"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Türkler Müslümanlığı Mars’ta nasıl yaşayacak

MESELA kaç vakit namaz kılınacak?

Ezan vakti nasıl ayarlanacak.

 

Kıble nasıl tayin edilecek...

 

Oruç kaç saat sürecek...

 

Kurban nasıl kesilecek

 

***

 

Hürriyet’te geçen hafta Savaş Özbey’in harika Mars dizisini okuyunca bu soru aklıma geldi.

 

Tabii sadece Müslümanlar değil, Hıristiyanlar, Yahudiler, Budistler de inançlarını nasıl yaşayacaklar?

 

Türkler Müslümanlığı Mars’ta nasıl yaşayacak

 

***

 

Başlıktaki soru size, çook uzaklardaki bir fantezi gibi görünebilir.

 

National Geographic kanalı, bu akşam 20.00’den itibaren Mars belgeselini yayınlamaya başlıyor.

 

Mars artık bize uzak değil.

 

İnsanoğlu, Mars’a sadece gitmek değil, artık orada yerleşmek için de kendine hedef koydu.

 

2040 yılında Mars’a sadece gitmeyecek, orada yerleşime de başlayacak.

 

***

 

Şu anki bilgilerden varılan bir sonuç da şu:

 

Mars’ta doğan çocuklar muhtemelen hiçbir zaman Dünya’ya gidemeyecek.

 

Bu da Mars’taki Müslümanların hacca veya umreye gidemeyecekleri anlamına geliyor.

 

Yahudiler Ağlama Duvarı’na yüz süremeyecek.

 

***

 

Şunu iddia ediyorum.

 

Mars’a yerleşimden sonra bugünkü dinler epey değişecek...

 

***

 

Benim şimdilik gördüğüm çözüm, “Oculus”...

 

Yani sanal gerçeklik...

 

Üç boyutlu teknoloji daha şimdiden o kadar gelişti ki...

 

Hacca gitmiş kadar, hatta daha çok hissederek hac farizasını yerine getirebilecekler.

 

***

 

Fantezi gibi görünüyor değil mi...

 

Unutmayın sadece 24 yıl kaldı...

 

MARS’TA İNSANIN KEMİĞİHER AY NE KADAR ERİYOR

 

ORAYA gitmek kadar uyum sağlamak da bir sorun olacak.

 

Şimdilik eldeki bilgiler şunlar:

 

- Mars’ta Dünya’daki kadar yerçekimi yok. Yerçekimi olmayınca kemikler hızla eriyor. İnsan her ay, kemik yoğunluğunun yüzde 1’ini kaybediyor.

 

- Mars’ta su kıymetli. İnsan idrarı ve teri bile kullanılarak suya dönüştürülecek. Ancak insan kemiğinin erimesinden
dolayı idrara ve tere karışan kalsiyum filtreleri anında kireçlendiriyor.

 

- Vücuttaki sıvı hızla beyinde toplanıyor, bu da göz yuvalarına baskı yapıyor. Öyle olunca görme bozuklukları başlıyor.

 

ÜZÜM SUYU TADIMI İÇİN 4 GÜN DETOKSLA ÜÇ BUÇUK KİLO VERDİM

 

GEÇEN pazar akşamı dünyanın 1 numaralı şefi Massimo Bottura ile son yemeği yedikten sonra detoksa başladım.

 

Eve döndüğümde tartıldım.

 

Tam 81 kilo olmuştum.

 

Yani 6 yıldır tuttuğum 78 kilodan 3 kilo fazla...

 

Ertesi gün bir detoksa başladım.

 

Çeşitli sebze ve meyvelerden sıvılar. Öğleyin kinoa salata. Akşam çeşitli sebzelerden yapılmış soğuk çorba.

 

Önceki sabah tartıldığımda 77.4 kiloydum.

 

Hadi 2.5 kilosu su deyin, net 2 kilo verdim.

 

Ve hemen kendime bir 32 beden jean aldım.

 

Bütün bu zorluk neden mi...

 

Çünkü dünyaca ünlü “Decanter” üzüm suyu dergisinin yıl sonu ödülleri töreni için Londra’ya geldim.

 

Yani 2 gün boyunca harika üzüm suyu tadımları yapacağız.

 

Yani detoksun amacı, bu şahane 2 güne hazırlıktı.

 

AMERİKALILARA ŞOKU ATLATMA TAVSİYELERİ BİZE DE YARAYABİLİR

 

NEW York Times gazetesi, önceki gün birinci sayfadan şoktaki Amerikalılara Trump şokundan kurtulma tavsiyeleri yayınladı.

 

Belki bize de yararı olabilir diye aranje ederek yazıyorum.

 

- İşe ağır bir içki gecesiyle başlayın. Eğer bir gece önce başladıysanız, doğru yoldasınız demektir.

 

- Her ne kadar seçim kampanyası sırasında abuk sabuk konuştuysa da Donald Trump’ın deli olduğunu düşünmeyin. İleride sizin de oy verebileceğiniz biri haline gelebileceğini düşünün.

 

- Arkadaşlarınızın, “Bu seçim Amerikan halkının yarısının faşist olduğunu ortaya koydu” şeklindeki yorumlarına kulaklarınızı tıkayın.

 

- Aile sofralarında durmadan Trump konusu açılırsa, siz de durmadan kapatmaya çalışın.

 

‘GÖBEĞİNİ KAŞIYAN ADAM’IN AMERİKANCASI

 

AMERİKAN aydınlarının öfkesine bakıyorum ve kendi kendime diyorum ki:

 

“Yok mu bunların içinde bir babayiğit, çıkıp Trump’a oy verenin adını koyacak...” Yani, “Göbeğini kaşıyan adam” veya “Bidon kafa” diyecek...

 

Ama çıkmıyor.

 

Trump’a oy verene “Faşist” diyen var. “Seksist” hatta “Ku Klux Klan” diyen de var.

 

Onlar alanı boş bırakınca, kendisine oy veren Amerikalıya adını vermek Trump’a kaldı.

 

Orada bu insanlara bizdeki gibi “Zenci” demek mümkün olmadığı için Trump şöyle dedi:

 

“Unutulmuş adam...”

 

Bakalım, 4 milyar dolar serveti olan ve her gün tekrar hatırlanacak adam, unutulmuş adamları hatırlayacak mı?

 

ÇÖL MATA HARİSİ’NE LAWRENCE’IN SÖYLEDİĞİ SÖZ

 

ACABA biz Türkler Gertrude Bell’i yanlış mı tanıyoruz?

 

Bize göre bu kadın Lawrence’tan bile daha tehlikeli bir İngiliz casusuydu. ‘Ortadoğu’nun Mata Hari’si’ yani...

 

Perşembe akşamı Alman yönetmen Werner Herzog’un onun hayatını anlatan “Çöl Kraliçesi” filmini seyrettim.

 

İngiliz casusundan çok bedevi hayranı izlenimi bıraktı bende.

 

Filmin sonunda, Lawrence’la bir sohbeti var.

 

İkisi de Osmanlıların artık bittiği görüşünde.

 

Ama İngiliz imparatorluğunun da artık kolonilerini elinde tutamayacağını düşünüyorlar.

 

Lawrence’ın filmin sonundaki şu sözü çok düşündürdü beni:

 

“Tanrı’nın adil olduğunu düşününce, ülkemin geleceği beni korkutuyor...”

 

Biliyor musunuz, bugünlerde ben de ülkemle ilgili aynı düşünceyi taşıyorum.

 

Türkler Müslümanlığı Mars’ta nasıl yaşayacak

(Nicole Kidman)

 

UÇAKTA ‘1A’ PROTOKOLSE ‘3A’ KOLTUĞU NE OLUYOR

 

GEÇEN ay Vanity Fair’de Helen Mirren’ın harika bir fotoğrafını gördüm.

 

Dergi onu en iyi giyinen kadın oyuncu seçmiş.

 

Orada öğrendim ki, çok seyahat ediyormuş ve uçaklardaki tek tutkusu “3A” koltukmuş.

 

“1A” görgüsüzlüğünün protokol sayıldığı bir ülkede yaşayınca insan bunu değerlendiremiyor tabi... İmtiyazlı olma bakımından, ille “1A” demekle, illa “3A” demek arasında bir fark var mı?

 

Bu arada merak edene...

 

Dergi en iyi giyinen erkek aktör olarak Eddie Redmayne’ı seçmiş.

 

YENİDEN KEŞİF

 

-Kylie Minogue: “Tears on My Pillow”.

 

“Yastığımdaki gözyaşları...”

 

İlk göz ağrım yabancı şarkılardan biriydi. 1958’de çıkmıştı ama ben onu biraz geç, 1962’de keşfetmiştim.

 

1989’da Kylie Minogue tarafından yeniden yorumlandı. O zaman çok sevdim.

 

Ve ben bu şarkıyı 2016 yılının sonunda yeniden keşfettim.

 

Maalesef streaming müzik sitelerinde yok. YouTube’dan dinleyebilirsiniz.

 

WOODSTOCK’TA EN YÜKSEK ÜCRETİ HANGİ ŞARKICI ALMIŞ

 

LONDRA’da harika bir sergi var.

 

Adı “Say you want a revolution”...

 

Türkçesi şöyle:

 

“Devrim mi yapmak istediğini söylüyorsun...”

 

1960’ları ve 1970’lerin ilk yarısını anlatıyor.

 

Gerçekten harika bir sergi.

 

En çok ilgimi çeken orijinal belge, Woodstock Festivali’ni düzenleyenlerin daktilo ile yazdıkları sanatçı ücret listesi oldu.

 

En yüksek ücreti Janis Joplin, Jefferson Airplane, Blood, Sweat and Tears ve The Band almış.

 

Her birinin aldığı para 15 bin dolar.

 

En düşük parayı alanı tahmin edin?

 

Santana...

 

Sadece 1500 dolar.

 

The Who, Jimi Hendrix ve Donovan’ın ne aldığı ise yazılmamış.

 

KİM NE ALMIŞ

 

Joan Baez                     10 bin

 

Arlo Guthrie                      5 bin

 

Richie Havens                2 bin

 

Ravi Shankar                   4 bin

 

Canned Heat                13 bin

 

Creadance C. R              10 bin

 

Greatful Dead           6 bin730

 

Iron Butterfly                   10 bin

 

Joe Cocker                2 bin750

 

Crosby, Stills and Nash   10 bin

 

Moody Blues                  5 bin

 

Jeff Back                           8 bin

 

İLK YENİ YIL ŞARKISI

 

-İlk yeni yıl şarkısı 4 Kasım’da İtalya’dan geldi.Laura Pausini söylüyor.

 

Laura Navidad CD’sinden, “It’s Beginning To Look a Lot Like Christmas”. Bu yıl evimizin ışıklarını daha da erken yakacağım. Londra dönüşü ilk işim bu.

 

Açılışı da Laura Pausini ile yapacağım.

X