"Faruk Bildirici" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Faruk Bildirici" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Faruk Bildirici

Önemini azaltmazdı

HÜRRİYET’in, “Demir İpek Yolu açılıyor” ve “Tarihi an” başlıklarıyla duyurduğu Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hattının açılışı, gerçekten önemli bir gelişmeyi duyuruyordu.

Fakat her iki haberde de yer alan “Londra’dan kalkan tren Pekin’e kadar gidebilecek” ifadesine gazeteci ve okurumuz Vecdi Seviğ’den itiraz geldi: “Trenle Londra–Pekin arasında kesintisiz hat varsa, niçin Ankara banliyö treni çalışmıyor, niçin İstanbul’a giden trenler Pendik istasyonundan daha batıya gidemiyor, niçin Kapıkule’den gelen tren Halkalı’dan öteye geçemiyor, anlayamadım.”

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da törende, “Londra’dan Çin’e (Pekin) kesintisiz demiryolu bağlantısı kurulduğunu ilan ediyoruz” dedi. Erdoğan’ın bu sözleri gazetelerde yer aldı. Ama Hürriyet ve hemen hiçbir gazetede Seviğ’in dikkat çektiği gibi Ankara’da banliyö hatlarının çalışmadığı, trenin Pendik’ten Halkalı’ya geçemediği, çalışmaların sürdüğü bilgisi yoktu.

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, 2 Kasım’da İstanbul’daki Ulaşım Kongresi’nde açıklama yaptı da çalışmaların hangi noktada olduğunu öyle anlayabildik. Arslan, İstanbul ve Ankara’daki banliyö tren hatlarını 2018 sonuna kalmadan bitirmeyi hedeflediklerini, bu süre içerisinde de Halkalı’dan Gebze’ye kadar hatların birbiriyle entegre edileceğini ve Marmaray’a uluslararası taşımalar için üçüncü bir hat yapılacağını anlattı.

Demek ki, henüz Londra-Pekin arasında kesintisiz demiryolu hattı kurulabilmiş değil. Kesintisiz hat, bir yıl içinde tamamlanacak. İnanın, bu bilgi de o haberlerde bir-iki cümle ile yer alsa Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hattının önemi azalmazdı. Sadece eksik bilgi verilmesi ve okurun kafasının karışması engellenmiş olurdu. Gazetelerde aynı şekilde yayımlanan bu haber, söylenenleri aynen aktarmakla yetinmemek gerektiğinin somut bir örneği...

 

YENİ BİR PARTİ

 

YENİ bir siyasi parti kurulursa gazetecilere düşen görev nedir? Meral Akşener liderliğinde İYİ Parti’nin kurulması, bu soruyu gazeteciliğin gündemine taşıdı.

 

Yeni bir siyasi parti kurulduğunda hele de belirli bir sosyal/siyasi tabanı varsa, anketlerde hatırı sayılır oranda oy alacağı tahminleri ortaya atılıyorsa ortada haber değeri taşıyan gelişmeler var demektir.

 

Medya kuruluşları ve gazeteciler bu oluşumu görmezden gelemez. Seçmenlerin bu siyasi parti hakkında karar alma sürecine yardımcı olmak gerekir. Bu da “Partinin adını beğendim ya da beğenmedim” ve parti yöneticilerine akıl vermekle, aleyhte ya da lehte kampanya açmakla olmaz. Nesnel bilgiler vermek, analizler yayınlamak, yöneticilerini tanıtan söyleşiler yapmak gerekir.

 

Bu çerçevede İYİ Parti’nin kuruluşundan bu yana Hürriyet’in yaptığı yayınları izliyorum. Olumlu ya da olumsuz yargı içermeyen, nesnel ve bilgilendirici yayınlar yapıldığına tanık oluyorum.

 

İpek Özbey’in Akşener ile yaptığı ve Hürriyet’te 4 Kasım’da yayımlanan söyleşi de değerli bir gazetecilik çalışmasıydı. İçişleri Bakanlığı dönemindeki faili meçhul cinayetlerden 15 Temmuz’da nerede olduğuna ve hatta kaset iddialarına kadar akla gelebilecek hemen her soru sorulmuş, yanıtı alınmıştı.

 

CENNET BELGELERİ

 

ULUSLARARASI Araştırmacı Gazeteciler Konsorsiyumu’nun ortaya çıkardığı ve “Cennet Belgeleri (Paradise Papers)” adı verilen belgeler geçen hafta sadece Türkiye’de değil tüm dünyada yankı uyandırdı.

 

Hürriyet, ilk gün bu haberi internette “Siyasetçi ve zenginlerin off-shore yatırımları cennet belgeleri adıyla yayımlandı” başlığıyla kullandı. Haberde İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth’in adı öne çıkarılmıştı. Ertesi gün basılı Hürriyet’te bu haber kullanılmayınca okurlardan eleştiriler geldi. Bir okur da“Haberi önemsiz mi buluyorsunuz, yoksa haberdar olmamızı mı istemiyorsunuz?” diyordu.

 

Okur haklıydı, bu belgeler önemliydi. Hürriyet, Başbakan Binali Yıldırım’ın, oğullarının da adının geçmesi nedeniyle açıklama yapıp, “denizcilik şirketi olan oğullarının başka ülkelerde off-shore şirketi olmasının doğal olduğunu” savunmasının ardından girdi konuya. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu konudaki eleştirileri ve siyasetçilerin konuşmaları, HDP ve CHP’nin araştırma önergeleri de Hürriyet’te yer aldı.

 

Yazı İşleri, “Sızdırma belgeler söz konusu olduğundan karşı tarafın da görüşünün alınmasını beklediği için” ertesi gün verdi haberi. Böylece bir gün gecikmeli de olsa okurun bilgi alma hakkına saygı gösterilmiş, hem de iddialar ve karşı görüş birlikte yayımlanmış oldu.

Şimdi sadece siyaset değil, iş ve spor dünyasından da isimlerle ilgili iddialar çıkarsa onlar için de aynı yol izlenebilir. Bütün iddialar, ilgililerin görüşü alınarak yayınlanabilir, yayınlanmalı.

 

OKURDAN KISA KISA

 

SALİM Taşçı/Kemal Parla: Dünya sayfasında “Kraliyet divanı” yerine “Kaliyet divanı” yazılmış. Spor sayfasında da Alanyaspor, Mersin ekibi yapılmış. Bildiğiniz gibi Alanyaspor, Antalya takımıdır. (6 Kasım)

 

Elvan Gökşahin: Yaşar Yakış röportajında tarih yanlışı var. 1440’da Hıristiyanlıkta reform yapan Martin Luther’ dir, Martin Luther King değil. (8 Kasım)

(NOT: Bu yazım hatası, erken saatlerde fark edilip internette düzeltilmişti.)

Haydar Kaş: Başbakan Binali Yıldırım’ın ABD gezisiyle ilgili haberin birinci sayfasındaki spotunda “Washington” yerine “Wahington” yazılmış. (11 Kasım)

Kerem Tümer: “Kocaman’ın yerine... Yılmaz Vural bombası!” Yapmayın kardeşim. İnternette başlıkla alakasız haber yapıyorsunuz. (6 Kasım)

Mustafa Kıransoy: Özelleştirmeye karşı mücadele eden madencilerin haberini Uzun Mehmet’in kömürü bulduğu günün yıldönümünde yapmanız güzel olmuş. Ancak küçük bir hata var. Madencilikle alakalı ilk düzenlemeyi yapan Dilaver Paşa’dan adını alan Dilaver, köy değil bir mahalledir. (8 Kasım)

Orkun Koparan: İnternette İzmir haberinin görselinde alta konan kırmızı şerit denizde kan olduğu izlenimi uyandırıyor. Haberde ise bu yok. Yakışıyor mu? Neredeyse her habere flaş, şok eklemeye de meraklısınız. (4 Kasım)

Bülent Perut: İkinci sayfadaki şarkıcı Deniz Seki’nin erkek kardeşi Serkan Seki’nin evlendiği haberinde gelinin cismi vardı ama ismi yoktu. (6 Kasım)

Not: Ertesi gün Kelebek’te gelinin adının Mehtap Etyemez olduğu yazıldı.

Nermin Erol: Deniz Türkali’yi resim altında “Vedat Türkali’nin kızı, Zeynep Casalini’nin annesi, Atıf Yılmaz’ın eşi ve memleketin önde gelen sanatçılarından biri” diye tanıtmışsınız. Kadınları birinin kızı, eşi, annesi olarak tanımlanmak kadınları sosyal kimliklerle sınırlayan anlayışın yansımasıdır. Türkali öncelikle kendi kimliğiyle tanıtılmalıydı.(6 Kasım)

Yahya Öztürk: Geçen haftaki yazınızda “Köşesinde yayınladı” yazmışsınız ama “yayımladı” olması gerekirdi. (6 Kasım)

Yüksel Çetiner: “Çinli kamyona Türk motoru” haberinde “... Model kamyonlar törenle üretime başladı” yazıyor. Bu kamyonlar neyin üretimine başlamışlar? Bu gariplik , “başlamak” fiilinin edilgen şekli “başlanıldı” yerine, etken biçiminin kullanılmasından kaynaklanıyor.(6 Kasım)

Zafer Kanık: İnternette “Datça Neron’u” başlıklı haber yapmışsınız. Datça Neron’u deyince kaç kişi bunu anlayabilir sizce? Ciddi bir konu için ne kadar ciddiyetsiz bir başlıktır bu böyle.(3 Kasım)

Osman Aydoğan: 10 Kasım’da Ödüllü çengel bulmacanın anahtar kelimesini Atatürk olarak belirlediğiniz için teşekkür ederim.

 

X