Ülkemin Başbakanı 'çoğunlukçu' değil 'çoğulcu' diyorsa

BAŞBAKAN Binali Yıldırım’ın dünkü grup konuşması hakkındaki görüşlerimdir:

Haberin Devamı

Ülkemin Başbakanı Reina’da katledilenler için “Savunmasız ve masum insanlar” diyorsa...
İçim ısınır.

Ülkemin Başbakanı, yılbaşını kutlayan insanların yaptığı şey için “Mutlu ve güzel anları” diyorsa...
İçim daha da ısınır.

Ülkemin Başbakanı yılbaşı katliamcıları için “Bu katilleri aramıza salanlar, bu alçakça eylemleriyle farklı yaşam tarzı üzerinden, inançlar üzerinden ayrışacağımızı bekliyorlarsa boşuna hevesleniyor” diyorsa...
Birlik ve beraberliğe güvenim ve umudum yeniden artar.

Ülkemin Başbakanı, Reina katliamından sonra “Türkiye bir hukuk devletidir. Bu ülkede bütün hayat tarzları, bütün inançlar, bütün düşünceler devletin güvencesindedir” diyorsa...
Devletime karşı azalan umudum yeniden canlanır.

Ülkemin Başbakanı, Reina katliamından sonra “Bizler çoğulcu, demokratik hukuk düzenimizi ve sağlam toplumsal dokumuzu özenle muhafaza edeceğiz” diyorsa....

Yani “çoğunlukçu” bir rejimden değil, “çoğulcu” bir demokrasiden söz ediyorsa...
Tamamen kaybolmuş o saf umudum, bir kere daha gözlerini açar.

Safiyane olsa da umutlanır ve şu en içten temenniyi dile getiririm:
“İnşallah Sayın Başbakan...”

İnşallah başarırsınız ve hepimiz bu cümleleri söz kabul eder, bu temenni etrafında kenetleniriz.


6 AY ÖNCE IŞİD SALDIRISINA UĞRAYAN BİR HAVAALANINDA BU ADAMLAR NASIL ÇALIŞIYOR
TAMAM, Barbaros Şansal şuursuz bir trol...
Tamam, attığı tweet savunulacak bir şey değil... Tamam hepimiz elbirliğiyle, ağız birliğiyle bunu eleştirmeliyiz... Eleştiriyoruz...
Tamam, bu bir suçsa adalet yakasına yapışacak...

İyi de en gurur duyduğumuz yerlerden biri olan bu havaalanında, onu linç etmek için uçağın merdivenine kadar gelen o adamlara ne diyeceğiz...

Bu linç girişimini, “Kışkırtılmış öfkeli çalışanlar” deyip hafifletici nedenlerle geçiştirecek miyiz?

Beyler, demek ki artık o havaalanının uluslararası bölümünde bile hiçbirimiz güvende değiliz...

Yazdığımız bir yazıya, söylediğimiz bir söze sinirlenen “öfkeli çalışanlar” bizi uçağın kapısında sille tokat dövmeye, hatta linç etmeye kalkışabilirler.

Allah aşkına şu an dünyanın en ünlü havaalanını inşa etmekle övünen ülkemizin, “airport kalitesi” bu mudur...


MUHAFAZAKÂR BİR KADIN YAZARIN YAZASINI NİYE PAYLAŞIYORUM
YAZAN Haber Türk gazetesi yazarı Nihal Bengisu Karaca...

İktidarı destekleyen bir yazar...

Dünkü yazısı “vahşet trollerine” karşı bir “medeniyet ve insanlık cephesinin” mümkün olabileceğini anlatan bir yazıydı.

Kısaltarak sizinle paylaşıyorum.

Çünkü nefret ve vahşet trollerine karşı bu cephenin genişlemesini istiyorum.

Ülkemin Başbakanı çoğunlukçu değil çoğulcu diyorsa

O YAZIDAN: TANIDIĞIM DİNDARLAR O GECE KENDİ AKRABASI ÖLMÜŞ KADAR ACI ÇEKTİ
NİHAL Bengisu Karaca diyor ki:

(Reina katliamında) “Allah’tan ölenlere rahmet, yakınlarına sabır diliyorum. Katil ya da katilleri nefretle kınıyorum.”

“Yalnız da değilim, benim tanıdığım, itibar ettiğim bütün dindarlar o gece akrabaları ölmüş kadar acı çekti.”

“Kınıyoruz, bir yandan da ‘geç kaldığımız’ için kınanıyoruz, böyle uzayıp gidiyor.”

“Doğrudur. Üç otuz para için Noel Baba taklidi yapan gariban adam tartaklanırken daha çok muhafazakâr ve dindar kanaat önderi, daha yüksek sesle karşı çıkmalıydı.”

“Bazı gazeteler, ‘Bugün son gün. Bu uyarı son uyarı: Kutlama!’ diye manşet attığında, ‘Sana ne yahu, işine bak’ diye terslemek o kadar zor olmasa gerekti.”

“...Şu bir gerçek ki; Reina katliamını düzenleyen akıl, toplumun ‘yaşam tarzı’ çatlağının farkında. Bu saldırı o çatlaktan bir yarık çıkarmayı amaçlıyordu.”

Bengisu Karaca bunları söyledikten sonra bu çatlağın yarığa dönüşmemesi için bizlerin, siyasilerin, sivil toplumda liderlik konumu bulunanların yapması gereken şeyi de yazıyor.

Ben çok sevdim. Mutlaka bulup okuyun.


VURULAN ORTAKÖY'E YAKIŞAN FOTOĞRAF
BAZI gece yarıları pide yemek için oradaki Kırçiçeği’ne giderim...

Her defasında mutlu kalkarım... Her defasında, onun yanı başındaki, muhafazakâr insanların gittiği nargile içilen mekânları seyrederim.

Renklidir... Cıvıl cıvıldır...

Başı örtülü kadınlar, örtüsüz kadınlar kamu meydanının en güzel fotoğrafını çekerler orada...

Dünyada, bir cami ile kilisenin ve sinagogun birbirine en yaklaştığı semttir orası...

İçki içilen Reina da doludur, üç adım ötesinde, içki içilmeyen Huqqa da...

Bir birlikte yaşama “Disneyland”ıdır Ortaköy...

İşte o yüzden dün turizmciler ve restoran sahipleri Reina önünde yürürken, CHP’li Şişli Belediye Başkanı Hayri İnönü, CHP’li Beşiktaş Belediye Başkanı Murat Hazinedar’ın yanında, AKP’li Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan ve AKP’li Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen’in de yürümesi, hem onlara, hem Ortaköy’e, hem bütün Türkiye’ye çok yakışan bir fotoğraftı...


TERÖRİST DIŞARIDA 'TROLİST' UÇAKTA
BİR gazete ki, her gün nefret kusuyor...

Halkın bir bölümünde, alenen beyanen öteki kesimine karşı nefret uyandırmaya çalışıyor. İnsani bir açıklama yapan Diyanet İşleri Başkanı’nı bile hedef haline getiriyor.

Hedef gösteriyor... Gösterdiği hedefler vuruluyor... Trollere kızıyoruz... Hükümet onlara gerekenin yapılacağını açıklıyor.

Asla “Kapatılsın”, “Kayyum atansın”, “İçeri alınsın” demiyorum...

Ama soracağım bir soru var:

Nasıl oluyor da nefret kusan bu “trolist” gazetenin temsilcileri hâlâ devletin uçaklarına davet ediliyor...

Yazarın Tüm Yazıları