım:


1-CESUR DAVRANABİLİYOR MU?


Son dönemde Türkiye sorunlarının hiçbirinde yeterli bir cesaret gösteremedi... Örnek mi?
Kürt sorununun çözümü için cesur adımlar atamadı. Masaya oturamadı. Mesela ne olup bittiğini anlamak için BDP ya da HDP’nin önde gelen isimleriyle konuşabilirdi. Hükümetin ortaya koyduğu yol haritasında, müzakere sürecinde aktif olabilir, irade gösterebilirdi. Hatta ne olup bittiğini ilk ağızdan duymak için daha köklü temaslar yapabilirdi... HDP’den heyetlerle görüşebilirdi. Sonuçta HDP’nin kökeni SHP’den ayrılan milletvekilleridir. O köklerin filizlerine ulaşamadı. Bunun için cesaret gerekirdi. O cesaret gösterilemedi.


2-STATÜDEN KURTULABİLDİ Mİ?


Kendisini Cumhuriyet’in kurucu partisi gibi bir böbürlenmeye hapsederek, statükonun içine battıkça battı. 19’uncu yüzyıl ulusalcılığına saplandı. Devletçi bir görüntü verdi. 21’inci yüzyıla doğru bir yeni memleketçilik, yurtseverlik kavramı geliştiremedi.


3-TEŞKİLATLARI HALKLA BÜTÜNLEŞTİ Mİ?


“Cumhuriyetin kurucu partisi” böbürlenmesi, CHP’yi Ankara’da giderek bir “Devlet Partisi” pozisyonuna kilitledi. Karadeniz’den Orta Anadolu’ya oradan Doğu ve Güneydoğu’ya kadar teşkilatlardan gelen sızlanmaları duymaz oldu. Kendi uzak teşkilatından kopunca, halka yaklaşması mümkün olmadı. 9 seçim haritası da bu kopuşu onaylıyor.


4-ÖZELEŞTİRİ YAPABİLDİ Mİ?


Şu andaki Genel Merkez Yönetimi Kurultayı bir özeleştiri dergâhı haline getirmek yerine, itiraz edenleri gömme törenine dönüştürme gayreti gösteriyor. Özeleştiri mümkün görünmüyor. Tam tersine seçim sonuçları başarılı bulunuyor.


5-EZİLENLERE UMUT OLABİLDİ Mİ?


Olamadığı üç seçimdir görülüyor. Buna rağmen içi boş basın açıklamalarının ötesine geçemedi.


6-YÖNETİMİNE HALKI GETİREBİLDİ Mİ?


Genel başkan yardımcılarına bakarsanız, büyük bir bölümünün bürokrat, diplomat, profesör, orta ölçekli işadamı ve sağ partilerden gelen profesyoneller olduğunu görürsünüz. Ezilenlerin o mücadeleci ruhu yönetimde yoktur. İşçi, köylü yoktur. Yönetiminde halk olmayan bir parti halk partisi olabilir mi?


7-SİVİLLEŞEBİLDİ Mİ?


Sivil demek üniforma giymeyen demek değildir. Kafaların sivilleşmesi bu nedenle önemlidir. Meseleler karşısında tutucu kaldı. Ankara’da sürekli olarak Anayasa Mahkemesi’ne itiraz dilekçesi yazan bir arzuhalci izlenimi verdi.


8-GENÇLİĞE ULAŞABİLDİ Mİ?


Türkiye nüfusunun yarısından fazlası genç. Ve büyükşehirlerde işsizlik yoğunluğu yükseliyor. Peki bunlara ulaşabildi mi? Hayır! Zihniyet olarak risk almaktan çekindiği için ihtiyar kaldı...


9-SİYASİ DİSİPLİNİ GÖSTERDİ Mİ?


Her seçimde kaybettiği illerin, ilçelerin teşkilat yönetimlerini dinledi mi? Merkez yönetim dahil, o yönetimleri sorguladı mı? Parti disiplini işledi mi? Hayır...


10-ULUSLARARASI BİR AĞIRLIK KOYABİLDİ Mİ?


Dünya sosyalist organizasyonlarında bir etki yaratamadı. Filistin meselesini oralara taşıyamadı. Bölgesel olarak diplomatik bir umut olamadı.


11-TÜRKİYE’NİN GELECEĞİNE DOĞRU BİR YATIRIM POLİTİKASI KOYDU MU?

Hayır... İnternet üzerinden yapılan haftalık basın toplantılarının ötesine geçemedi. “AK Parti ne yaptıysa yanlıştır” diyen bir tembelliğe gömüldü...


12-SEÇMENİ NEDEN SANDIĞA GETİREMEDİ?


Ciddi bir ruh, istek ve inanç sorunu yaşandı. Seçmeni sandığa getirecek inancı yaratamadı. Bir de üstüne seçmeni suçladı...


ŞİMDİ NE OLACAK?


Bu soruları artırabilirim. Bir dönem Doğu ve Güneydoğu’da bütün illeri kazanan bir sosyal demokrat hareket eğer bugün bu kayıplar karşısında özeleştiri yapamıyorsa, istediğiniz kadar soru sorun. Bir değer ifade edebilir mi?
Türkiye’nin gerçek anlamda bir sosyal demokrat partiye ihtiyacı var. Olgun ve cesur bir muhalefete ihtiyacı var.
Bugüne kadar etnik yapı üzerinden siyaset yapan BDP’nin, HDP olarak Türkiye siyasetine doğru yeni bir kimlik oluşturduğu bir dönemde, CHP’nin Ekmeleddin İhsanoğlu ile ‘kimliksizleşmesi” dikkat çekicidir.
Tartışılması gerekir.
Bütün bunlar tartışılmadan, yalnızca bir “genel başkan yüzü” aramak neyi değiştirir?...
CHP’nin yalnızca kendi içini değil, Türkiye’yi kavrayacak bir hazırlığa ihtiyacı vardır.
Bunu da öyle, Kılıçdaroğlu’nun “İmzayı toplayamıyorsunuz. Öyleyse ben kurultayı topluyorum” sözü sağlayamaz.
Çünkü mesele “Genel başkan kim olur” sorusundan önce, bu soruların özgürce tartışılması meselesidir.


YARIN DEVAM

X