"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Yani 'Osmanlı'yı bu başörtüsü batırdı' çakması kurtarıyor mu

Adı Eftalya Fettahoğlu Emirmiran...

Bakırköy İmam Hatip Lisesi mezunu... Sonra Uludağ Üniversitesi’nde Türk Dili ve Edebiyatı okumuş...

Yani Osmanlıyı bu başörtüsü batırdı çakması kurtarıyor mu

Türkiye kamuoyu onun adını
Kanal D’de yayınlanan “Benimle Söyle” programında duydu...

Herkes ondan Türk sanat müziği beklerken harika bir arya ile başladı...

Sonra harika bir Batı müziği şarkısı söyledi. İlk gece 100 kişilik jürinin 97’sinin oyunu aldı.

*

Sonra öğrendik ki aynı zamanda yazarmış... Mehmet Âkif Ersoy’un yayınladığı, günümüzde de Ersoy ailesinin katkılarıyla çıkan “Sebîlürreşad” dergisinde yazıyormuş.

*

Yarışmada Türkiye ikincisi olunca, derginin genel yayın yönetmeni Fatih Bayhan’ı ziyaret etmiş.Bayhan da başarısını bir mesajla kutlamış.

Ve kıyamet de ondan sonra kopmuş.

*

İlk tepki dinci bir dergiden gelmiş:

“Tebrik edilecek bir başarı mı var ortada, yoksa ibretlik bir dejenerasyon mu? Kuran şairi Mehmet Âkif Ersoy’un dergisinin ve başörtüsünün maruz kaldığı durum tam bir ibret vesikası...”

*

O vurun dedi ya, arkasından bir goygoycu vurmaktan beter etmiş:

“Onun ismine baksanıza Eftalya, nasıl Türk olabilir, Ermeni kızı mı Yahudi kızı mı belli değil. Osmanlı işte böyle batmış...”

*

Kafaya bakar mısınız...

Abdülhamid’in torunuyum diye ortada dolaşıp işi ticarete döken sonradan örtünme bir hanımefendi, Osmanlı’yı kurtarmaya çalışıyor...

Söylediği harika şarkılarla bütün Türkiye’nin sevgisini kazanmış imam hatip mezunu kız Osmanlı’yı, Eftalya adıyla batırıyor...

*

Beyler kaldığınız yüzyıl hangisiyse, neresiyse oraya dönün...

Belki hakikati orada görürsünüz...

*

Osmanlı’yı başına örtü takanlar değil... Beyninin üstüne kavuk takanlar batırdı...

*

Yani sizin gibi erkekler...

IQ TESTİ - KENDİMİ GERİ ZEKÂLI SANIRDIM MEĞER O KADAR DA DEĞİLMİŞİM

HAYATTA üç şeyi öğrenemedim.

Para işletmeyi, enstrüman çalmayı ve araba kullanmayı...

Gerçi öyle işletecek kadar büyük paralarım olmadı ama...

Eldekiyle yaptıklarımdan dolayı kendimi geri zekâlı hissediyorum.

Önceki gün Wall Street Journal’da okuduğum bir haber içimi rahatlattı.

Gazete adını vermiş ama ben vermeyeyim.

Paranın kasası sayılan bir ülkenin ve dünyanın en büyük bankalarından birinin müşterileri, onlar adına işlettikleri paradan zarar ettikleri gerekçesiyle banka aleyhine dava açmışlar...

Banka da kendini şöyle savunmuş:

“Parayı yatırdıkları enstrümanların risklerini biliyorlardı...”

Benim para özürlü küçük kafam yine almadı.

Madem böyle riskler var da banka müşterisini niye oraya yönlendiriyor.

Müşteriler mi çok açgözlü ve söğüşlenmeye bu kadar meraklı...

Yoksa parayı en iyi bildiğini iddia eden bankalar mı söğüşlemeye bu kadar tutkun...

SİLİKON VADİSİ MÜESSES NİZAMA MI DÖNÜŞÜYOR

SİLİKON Vadisi son 20 yıldır sadece Amerika’da değil bütün dünyada “yeni bağımsız ve özgür çalışan” profilini savunan devrimci sektördü...

Google çalışanlarına, “Kişiliğinizi ve kimliğinizi işyerine getirin” diyordu.

“İşinizi evinize götürmeyin, evinizi işinize getirin” esprisi hâkimdi.

İnsanlar evdeki köpeklerini bile işyerine getirebiliyordu.

“Corporate America” denilen, çalışanının kişiliğini ezen, onu “şirket insanı” diye anonim bir robot haline getiren, bir sandalyeyi öteki odaya taşımayı bile kurallara bağlamış Amerikan iş sistemiyle taban tabana zıttı bu...

Ama geçen cumartesi günü okuduğum bir haber bana acaba dedirtti.

Google, artık çalışanlarının her konuyu özgürce tartışmalarının sınırlandırılması için adımlar atmaya başlamış.

İçeride kurulan çok sayıda tartışma grubunun yaptığı tartışmaların dışarı yansıtılmasına sınırlamalar getirecekmiş.

Başka şirketlerden de benzer sinyaller geliyor.

Acaba bu özgürlük vadisi yavaş yavaş eski “Corporate America”ya dönüşüp yeni müesses nizam haline mi geliyor.

Öyleyse çok yazık...

Yani Osmanlıyı bu başörtüsü batırdı çakması kurtarıyor mu
Eski İngiltere Başbakanı Tony Blair

YENİ SİYASET

TATİL YAPMA KONUSUNDA BİR ‘CENTİLMENLER ANLAŞMASI’

Ekrem İmamoğlu haklı...

Çalışan insanların mutlaka tatil yapması gerekir. O bunu rahatlıkla söylüyor çünkü yeni bir Türkiye’nin siyasetçisi...

Tatile giden, ailesine zaman ayıran, kendine özel alanlar yaratabilen, hobileri olan, müzik dinleyen, sinemaya giden yeni bir siyasetçi profili bu...

Ecevit’lerin, Demirel’lerin ve bugünkü siyasetçilerin pek anlayamayacakları bir şey...

Bence meseleyi “Niye tatile gittin” üzerinden yürütmek doğru değil...

Benim de itirazım ona değildi...

Liderlik, felaket anlarında belli fotoğrafları vermeyi gerektiriyor...

Ben onu anlatmak istedim.

Tam aksine siyasetçilerin tatil yapmasını destekliyorum.

Mesela Cumhurbaşkanı’nın bu yıl uzunca sayılacak bir tatil yapması, o sırada Ege sokaklarını gezmesi de çok hoşuma gitti.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu izleyebildiğim kadarı ile bu yıl tatil yapmadı.

Bence onun da yapması lazım.

Ve bu konunun siyasetçiler arasında bir “centilmenler anlaşması” haline gelmesi hem kendi sağlıkları hem ülke sağlığı açısından çok iyi olur.

ENDİŞELİ DEMOKRATIN ‘TEK ADAM’ RAHATLIĞI

Geçen sabah kahvaltıda, benim yaşlarımda, demokrat bir Amerikalı ile sohbet ettim.

Yani 60’ları yaşamış, rock müziği hâlâ seven benim gibi biri.

Trump’tan çok endişeli...

“Amerikan değerlerini altüst ediyor” diyor... Ve hepsi de Trump’ın ikinci defa seçilme ihtimaline kendilerini hazırlamışlar.

Ama onun iktidara geldiği ilk günlerdeki şoku atlatmışlar.

“Neticede sistemimiz belli... Seçilirse bir dört yıl daha tahammül edeceğiz, sonra bitecek...”

İnsan burada daha iyi anlıyor ki, iki defadan fazla seçilmeme kuralı, otoriterliğin tek adam rejimi haline dönüşmesini engelliyor.

Yani Osmanlıyı bu başörtüsü batırdı çakması kurtarıyor mu

BU ŞARKIYI TÜRK LİSTESİNE Mİ BATI LİSTESİNE Mİ KOYARSINIZ

Geçen cuma müzik platformlarına konan bir şarkı da Serkan Çinioğlu ile Sırma’nın “Bizden Önce”si...

Number One FM ve Number One Türk FM’de her hafta pazar günleri iki ayrı Top 20 listesi yapıyorum.

Bu harika şarkıyı hangisine alacağıma karar veremedim.

Hem Türk popu hem uluslararası listelere rahatlıkla girecek bir şarkı...

Sırma’nın sesi her yeni şarkısında daha mükemmelleşiyor ve giderek uluslararası listelerde rahatlıkla yer alacak bir tarza dönüyor. Her ikisini de kutluyorum.

Harika bir şarkı ortaya çıkarmışlar.

GEÇ KEŞFETTİĞİM BİR ŞARKI DAHA

Melike Şahin:
“Bir Fırlatsam...”

Meğer 2017’de çıkmış...Ve ben, şu arabesk damarıma, İkinci Yeni bamtelime basan şu sözleri de atlamışım:

“Bir fırlatsam kederimi göğe

düşer eski yerine

Göğsüme oturur sarı sabır

gelir öcünü alır yaş komaz gözüme...”

Arayı kapatmak için sık sık dinliyorum...

Bugünlerde bir de Mabel Matiz’in “Boyalı da Saçların”ı yeni bir duyguyla ve bol bol dinliyorum.

X