"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Uff uff uf! Arkadaş bu ne şarkı ya... Bu nasıl bir şarkı

15 Nisan günü bir CD çıktı.

Adı “Vertigo”. Söyleyen Ados...Gerçek adı Adem Oslu...

 

1988 doğumlu Bayburtlu bir genç adam.

 

***

 

Şu an Spotify Viral-50 listesinin ilk 7 şarkısı bu CD’den...

 

Bir Anadolu hiphop’u...

 

Anlatmak istiyorum.

 

Biraz da abartmak istiyorum.

 

***

 

Al Cem Karaca’yı...

 

Ahmet Kaya’yı ekle...

 

Al İkinci Yeni şiirini...

 

Sezen’i ekle.

 

Orhan Abi’yi, Müslüm Baba’yı koy üstüne...

 

Bugüne kadar hiçbir Türk CD’sinde böyle güçlü bir şiir görmedim

 

***

 

“Ahmak” diye bir şarkı... Olağanüstü...

 

“Delirirken”... Donup kaldım...

 

“Efkârın delisi”... Durakaldım...

 

***

 

Şarkılardan bazı sözler...

 

- Hayatı basit bir çoğunluktan ibaret sayanların suratına çarpılan bir yalnızlık manifestosu:

 

“Daha kaç ölüm gerekli yalnız sayılmak için.”

 

***

 

- Hayatı derli toplu bir matematikten ibaret sananlara bir tokat:

 

“Mantıkla yaşanacaksa kalbe gerek yok artık.”

 

***

 

- Milleti sersem, yalanı siyaset sananlara kalpten gelen bir itiraz:

 

“Sen de uyuyamazsın yalanlarla yarışsan”

 

***

 

- Toplumdaki sessizliği kolektif bir biat zannedenlere, derinden gelen, isyanı imana çeviren bir cümle:

 

“Dünyanın çivisi çıkana kadar söylenecek bu şarkı.”

 

İKTİDARDAKİ, MUHALEFETTEKİ KULAK VER BANA MÜZAYEDE BURJUVAZİSİ SEN DE

 

O şarkılarında söylemiş, ben de burada söyleyeyim.

 

Ey bu ülkenin siyasetçisi...

 

İktidardaki sen... Muhalefetteki sen... Sen de dinle... Bak, vurdumduymaz müzayede burjuvazisi... Sen de dinle...

 

Sen oğlum Ertuğrul... Kaçış sanatçısı... Aç o kepçe kulağını...

 

Hepimiz bilelim ki, bu ülke çok dolu.

 

İçi çok dolu bu vatanın... Taşmak üzere...

 

Artık genç şarkılarından fışkırıyor bu bileşiksiz kaplar teorisi...

 

***

 

Not: Çok hafif müzik, sadece klasik veya klasik Türk müziği sevenlere uyarı. CD size göre değil. Biraz sert ve depresif, ona göre...

 

 

48 SAAT GEÇTİ ARADAN, BARİ KENDİ OKURUNDAN ÖZÜR DİLE BE ADAM

 

 

SEN, 9 yıldır o insanları kahreden Ergenekon, Balyoz, Kafes, şu bu kumpaslarını bilerek, taammüden manşetlerine taşıyan, suç ortağı genel yayın yönetmeni...

 

Sabah, Zaman, Star, Bugün, Akşam, Türkiye, Takvim gazetelerinin ahalisi...

 

***

 

Sen...

 

“Kurunun yanında yaş da yanacak” diye fetva veren arkadaş...

 

“Küçük fotoğrafa değil, büyük fotoğrafa bak” diyen optik liberal kardeş...

 

***

 

Sen...

 

Sırf temkinli davrandığımız, polis ne verdiyse sizin gibi üzerine atlayıp manşete çekmediğimiz, Silivri zulüm döneminde yapılan adaletsizlikleri dile getirdik diye bana ve gazeteme demediğini bırakmayan, atmadık iftira, çalmadık kara bırakmayan gazetenin yöneticisi, sahibi...

 

***

 

Sen...

 

Uydurma bir hahamın eciş bücüş elyazısıyla yazıp oraya buraya jurnallediği, beni ve Enis Berberoğlu’nu Ergenekon çetesi üyesi olarak gösteren kapkara iftirayı ciddiye alıp Başbakan’a, Genelkurmay Başkanı’na gönderen MİT’in yöneticisi...

 

***

 

Sen...

 

Darbeler Komisyonu’nda beni sıygaya çeken, yıllar önce attığım her manşetin altında darbe buzağısı arayan vekil...

 

***

 

Bak...

 

Ne yazdıysak çıktı...

 

Ne dediysek oldu...

 

Ergenekon denen komplo çatır çatır çöktü...

 

***

 

Aradan 48 saat geçti...

 

Gıkın çıkmıyor...

 

***

 

Nedir bu sükût?

 

İkrardan mı?...

 

Yoksa yüzsüzlükten mi?

 

Uff uff uf Arkadaş bu ne şarkı ya... Bu nasıl bir şarkı

 

VARVATOS VİNTAGE BOTLARI 1930 KRAMPONLARINDAN ESİNLENMİŞ OLABİLİR Mİ

 

 

BENİM gibi daha 13 yaşında Lefter ve Can’ı görebilmek için Alsancak Stadı’nın soyunma odası çıkışlarında saatlerce bekleyen biriyseniz...

 

Futbolu sadece oynanan maç değil, objeleriyle, hikâyeleriyle, idolleriyle efsaneleştirmiş bir kafanız varsa...

 

Size harika bir haberim var.

 

Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde “Goal” adlı harika bir sergi var.

 

800 metrekare alan içinde, hayranı olduğunuz futbolcuların giydiği formaların, ayakkabıların, kollarına taktıkları bantların arasında geziyorsunuz.

 

En dikkatimi çeken bölümlerden biri kramponlu ayakkabıların gelişiminin görüldüğü vitrinlerdi.

 

1920 yılından itibaren futbol ayakkabısının nasıl değiştiğini ve bu değişimin son 15 yılda nasıl bir teknolojik devrime dönüştüğünü görüyorsunuz.

 

Bu arada 1930’lardaki futbol ayakkabıları, bugün John Varvatos gibi tasarımcıların yaptığı vintage botlara çok benziyor.

 

SOFT ROCK’ÇILARA

 

 

BU hafta çıkan yeni şarkılardan 2 favorim, The Strumbellas’tan “Wars” ve “Shovels and Dirt” şarkıları. Sunflower Bean’den “Human Ceremony”. Müzik listelerinde hiphop’un etkisi azalıyor, ritim ve melodi yine öne çıkıyor. Bu iyi haber.

 

Uff uff uf Arkadaş bu ne şarkı ya... Bu nasıl bir şarkı

 

SERGİDE BENİ ALIP GÖTÜREN FORMALAR

 

- EFSANEVİ kaleci Lev Yaşin’in Sovyetler Birliği Milli Takımı kaleci forması.

 

- İngiltere’ye 1966 Dünya Kupası’nda şampiyonluğu getiren kaleci Gordon Banks’ın eldivenleri.

 

- İspanya kaptanı Puyol’un 2010 Dünya Kupası finalinde giydiği ve tüm takım tarafından imzalanan forma.

 

- Beckenbauer’in klasikleşmiş 6 numaralı Almanya Milli Takımı forması.

 

- Roberto Carlos’un Fenerbahçe forması.

 

- Maradona’nın son defa Boca Juniors’ta giydiği imzalı forma.

 

- Pele’nin Santos ve Brezilya Milli Takımı imzalı formaları.

 

- Zinedine Zidane’ın 1997 Konfederasyon Kupası’nda terlettiği forma.

 

- Cristiano Ronaldo’nun madalya ve tekmelikleri.

 

***

 

İlgilenene not: Sergi 5 Haziran’a kadar açık.

 

 

X