"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

'Türkler Avrupa'ya gelmesin' deyip dünyayı Rusya'ya getirdin

Dün Moskova’daki tablo şu:

Libya konusu konuşuluyor.

Türk Dışişleri ve Savunma bakanları orada.

Türkiye’nin, desteklemek için asker gönderdiği Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin başbakanı Fayiz Es Serrac da orada...

Ama Libya’da Türkiye’nin düşman ilan ettiği Hafter de orada...

*

Bitmedi...

*

Türkiye’nin düşman ilan ettiği Hafter’i destekleyen ve yıllardır büyükelçi bile göndermeyecek kadar düşman ilişkiler içinde olduğumuz Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri dışişleri bakanları da orada.

*

Bu arada hepsini oraya toplamayı başaran Rusya da İdlib’de Türkiye ile hem müttefik ama aynı zamanda hem de gizli bir çatışma içinde.

Libya’da ise Rusya’nın desteklediği “Wagner”lerle, Türkiye’nin desteklediği “ÖSO Wagner’leri” karşı cephede elleri tetikte birbirini vurmak üzere bekliyor.

*

Bu tabloya bakıyorum ve düşünüyorum.

Acaba yaşlı Avrupa Birliği’nin biçare yöneticileri ne düşünüyordur?

Onlar düşünmüyorsa ben ne düşündüğümü söyleyeyim.

*

Ey Avrupalı...

2005 yılında başlayan tam üyelik müzakerelerinde, “Türkler Avrupa’ya gelir” korkusuyla, oyaladınız da oyaladınız...

Sonunda milyonlarca Suriyeli, Arap, Afrikalı göçmeniniz oldu.

Türkiye’yi oyalaya oyalaya başka arayışlara ittiniz, sonunda Rusya ile kol kola soktunuz...

*

Üç yüz yıl boyunca “Rusya sıcak denizlere inmesin, Akdeniz’e inmesin” derken, sonunda Akdeniz’i, Ege’yi, Afrika’yı, bütün Ortadoğu’yu Rusya’ya topladınız...

*

Şimdi buyurun görün bu ufuksuz, vizyonsuz “Judeo-Christian eurocentrism”in önünüze koyduğu hezimet tablosunu, ibretle ve işte böyle tarihi bir çaresizlikle seyredin...

Türkler Avrupaya gelmesin deyip dünyayı Rusyaya getirdin

‘FİTİLLİ KADİFE’ CEKET JAMES BOND’U BOZAR MI

“NEE James Bond fitilli kadife ceket mi giyiyor...”

Nisanda gösterime girecek olan yeni James Bond filmi “No Time To Die”ın tanıtım filminin ilk sahnesini görenler herhalde benim gibi hayretle bunu demiştir.

James Bond bir araba içinde...

Normal bir Bond sahnesi...

Ama normal olmayan şey var. İngiliz centilmeni ajanının üzerinde, 1970’li yıllar edebiyat öğretmenlerinin giydiği fitilli kadife bir ceket var.

*

Düşünebiliyor musunuz son filminde Tom Ford’un o tam üzerine oturan takım elbiselerini giyen, filmlerde smokin içinde gördüğümüz adam, üzerinden sarkan bir fitilli kadife ile karşımızda...

Benim gibi New York Times da bunu mesele yapmış ve dün uzun bir makale yayınladı.

Tom Ford’un 4 bin dolarlık takımlarından vazgeçen Bond bu filmde küçük boy bir İtalyan tasarımcı olan Massimo Alba’nın 1000 dolarlık elbiselerini giyiyormuş.

Acaba İngiliz İstihbarat Teşkilatı MI6’nın bütçesinde Brexit kesintisi mi yapıldı...

Türkler Avrupaya gelmesin deyip dünyayı Rusyaya getirdin
James Bond’un son filminde giydiği fitilli kadife elbise.

FİTİLLİ KADİFENİN DÖNÜŞÜ MUHTEŞEM

BUNDAN iki yıl önce Floransa’da Pitti Uomo Erkek Giyim Fuarı’nı gezerken en çok hoşuma giden tasarımcı Brunello Cucinelli olmuştu.

O standı gezerken şirketin CEO’su da tesadüfen televizyonculara mülakat veriyordu. Üzerinde fitilli kadifeden krem rengi harika bir kruvaze takım vardı.

Orada anladım ki, fitilli kadife bir come back (dönüş) yapmaya başlıyor.

NEDEN ÜÇ AYRI BEDEN ELBİSE ISMARLANDI

MASSIMO Alba İtalya’da sadece 6 tane butiği olan küçük bir marka.

Filmin yapımcıları parasını ödeyerek 2019 bahar koleksiyonundan 20 takım elbise almışlar. Bedenleri de 50-52-54...

50 beden giyinen bir erkek olarak, bu rolü oynayan Daniel Craig’in size’ını merak ettim.

50 veya 52 olmalı. Acaba öteki 2 farklı beden neden alındı...

Hareketli sahnelerde daha bol olanı giymek için mi? Yoksa dublörler için mi...

Ama fitilli kadife giyen bir Bond...

Karizma biraz çizilir gibi geldi bana.

HIRPALAMAYIN... BU İNSANLARA İLERİDE YİNE İHTİYACIMIZ OLACAK

KADİR İnanır’ı önce filmlerinden tanıdım.

Sonra dost oldum.

Kendini oynayan, oynadıkları kendi olan harbi bir Karadeniz delikanlısıdır.

*

Barışı sağlamak için, kendi arkadaş grubunu karşıya almak pahasına, “Akil İnsanlar”a katıldı.

Çok sevdim o tavrını.

*

Şimdi de aynı duygularla yürüyor.

Yine seviyorum duruşunu.

*

Kadir İnanır Türkiye’dir...

Onu hırpalamak kimseye yarar sağlamaz.

Çünkü bu insanlara ileride yine ihtiyacımız olacak.

‘AMADEUS’ HAYRANLARI AMADEUS’U SEYRETMELİ Mİ

DİKKAT edin soruyu şöyle sormadım:

“Mozart sevenler Amadeus oyununu seyretmeli mi...”

Çünkü konu o değil.

Milos Forman’ın 1984 yılında gösterime giren filmi “Amadeus”, Türkiye’de 1987’de sinemalara gelmişti.

Peter Shaffer’in eserinden sinemaya aktarılan “Amadeus” 33 yıl sonra ikinci defa tiyatro oyunu olarak İstanbul’da.

İlk oyunu seyredememiştim. Ama filmini 33 yılda en az 20 kere seyretmiştim ve Forman’ın o harika filminden sonra, tiyatro sahnesi gibi sınırlı bir mekânda daha fazla ne yapılabilirdi diye merak ediyordum.

Pazar akşamı UNIQ’de seyrettim.

Tek kelimeyle olağanüstü bir yorum ortaya çıkmış.

Tahminimin çok ötesinde bir yorum.

Türkler Avrupaya gelmesin deyip dünyayı Rusyaya getirdin

FİLMDEKİ ANTONİO KİM FİLMDEKİ SALİERİ KİM

Bugüne kadar Türk tiyatrosunda ve sinemasında gördüğüm en iyi cast (oyuncu kadrosu) diyebilirim.

Hemen bütün oyuncular çok iyi seçilmiş ve harika oyun çıkarıyorlar.

Yönetmen Işıl Kasapoğlu çok başarılı bir iş ortaya çıkarmış.

Kostüm ve sahne düzenlemeleri çok iyi.

*

Filmde Antonio Salieri’yi F. Murray Abraham oynuyordu.

Çok başarılıydı. Hatta filmin gerçek adının Salieri olması gerektiğini bile düşünmüştüm.

Oyunda bu rolü Selçuk Yöntem oynuyor.

Çok farklı bir yorum getirmiş.

Ve bence eserin özüne daha uygun bir Salieri karakteri ortaya çıkmış.

*

Filmde daha çok haset ve kıskançlık dolu bir karakter görüyorduk.

Burada ise Mozart’a hayranlığı kıskançlığından daha kuvvetli bir duygu haline gelmiş.

*

Filmde Salieri’nin asıl meselesi onun Mozart’la olan hesaplaşmasıydı.

Oyunda ise Salieri’nin asıl meselesi ona bu yetenekleri vermeyen Tanrı ile.

Nitekim senaryodaki en kuvvetli cümleler Tanrı hakkındaki görüşlerinden oluşuyor. 

 SALİERİ’DEN EN VURUCU İKİ CÜMLE

Tanrı hakkında: “Ne işe yarar ki insan Tanrı’ya dersini veremeyecekse...”

Ölürken geride kalanlara: “Beni anlamanızı istiyorum, bağışlamanızı değil...”

VE BENİ ŞAŞKINLIK İÇİNDE BIRAKAN ‘PUNK’ MOZART

SELÇUK Yöntem’in oyunculuğunu biliyorum. O hep sıra dışı.

O nedenle onun başarısına şaşırmadım.

Ama itiraf edeyim Mozart’ı oynayan Okan Bayülgen beni hayretler içinde bıraktı.

Saç kesimi ve kostümleri harika.

Bana göre filmde o rolü oynayan Tom Hulce’dan çok daha eğlenceli, çılgın, canlı, inişli çıkışlı “punk” bir Mozart portresi çiziyor.

Ben onu hep televizyon starı olarak tanıdım.

Bilin ki aynı zamanda olağanüstü bir tiyatro starıymış.

KATKIDA BULUNANLAR
Sayfa Editörü:
Firuzan Demir
Foto Editörü: Murat Şaka
Düzeltmen: Metin Usta
Tasarım ve Uygulama:
Selma Songül Zengin

X