"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Yok mu kimsesizlerin vicdanlı bir kimsesi

BUNDAN beş-altı yıl öncesiydi...

Cemaat henüz ne Hizmet olmuştu, ne de “FETÖ canavarı”...

*

Yağmurun adı rahmetti ve o rahmet hep onların üzerine yağıyordu...

Birlikte ıslanıyorlardı o yağan rahmette, beraber yürüyorlardı o yollarda...

*

Ve o söz ağızlarından düşmüyordu...

Kimsesizlerin kimsesi...

*

Kimdi o kimsesizler, kimin nesiydi hiç bilmiyorduk...

*

Sonra zaman geçti ve hep birlikte öğrendik...

Silivri öğretti bize kimdir kimsesiz ve o zindanda kim gerçekten kimsesizdir, kiminse kimsesi vardır...

*

Öğrendik ki Silivri zindanına düştün mü, ya dayın olacak ya enişten...

Ya abin olacak, ya kayınpederin...

Oranın eski raconuydu... “Allah düşürmesin” denirdi... Artık hepimiz biliriz ki, düşüren Allah değil, ya karaktersiz bir muhbir, ya köşe yazarı şeklinde bir gammaz ya da kendi adından bile korkup, karanlıkların içine sıvışmış bir gizli tanıktır...

*

Ya da kendisine FETÖ’cü denmesin diye atik davranıp bir başkasını içeri attırıp “Bak ben ne kadar FETÖ’cü değilim” demeye çalışan kraldan fazla imparator kesilmiş bir görevli...

*

Silivri bize şunu da öğretti.

Allah düşürmez ama sırtını dayayabileceğin bir abi, bir kayınpeder varsa...

İşte o kurtarır...

Ya kimdir bugünün kimsesizi... Gazetecidir...

Ücra bir köşede görev yapmış öğretmendir...

Bank Asya’dan üç kuruşluk kredi almış bir garibandır...

*

Ve bu öyle bir çağdır ki...

Ve bize kala kala şu ağlatan nağme kalır...

Orası Silivri’dir...

Allah düşürmez, ama ya abi kurtarır, ya da enişte, kayınbirader, kayınpeder...

Ensesi kalın bir akraba-i taallukat...

*

Ya gariban, kimsesi olmayan kimsesiz...

Gazeteci arkadaşımız, küçük memur, öğretmen...

*

Onu da Allah kurtarsın...

AKİF BİR ŞEY SÖYLEDİ AMA ANLADIYSAM KATARLI OLAYIM

GÜNEY Afrika’da Ümit Burnu’nda falan dolaşıyorum ya...

Komşum Akif mahalleyi boş bulup, bana bir şeyler demiş ama okudum okudum anlamadım.

*

Ben “Rabia selamının sonu” dedim ya, galiba bu selamın dört parmağını tüzüğüne geçiren AKP’yi savunmuş.

“Ne yani” diyor, dört parmağı kasteden “Rabia” değil de “kuartet” mi desinler...

Alakayı anlamadım...

“Dörtlü”, “dördüz” gibi kelimler varken, “arena” kelimesini bile bir emirle kaldırıp, şak diye Yunanca stat derken, niye “Rabia” gibi bir mecaz...

*

HAMAS bile terk ettikten sonra şu fani dünyada, Müslüman Kardeşler’i savunan bir Türkiye kaldı, bir de Katar...

Bu durumda dördü ikiye indirip iki parmak selamı yapmak daha uygun olmaz mı...

*

Tabii o zaman Rabia da demezsin, kuartet de, dörtlü demeyi de sevmiyorsan...

Bence en uygun laf tavladan bulunabilir..

*

“Dörtlük” kalmadığına göre artık “cihar” diyemezsin...

“Dü” dersin...

*

Vallahi Akif de tatmin olur... Ben de hiç sesimi çıkarmam.

Üstelik çıkardığı ses de güzel...

*

Düüüü....

Yok mu kimsesizlerin vicdanlı bir kimsesi

DÖVME YAPTIRANLAR MUTLAKA ALDATIR MI

BEŞ gündür Güney Afrika’dayım ya... Tabiatıyla yandaş köşe yazarları ve gazetelerini okumuyorum.

Televizyonda da hiç onlar yok...

Anlayacağınız kafa gıcır... Sayaç sıfırlanmış durumda ve yeniden doğmuş gibiyim.

Şimdi size Cape Town’da yayınlanan “The Times” gazetesinden şahane bir haber.

“Bedenine dövme yaptıranların çoğu eşini aldatıyormuş...”

Açıklayan da kim biliyor musunuz...

Bir Türk...

Adı Alper Akyüz...

“Victoria Milan” adı 3 milyon abonesi olan bir “çöpçatanlık” sitesinin pazarlama müdürü.

Kendi sitelerinden arkadaş edinmek için başvuranlardan gelen veriler üzerine yaptıkları bir çalışmanın ortaya koyduğu gerçek buymuş...

EYVAH BENİM DE DÖVMEM VAR

HABERİN daha girişinde, sol bileğimdeki dövmeye tuhaf tuhaf bakmaya başladım...

Allah’tan, sonunda iyi haber geldi.

Bu araştırma Güney Afrika, Danimarka, Çek Cumhuriyeti, Finlandiya, İtalya, Belçika, Fransa, İspanya, Yunanistan, Norveç, Polonya, Hollanda, İngiltere, Almanya, İsviçre ve İrlanda vatandaşları üzerinde yapılmış.

Yani aralarında Türkiye yok...

İçiniz rahat etsin...

Ayrıca “International Tattoo Convention” (Uluslararası Dövme Kongresi) de bu araştırmanın saçma olduğunu açıklamış...

FAYDALI BİLGİ

DÖVME, milattan önce 12.000 yılına kadar uzanan bir geçmişe sahip.

Polinezyaca “tatu” veya “ta-tau” kelimelerinden geliyormuş.

Dünyada en çok İskandinavyalı kadınlar dövme yaptırıyormuş.

Oranları da şöyle:

Danimarkalı kadınlar yüzde 42, Finlandiyalı kadınlar yüzde 41, İsveçli kadınlar yüzde 40...

EN SEKSİ ERKEK UNVANIMA KİM, NASIL TEPKİ GÖSTERDİ

- 50 yıllık en seksi koltuğunu kaptıran Hasan Cemal: “Rifat Ababay sana kıyak geçmiş” diyerek.

*

- Yenilen pehlivan psikolojisini atamayan Mustafa Taviloğlu: Jüriye itiraz ederek.

*

- Bir türlü kilo atamayan Serdar Turgut: Ceketimin duruşuna bakıp, “Ama sen kilo almışsın” diyerek.

- Yarım asırlık çınar Ahmet Hakan: Sessiz kalarak.

*

- Her şeyi bam bam yazışıma kıl olan Akif Beki: Yazdığım “Rabia” yazısına çakarak.

*

- Adını vermek istemeyen bir yandaş yazar: “Bunu üst akıl yaptı” diyerek.

*

- Bir türlü sıralamaya giremeyen Sedat Ergin: Hasan Cemal’i ve Volkan Vural’ı bana karşı kışkırtarak.

 

X