"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Vicdanlı Müslüman sesini yükseltiyor

O dünyanın saygıdeğer bir kıdemlisi...
İslami kesimdeki müktesebatı eski...
Epeyce gerilere gidiyor.
İslami âlemde gazetecilik yapmanın kolay olmadığı günlere uzanıyor.
Fehmi Koru...

* * *

Dün Habertürk’teki yazısında hem Cumhurbaşkanı’na, hem Başbakan’a bir hatırlatma yapıyor.
Son günlerde yapılan saldırılar...
Ahmet Hakan’a evinin önünde yapılan vandallıklar...
Diyor ki Fehmi Koru:
Bunlar İttihat ve Terakki dönemi uygulamalarıdır...

* * *

İttihat ve Terakki’nin öldürdüğü gazetecileri tek tek anlatıyor...
Muhalif gazeteci kanı içmeye azmettirilmiş tetikçi Yakup Cemilleri...
Katilleri anlatıyor.
Diyor ki, tarihten alınacak epey ders var.

* * *

Beni eleştiren çok yazı yazdı...
Hem de ağır eleştirdi.
Hiç önemi yok...
Ben onun vicdanlı bir Müslüman olduğuna inanıyordum...
Öyleymiş gerçekten.


Türkan Hocam, Ali Yarbayım, Kuddusi kardeşim hakkınızı yine de helal edin


TÜRKAN Saylan Hocamın pencereden bakan o hüzünlü gözlerini hatırlıyor musunuz...
Kanserin son aşamasına gelmiş şerefli bir Cumhuriyet kadınına sabahın şafak vakti reva görülen vicdansızlığı...

* * *

Ya Kuddusi Okkır’ın üç metrekare koğuştaki son bakışları...
Olmayan bir Ergenekon çetesinin, uydurulmuş bir örgüt kasası diye teşhir eden o manşetler hâlâ vicdanınızı cayır cayır yakmıyor mu...
Ya oğlunun, belediyenin kaldırdığı, bedeni bebek kadar kalmış babasını mezara indirirken bize bakan gözlerini...
O gün yazmıştım...
Bu gözler unutmaz, unutturmaz diye...

* * *

Ali Yarbayım...
Manşetlerden darbeci diye günlerce çarmıha gerilen kahraman subayımızın onur intiharını... Hatırladınız mı ona doğru uzatılan o kirli parmakları...

* * *

83 kahraman subayımız ve sivilimiz...
Uydurulmuş belgelerle, bilgisayar montajları ile rütbeleri sökülen, hapislere sokulan, onurları ayaklar altına alınan evlatlarımız...
Göktürk tarihimizin, Selçuklu tarihimizin, Osmanlı tarihimizin, Cumhuriyet tarihimizin en pis, en iğrenç, en aşağılık komplosunu yapan medya çetesi... Huu orada mısınız...

* * *

Dün, bütün bu insanlar beraat ettiler.
Duydunuz, gördünüz...
Ama ağzınız hâlâ kapalı...

* * *

Söyleyin nedir bu sükût...
Korkudan mı, utançtan mı...
Yoksa yüzsüzlükten mi...
Yoksa ikrardan mı...

Hüzünlü bir huzur kabristanı

-Türkan Hocam kabrinde huzur içinde yatıyor...
-Kuddusi Okkır, bir halk mezarlığında huzur içinde yatıyor...
-Ali Yarbayım, bayram günlerinde, iki yanına Türk bayrağı asılan mütevazı bir mezar taşının altında huzur içinde yatıyor.
Göğsünde bu milletin taktığı şeref madalyası var.
Eyy o günlerde hep birlikte o kumpasları yapan, o manşetleri atanlar...
Sizinse yatacak yeriniz yok...


Beraber yürümüştünüz o yollarda, birlikte kirlenmiştiniz o zift ve çamur deryasında


O vicdansızlara sesleniyorum...
Günlerce manşetlerinizden linç ettiniz bu insanları...
Bazısının en güzel yıllarını, bazısının son günlerini çaldınız...
Çocuklarını, ailelerini, annelerini, babalarını kahrettiniz, perişan ettiniz.
Orada görev bitti, şimdi aynı linçleri başka insanlara yapıyorsunuz.
Üstelik bu defa gazetecileri hedef gösterip, ölümle tehdit edip binalarını taşlayacak, evlerinin önünde dövdürtmeye azmettirecek kadar pespayeleştiniz.
Şimdi hiç utanmadan, hiç arlanmadan kumpas varmış diye bas bas bağırıyorsunuz...
Geç bunları kardeşim...
O gün hepiniz oradaydınız... Birlikte, kol kolaydınız... Beraber işlediniz o insanlık suçlarını...

Kötü bir rüyanın tembihlenmiş eşkıyaları


-Bülent Arınç... Vicdanlı bir Müslüman...
Hürriyet’e, Ahmet Hakan’a yapılan saldırılar için “Kötü bir rüya” diyor...
-Devlet Bahçeli... Vicdanlı bir Müslüman...
Saldıranlar için “Tembihlenmiş eşkıya” diyor...
-Şahsen aldığım mesajlar, gazetemize gelen mesajlar, kamuoyuna duyurulan açıklamalar gösteriyor ki...
Laik, muhafazakâr, milliyetçi, Türk, Kürt...
Her çevrede, vicdanlı Müslümanlar sesini yükseltmeye başladı...
Evet, yeni İttihatçıların Yakup Cemillerini Müslüman’ın vicdanından gelen bu gür ses susturacak.


Sevgili Akif, A330 efradına söyle sahaflara da uğrasınlar

ÇOK sevinçliyim.
Akif Beki, tekrar A330
uçağında. Bu defa Başbakan Davutoğlu’nunkine bindi.
Önceki gün yazdı. Başbakan’ın çevresi New York’ta eski kitapçılara gidip çok sayıda tarih kitapları satın almış... Keşke dedim, biraz da bizim sahaflara uğrayıp
İttihat ve Terakki gazeteci cinayetlerini anlatan
tarih kitaplarını da
alsalar.

Aydın Bey, rahmetli Ecevit’in tanıklığını unutmuşsunuz


AYDIN Bey, Cumhurbaşkanı’na yazdığı mektuba Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in mektubunu eklerken, eski başbakan rahmetli Bülent Ecevit’in tanıklığını eklemeyi unutmuş...
Onu da ben hatırlatayım...
-Tarih 17 Ekim 1998...
Yer, Swissotel Şark Sofrası restoranı...
Uluslararası Basın Enstitüsü’nün (IPI) yemeği var.
Onur misafiri eski başbakan Bülent Ecevit...
1980’li yılların başında askeri yönetimin demokrasiyi askıya aldığını, bütün haklarının elinden alındığını, o dönemde askeri darbe rejimine karşı Arayış dergisini çıkarmak istediklerini söylüyor. Ama bunu karşılayacak paraları yoktur.

* * *

Şöyle devam ediyor Ecevit:
“Sayın Aydın Doğan, o dönemde Milliyet’in bütün olanaklarını bize açtı, yaşayabildiği kadar derginin yaşamasına katkıda bulundu.”
Ve orada, dünyanın dört bir yanından gelmiş gazetecilerin önünde Aydın Bey’e teşekkür ediyor.
Orada da kalmıyor.

* * *

-Tarih 4 Mart 2000...
Boğaziçi Üniversitesi İletişim Enstitüsü tanıtım töreni...
Basın söz konusu olduğu için eski gazeteci olarak Bülent Ecevit yine onur konuğu...
Orada da aynı konuşmayı yapıyor. Orada da teşekkür ediyor.

* * *

Beyler... Dönem 12 Eylül askeri dönemi...
Bugünün aslan kesilen bazı muhafazakâr siyasetçilerin, İslami siyasetin eski il başkanlarının ortadan toz olduğu günler yani...
Aydın Bey darbe
mağduru siyasetçilerin yanındaydı o gün...

X