"Fatih Çekirge" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Fatih Çekirge" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Fatih Çekirge

Bu seçim sistemiyle demokrasi olur mu?

BU seçim sisteminde halk yalnızca üç yöneticisini tanıyarak seçiyor.

Bilerek, dinleyerek, izleyerek seçiyor.

 

Muhtar ve belediye başkanlarını...

 

Buna son olarak Cumhurbaşkanı eklendi.

 

Ama halkın tanıyarak seçtiği yerel yöneticiler, ne yazık ki halkın yönetimine tam olarak katılamıyor.

 

Yerel demokrasi yayılamıyor.

 

Başkanlar alınmasın ama...

 

Bu sistemde halkın seçtiği belediye başkanlarına devletin verdiği asli görev şudur:

 

‘Çöpçülük’, ‘inşaat bekçiliği’, ‘kanalizasyon’...

 

Düşünün ki, bir şehirde belediye başkanını seçiyorsunuz...

 

Ama o şehrin yönetimiyle ilgili ondan bir şey bekleyemiyorsunuz...

 

Şehrin işsizleri isyan eder...

 

Başkan onların kırdığı camları temizler. Ama onlara iş bulamaz...

 

Çünkü üretim planlaması, işgücü planlaması, yani insan üzerine yatırımda belediye başkanının rolü yok denecek kadar azdır.

 

Caddelerin temizliği onda ama trafik sorumluluğu vilayettedir.

 

Trafik sorunu atanmışlara kaldığı için çözülemez.

 

Trafik polisi emniyet müdürüne bağlıdır.

 

Emniyet müdürü valiye...

 

Vali Ankara’ya...

 

Peki nerede o şehir halkının seçtiği başkan?

 

Yetkisi yoktur.

 

Ankara’dan bakan göz, kilometrelerce uzaktaki sorunu görmeye çalışır.

 

Diyelim ki, bir turizm beldesi...

 

Ama belediye başkanının turizm yatırımlarına hiçbir katkısı olamaz.

 

Mesela bir turizm meslek lisesi açamaz.

 

Seçildiği bölgedeki insan gücü ile üretim arasındaki planlamayı yapamaz.

 

Belediye başkanından işsizliği önlemesi istenmez...

 

Mümkünse başkan torpille taşeron işçi alır...

 

Çünkü yetkisi yoktur.

 

NASIL OLMALI

 

Türkiye’de halk muhtarları, belediye başkanlarını, cumhurbaşkanını birebir tanıyarak doğrudan seçebiliyorsa...

 

Milletvekillerini de öyle seçebilmelidir.

 

Ancak böylece yasama organı ile yürütme ayrılabilir.

 

Bu seçim sisteminde, milletvekilini liderler belirlediği için, halk kendi vekilini değil, liderin vekilini seçmek zorunda kalıyor.

 

O vekil de yasama görevi yaparken halkı değil, liderin iki dudağı arasından çıkacak karara göre oy kullanıyor.

 

Defalarca yazdım.

 

Siyasi parti sisteminde, genel merkez yani lider, illerdeki delegeleri belirliyor, il başkanlarını seçiyor.

 

O delegeler de liderleri seçiyor.

 

Bu yüzden istediği kadar seçim kaybetsin, lider kongre salonunda kendi delegeleriyle yeniden seçiliyor.

 

Kaybedeni olmayan bir demokraside, sonuçta hep halk kaybediyor.

 

İşte bu yüzden diyorum ki...

 

Türkiye artık ‘hızlı ve atak demokrasi’ dönemini açmalıdır.

 

‘Yerel demokrasi’ ve ‘pratik demokrasi’ kavramlarını tartışmalıdır.

 

Bu sistemin yürümediği açık.

 

Tartışmanın, düşünmenin, yeni ufukları açmanın zamanıdır.

 

Bu meseleyi bir bilek güreşi gibi görenler...

 

Başkanlık meselesini, ‘Tayyip Erdoğan’ın şahsi meselesi’ gibi görenler...

 

Türkiye’nin yeni anayasa çalışmalarını, siyasi partiler arası bilek güreşi gibi görenler...

 

Türkiye’nin geleceğini fanatik kamplar arasına sıkıştırmaktadır.

 

Adam soruyor:

 

“Yerel demokrasiye güç verirsem, Diyarbakır ne olacak?”

 

Yahu arkadaşım, sen Diyarbakır halkına güvenmiyor musun?

 

Kimse bu memleketi bölmek istemiyor.

 

Birlikte yaşamanın adını koymak istiyor.

 

Bu yolda çalışanlarla, eli kanlı teröristi ayıramazsak, nasıl yaşayacağız demokrasiyi?

 

Her gün bir can gidiyor...

 

Tek çözüm ‘liderlerin değil, halkın demokrasisi’ni kurmaktır.

 

Çünkü insanlar zamana ayarlıdır...

 

Geçicidir...

 

Ama demokrasi insana ayarlıdır...

 

Ve kalıcıdır.

 

Bunca kavga arasında bunu öğrenir miyiz acaba?

X