"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

'Vur emrini' kim verdi

TÜRKİYE, gerekeni yaptı.

Hepimiz bütün gönlümüzle arkasındayız.
Ama burası bir Ortadoğu diktatörlüğü değil de demokrat bir ülkeyse...
Bu ülkenin seçilmiş bir parlamentosu varsa...
İçinde bulunduğumuz şu dönemde vatandaş olarak şunu da bilmek istiyoruz.
Önceki sabaha karşı vur emrini kim verdi...”


* * *


Birinci ihtimal: Türk Silahlı Kvvetleri’nin Başkomutanı olarak Cumhurbaşkanı...
Anayasa’ya göre başkomutan ama savaş ilanı yetkisi yok.


* * *


İkinci ihtimal: Yürütmenin başı olarak Başbakan...
Genelkurmay Başkanlığı artık fiilen Başbakanlığa bağlandı.
Ancak Başbakan’ın da savaş ilan yetkisi yok.
O yetki Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin...


* * *


O Meclis ki...
Halk milletvekillerini seçti.
Milletvekilleri yemin ettiler.
Yakalarına rozetlerini taktılar.
İlk maaşlarını ve yolluklarını aldılar.
Meclis Başkanı seçildi.
Yani bugün halkın iradesini yüzde 95’in üzerinde bir temsil gücüyle yansıtan parlamento var.


* * *


Ülke fiilen savaşın eşiğinde.
Peki ülkeyi savaşın eşiğine götüren güç kimin elinde...


* * *


Savaşacaksak eğer, ülkemizi IŞİD belasına, PKK belasına karşı savunacaksak, bunun tam da bugün konuşulacağı yer orası değil mi...


* * *


Cumhurbaşkanı seçimden önce, “Büyük Millet Meclisi bekleme odasında” demişti...
Seçim, Meclis’i oradan çıkardı diye düşünüyordum.
Peki o Meclis, içinde bulunduğumuz böyle bir duruma el koymayacak da,
4 yıl boyunca ne yapacak Allah aşkına...


* * *


Yoksa bu ülkede bir darbe oldu da, Meclis bekleme odasından da mı dışarı atıldı...

Bu ‘pek soylu’ zatı kime şikâyet edeyim


ADAMIN soyadı “Soylu...”
Ne çare ki, karakter bu soyada hiç mi hiç uymuyor.


* * *


Önce bu malum ‘pek soylu’ karakteri tanıyalım.
Adam, siyasette girdiği partiyi her bakımdan batırmakla, oylarını, ruhunu soyup soğana çevirmekle tanınıyor.
Sonra, bir zamanlar ağzına gelen lafı söylediği, akla, hafsalaya, ahlaka sığmayan her hakareti ettiği AKP’ye yanaşma olarak geliyor.
O mu AKP’ye ettiği küfürleri yalayıp yutuyor, yoksa AKP mi, kimse anlamıyor...


* * *


Her yanaşma gibi, göze girmek için yapmadık yalakalık, yalamadık kemik, ona buna atmadık iftira bırakmıyor.
Her dalkavuk gibi, liderin gözüne giriyor, AKP’nin yıllarca meşakkatini çekmiş, dürüst insanlarının ayağına, kafasına basa basa, onların siyasi haklarını gasp ede ede tepelere tırmanıyor.


* * *


Gelelim son icraatına, pardon cerahatine...
Sahibi kimse, onun sesi bu yanaşma, önceki gün bir tweet atmış.
Yıllardan beri DHKP-C’nin, PKK’nın hedefi olmuş Aydın Doğan’ı onların savunucusu gibi sunuyor, resmen hedef gösteriyor.


* * *


Şu ülkenin haline bakın...
Bir gazeteci, hoşlarına gitmeyen tweet attığı zaman, ortalığı ayağa kaldırıyorlar, patronuna şikâyet ediyorlar, işinden attırıyorlar.


* * *


Peki biz bu adamı kime şikâyet edelim...
Meclis Başkanı’na mı...
Yoksa partisinin genel başkanına mı...


Ülkenin kaderi savaşla erken seçim arasına sıkışmış değildir

EVET bir vatandaş olarak, ülkeyi barut fıçısına çeviren seçimlerden yoruldum.
Ülkenin merkezini temsil eden iki ana akımın bir araya gelerek kutuplaşmayı önleyici, ağır sorunları çözebilecek, bizi tekrar bir millet haline getirecek olan bir koalisyonu arzuluyorum.
Ama gizli bir el, kuytudaki bir güç, trollerin uyduruk deyişi ile bir “üst akıl” elindeki havuz medyası ile alnımıza şunu yazmaya çalışıyor:
“Ya savaş ya seçim...”
Hayır kardeşim, bu ülkenin kaderi, hiçbir şeyi çözemeyecek yeni bir seçimle, ülkenin geleceğini karartacak bir savaş arasına sıkışıp kalmış değildir.
Bir koalisyon mümkün ve denemeliyiz...
Ama üst akıl şimdi bir oldubittiyle bu işbirliğini daha şimdiden bir “savaş hükümeti” haline getirmeye çalışıyor.
Tam aksine bu koalisyon, Türkiye’yi tamamen Ortadoğu batağına sürükleyecek ihtimali ortadan kaldırmak amacıyla kurulmalıdır.


Ekrem kardeşim bu başlık hiç olmamış

ÖNCE Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı’ya itirazım var.
Haberi şu başlıkla vermiş:
“Paris cinayeti MİT işi...”


* * *


Tamam, haberi veren gazete sağlam: Le Monde...
Paris Savcılığı, 2013 yılında 3 PKK üyesinin öldürülmesi ile ilgili 70 sayfalık iddianame hazırlamış.
İddianameye göre, 3 kadını öldüren katilin Türk Milli İstihbarat Teşkilatı ile ilişkisi varmış...


* * *


Ancak gazeteden haberi okuyunca, “MİT işi” diye kesin bir ifade görmedim.
MİT”in dahli olduğu şüphesinden” söz ediliyor.
Yani ortada kesin bir şey yok.


* * *


MİT’i en çok eleştiren insanlardan biriyim, ama Türk istihbaratının bu kadar aptalca bir işe girişeceğini hiç sanmıyorum ve inanmıyorum.
Ayrıca böyle bir operasyonun arkasındaki yarar nedir onu da hiç göremiyorum.


* * *


O nedenle başından beri, MİT’i bu işin içine sokmaya çalışan yorumlara itibar etmedim ve bugünden sonra da etmem.


* * *


Eğer bu koalisyon kurulabilirse, önündeki ilk önemli işlerden biri, Türkiye’nin giderek bozulan bu imajını düzeltmek olmalıdır.
Ama Başbakan Davutoğlu da bilmeli ki, havuz medyasının zekâdan yoksun, idraksiz köşe yazarlarının dillerine doladığı “Paralel” bahaneleri, “Erdoğan’a karşı komplo” mavalları ile bu imajı düzeltmek mümkün değil.

X