"Fatih Çekirge" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Fatih Çekirge" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Fatih Çekirge

Bu  alçaklığa karşı ne yapmalıyız?

ARTIK çok iyi biliyoruz ki...

-Artık savaş cephelerde değil, böyle alçakça pusularda sürüyor. 

-Ankara’da yaşadığımız alçakça saldırı bu sinsi ve kirli terörün gözdağıdır.
Arkadaşlar, mesele açıktır.
Tam anlamıyla bir ‘beka savaşı’ içindeyiz...
İşte bu açıdan bakarak içinde bulunduğumuz durumu sırasıyla yazıyorum:


RUSYA: Esad ve PYD’yi destekliyor. Böylece hem Doğu Akdeniz’de kendine bir üs kuruyor hem de Türkiye’yi terör bağlantısı ve Kürt devleti potansiyeliyle sıkıştırmaya çalışıyor. Buna bir de Ermenistan’la yaptığı füze savunma anlaşmasını ekleyin.
Ankara’daki saldırının Türkiye’yi Suriye’ye sokmak için yapılmış bir ‘tahrik saldırısı’ olduğunu bile düşünebiliriz.


AVRUPA: Mülteci korkusu yüzünden Türkiye’ye gülümsüyor. Ama IŞİD korkusuyla PYD’ye göz yumuyor... Almanya ve Fransa başta olmak üzere Avrupa’da ırkçı akımlar, faşist eğilimler güçleniyor. Avrupa’da faşizm ve ırkçılık üçüncü parti konumuna yükseldi. Bu da Londra, Paris ve Berlin’i PYD’ye karşı yumuşatıyor.


ABD: IŞİD’le savaşta Kürtlere destek veriyor. Çünkü ABD seçim atmosferinde. Ve eğer Suriye’den asker cenazeleri Amerikan şehirlerine giderse Trump’ın oyları artacak. Bu nedenle ABD, IŞİD’le savaşta Kürtleri (PYD) maşa olarak kullanıyor. Seçim arifesinde olduğu için Rusya ile bir krizi göze alamıyor.


İRAN: Tam anlamıyla fırsatları değerlendiriyor. Avrupa’da yeni müttefikler için 100 milyar dolarlık ihale dağıtıyor. Suriye’den Irak’a bir Şii cephe inşası için Rusya ile ittifakta.
Çevremizde durum bu. Bize gelince...


PKK: Suriye ve Rusya’dan aldığı destekle kan döküp sokak savaşları planlıyor.
Diğer yandan PYD ile birlikte Suriye’nin kuzeyinde bir yerleşim alanı kuruyor. Kandil güneyimizde üçüncü “P” olmak istiyor. Peşmerge ve PYD’nin otonom bölge hazırlığına o da üçüncü “P” olarak katılmak istiyor. Bu nedenle Sur’da, Cizre’de, İdil’de kan döküyor. Esad ve Rusya’ya taşeron oluyor.


KUTUPLAŞMA: Türkiye içine düştüğü kutuplaşmadan kurtulamıyor. Anayasa görüşmelerinde yaşananlar umutsuzluk yaratıyor.
HÜKÜMET: Son yaşanan olaylarla ilgili olarak Başbakan ya da ilgili bakanların siyasi partilere bilgi vermesi gündemdedir. Milli birlik ve beraberlik görüntüsü ve parlamentonun imajı açısından bilgi verilmesi önemli olur. Tabii hükümeti bu konuda sıkıştıran bir “HDP sorusu” da var... HDP teröre karşı tavır almada inandırıcı olamıyor. PKK ve Kandil baskısı altında eziliyor.


MUHALEFET: Ankara saldırısından sonra CHP genel başkan yardımcısı Tekin Bingöl’ün hükümeti istifaya davet etmesi ciddiye alınabilir mi? Yapılması gereken bu mudur? Bazen muhalefet eleştiri hakkı olduğu kadar, birlik olmayı bilmektir. Bingöl’ün bu çağrısı siyasete yakışmadı. Bir istihbarat zaafını sorgulayabilirsiniz. Ama istifa istemek, böyle bir durumda krizi istemektir. O nedenle ciddiye bile alınmaz.


BAYKAL: Bu noktada Deniz Baykal tam bir devlet adamı örneği verdi. Birlik ve beraberlik mesajı önemliydi. Türkiye’nin bir varlık savaşı içinde olduğunu söylemesi, Suriye’nin kuzeyindeki oluşuma Türkiye’nin kayıtsız kalamayacağını savunması, milli birliği ön plana alması, CHP yönetimine ders olmalıdır.

 

TESADÜF MÜ?

 

Osmanlı’dan onlarca devlet çıkardılar. Son olarak bir Ermeni devleti kuruldu. Şimdi sırada bir Kürt devleti hazırlığı var. Irak’ın fiilen parçalanması Suriye’nin üç cepheli bir parçalanmaya sokulması. Ve Barzani’nin bağımsızlık için referandum hazırlığına başlaması.
Kobani kantonunun ilanı...
Ve PKK’nın aynı tarihlerde Türkiye’de, “otonom bölge” ve “özyönetim” talebini ortaya koyması...
Bunlar aynı zaman dilimine rastlar. Ve tesadüf değildir.

 

NE YAPMALI?

 

Mesele açık.
1) KUTUPLAŞMA: Son bulmalı... Tahrik edici üsluplardan kaçınılmalı.
2) SİYASİ PARTİLER: Tam bir milli duruş sergilemeli.
3) TERÖRLE MÜCADELE: Bu mücadelede devlete açıktan destek verilmeli.
4) DEMOKRATİKLEŞME: Sivil anayasa ve yeniden çözüm süreci için sivil aklın öne çıkması sağlanmalı... Herkes kendisini ait hissedeceği, dilini, inancını, kültürünü özgürce yaşayacağı, etnik kökenlerin bir zenginlik olarak anayasal güvence altına alındığı bir Türkiye’nin bölgede yeniden cazibe merkezi haline getirilmesi...
Benim gönlümden geçen budur.
Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Yaralılarımıza şifalar diliyorum.
Bu memleketi seven bir kardeşiniz olarak, iki kutup arasına sıkışıp, nefretle kırılmış, öfkeyle hırpalanmış bütün kalplere huzurlar diliyorum.
Vesselam...

X