"Faruk Bildirici" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Faruk Bildirici" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Faruk Bildirici

Erotik çağrışımlı başlıklar

“DEAŞ’ın seks kölesi evlendi” haberiyle ilgili okur tepkileri o kadar fazlaydı ki internetteki haber ve başlığı değiştirildi. Ben de o günlerde yedi okurun tepkisini bu köşede kısaca aktarmıştım.

Ancak benzer durumdaki Iraklı Ezidi kadın aktivist Nadia Murad ile ilgili, “12 ay boyunca seks kölesi yapılmıştı. Flaş gelişme (Hayatının aşkını buldu)” haberi internette halen yayında. Esir tutulduğu üç ay boyunca cinsel ve fiziksel şiddete uğrayan Nadia Murad, ‘Son Kız: Esaretimin Öyküsü ve IŞİD’e Karşı Mücadelem’ adlı bir kitap yazmıştı. Bu yıl Nobel Barış Ödülü de “cinsel şiddetin bir savaş silahı olarak kullanılmasını durdurmaya yönelik çabalarından ötürü” Nadia Murad’a verildi. Murad, ödül töreninde yaptığı konuşmada “tecavüzün bir savaş silahı olarak kullanılmasına son verilmesi gerektiğini” söyledi.

Murad hakkındaki haberleri taradım. Batılı kaynaklarda da “Seks kölesi” tanımına rastladım. IŞİD’in kadınlara zorbalığını anlatmak için daha uygun bir tanım yok gerçekten de.

Ama o kadınları zor durumda bırakmaması, aşağılama aracı haline dönüşmemesi için bu tanımı özenli kullanmalıyız. “Seks kölesi” yazmaktaki temel amaç, kadına yönelik cinsel şiddeti aktarabilmek olmalı. Seks, sırf okur ilgisini çekebilmek için haberin vitrinine çıkarılmamalı, haber şiddet pornosuna dönüştürülmemeli. Erotik çağrışımlar yaratacak başlıklar kullanılmamalı. 2013 yılında hazırladığım ve bu köşede yayımladığım ‘Kadın Haberleri Manifestosu’nda “pornografi” sorununa dikkat çekmiştim:

“Tecavüz ya da tacize uğrayan, şiddet gören kadınlara yaşadıkları saldırıyı gereksiz ayrıntılarla anlattırarak, travmayı artırıcı etkide bulunmamalı, haberleri bu ayrıntılarla şiddet pornosuna dönüştürmemeliyiz.”

Üç yıl kadar önce Özgecan Aslan adlı bir genç kızın erkek şiddetine kurban gitmesinin ardından Hürriyet internette kadınların, taciz, tecavüz gibi yaşadıkları olayları anlattıkları “#sendeanlat” etiketi ile ilgili haberin kapağında şu başlık atılmıştı: “Metrobüste kaç defa...” Kadınlardan tepkiler yükselmiş, ben de erotik çağrışımlı başlıkların yanlışlığını vurgulamıştım.

Ne yazık ki seksi haberin vitrinine çıkaran, erotik çağrışımlarda bulunan başlıklar eksik olmuyor. “Seks kölesi” tanımının başlığa çıkarılması böyle bir örnek. Bir jinekoloğun tacizinin aktarıldığı yazının Hürriyet internette geçen hafta kapakta “Dudağını dudağımın kenarında yakaladım” başlığıyla sunulması da... 

RTÜK’ÜN ETİK İLKELERİ

RTÜK’ün güncellediği ‘Görsel-İşitsel Yayıncılık Etik İlkeleri’, medya kuruluşları tarafından da imzalanarak uygulamaya girdi. İlkelerin güncellenmesi önemli bir girişim. Ancak etik ilkelerin editoryal bağımsızlığa zarar vermeyecek netlikte ve uygulanabilir olması, soyut ifadelere dayanmaması gerekli. Oysa bu ilkelerde tarifi kişiye, kuruma ve zamana göre değişecek soyut ifadeler kullanılmış. Örneğin “Milli iradeye saygılı olmak” derken ne kastediliyor? ‘Milli irade’nin bir konuda hangi yönde tecelli ettiğini kim belirleyecek? Eğer ‘milli irade’den kasıt, seçilenlerin, yani hükümetin kararları ise o zaman bağımsız yayıncılık yapılmayacak demektir.

Aynı şekilde “Toplumun inanç, değer ve hassasiyetlerini gözetmek” maddesindeki ‘toplumun hassasiyetleri’ni belirlemek de o kadar kolay değil. Kaldı ki gazetecilikte ‘haber değeri’ ve ‘kamu yararı’ dediğimiz kavramlar kişiye, kuruma ve zamana göre değişecek bu hassasiyetlerle çatışabilir. Bu durumda RTÜK’ün hakemliğine başvurulması da haberciliğe zarar verir.

Etik İlkeler’de ayrımcılığa ve şiddete karşı maddelere yer verilmesine rağmen ‘nefret söylemi’nin konulmaması ciddi bir eksiklik. Yayıncılara “ailenin bütünlüğünü ve sürekliliğini koruma” misyonu yüklenmesi de garip. “Terör örgütlerinin amaçlarına hizmet etmemek” maddesinin ise işlevi olacağını sanmıyorum. Çünkü bu bir suç, yargının konusu, etiğin değil.

Son zamanlarda düzenleyici bir kuruldan çok siyasi bir cezalandırma organı gibi davranan RTÜK, suç ile etiği birbirine karıştırmış. Keşke etik ilkeleri güncellerken Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’ni esas alsaydı.

OKURDAN KISA KISA

Nail B.: Bir pilotun gözaltına alınması “Türk Yıldızları”nın adı zikredilerek haber yapılmış. Kişilerin suçu vardır ya da yoktur ama dünya çapında bir markanın bu şekilde teşhir edilmesi hiç ama hiç olmadı. (27 Aralık)

Yavuz Karakuş: Gazetede neredeyse her gün İngiliz kraliyet ailesi haberine yer veriliyor. Sanki bu haberleri bulmak için özel çaba sarfediliyor. (25 Aralık)

M. Boran Resne: “San Francisco Körfezi uydudan İstanbul ve Marmara’nın ikiz kardeşi gibi görünüyor!” haberi şaka gibi. Neresi benziyor? (25 Aralık)

Muharrem Akduman: İnternette “800 bin kişinin canına mal olmuştu” haberinde olayın geçtiği yeri öğrenmek için 12 kez tıklamak gerek. (28 Aralık)

Yavuz Ceylan: “Dokuz okula rektör” başlığı sorunlu. Rektörler ne zamandan beri okullara atanıyor? “İstiklal şairi” başlığı da sorunlu. M. Akif Ersoy, “İstiklal Marşı şairi” olarak tanımlandı ama hiç “İstiklal şairi” denmedi. (28 Aralık)

H. Erdoğan: “Karlov Vakfı” ile ilgili haberde, hayatını kaybeden Rus Büyükelçi Andrey Karlov’un eşi için “dul” ifadesi kullanmanız, cinsiyetçiliğe karşı “kırmızı çizgi” kampanyanızla ne derece örtüşüyor? (27 Aralık)

Kamil Abuşoğlu: Sporda “15 milyondan sıfıra” haberinde “Artık akıllandım” arabaşlığı var. Ama altında bilgi yok, bunu kim söylemiş? (27 Aralık)

Gül Demirbaş: Ahmet Hakan’ın bugünkü yazısındaki Lübnan lokantası yazısı reklam mıdır, haber midir? (30 Aralık)

A. Feridun Gündoğdu: “Anne katilini kalp ilacı ele verdi” haberinde zanlı ve annesinin adı, yaşadığı il, ilçesi ve mahallesine varana dek verilmiş. Ama fotoğrafta yüzü kapatılmış. Bu bir çelişki ve hatadır. (29 Aralık) 


HAFTANIN ENGELLENENLERİ
 

Erişim Sağlayıcıları Birliği’nin bu hafta ilettiği Sulh Ceza Hâkimlikleri’nin verdiği erişim engelleme kararları şöyle sıralanıyor:

Bursa 2.Sulh Ceza Hâkimliği, 2007 yılında yayımlanan “Alkollü kadın sürücü kazaya neden oldu 3 yaralı” haberine erişimi “güncelliğini yitirdiği, toplumsal açıdan artık haber değeri taşımadığı, kişinin mağduriyetine yol açtığı” gerekçesiyle yasakladı.

Ankara 2.Sulh Ceza Hâkimliği, haberde adı geçmeyen bir kişinin “kişilik haklarının ihlal edildiği” gerekçesiyle yaptığı başvuruyu kabul ederek. Hürriyet ve 13 ayrı sitede üç yıl önce yayımlanan İller Bankası’ndaki operasyonla ilgili “Böcek soruşturması 3 ilde 12 gözaltı” haberine erişim engeli getirdi.

Dokuz yıl kadar önce yayımlanan “Yolsuzluk yapan vekil yakını hala görevde” haberine erişim, daha önce Ankara 6.Sulh Ceza Hâkimliği’nin engellediği bir haberle aynı olduğu gerekçesiyle Erişim Sağlayıcıları Birliği tarafından yasaklandı.

Ankara 4.Sulh Ceza Hâkimliği, “13 şirketin hisseleriyle keriz silkeleme yapmışlar” haberine erişimi “güncelliğini yitirdiği, haber değerinin kalmadığı, gündemde kalmasında kamu yararı bulunmadığı ve 2016 yılına ait olduğu dikkate alındığında unutulma hakkı kapsamına değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varıldığı” için engelledi.

Sakarya 3. Sulh Ceza Hâkimliği, Hürriyet ve üç ayrı sitede üç yıl önce yayımlanan “Zenginlik yalanıyla kadınları kandırdı” haberini adı geçen kişinin “kişilik haklarına, ticari, ailevi ve sosyal hayatına büyük zarar verdiği” gerekçesiyle erişime kapattı.

 

X