"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Türk gecesinde üç ‘sakıncalı piyade’

DAVOS’a giden bir Türk için “must” yani elzem şeylerden biri, buraya gelen en yüksek Türk devlet yetkilisinin vereceği yemeğe katılmaktır.

Bir süredir bu yemekler Davos’ta Fettah Tamince’nin yaptırdığı Rixos Oteli’nde veriliyor.

Ev sahibi Davos’u düzenleyen Dünya Ekonomik Forumu’nun danışmanı Cüneyd Zapsu ve Rixos Grubu Başkanı Fettah Tamince’ydi...

*

Bu yıl yemeğin iki konuk bakanı vardı.

Hazine ve Maliye Bakanı
Berat Albayrak ile Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan.

*

Klasik sözler söylenmesini beklediğim bu yemeğe geldiğimde, bir gazeteci olarak beni bir sürpriz bekliyordu.

Yemeğe davetli üç kişi vardı ki benim için “bomba haber”di...

Çünkü bu üç davetli de Türkiye açısından “sakıncalı piyade” sayılan üç küresel şirketin temsilcileriydi.

Yani üçü de Türkiye’de yasaklıydı.

*

Bu şirketler şunlardı.

Biri Türkiye ile ilgili bir maddesi nedeniyle ulaşımı engellenen dijital ansiklopedi Vikipedia, öteki dijital taksi hizmeti şirketi UBER, öteki dijital otel rezervasyon şirketi Booking.com...

*

Gelelim bu üç kişiden hangilerinin yemeğe katıldığına...

- Wikipedia’nın iki kurucusundan biri ve daha ön planda olan
Jimmy Wales geldi.

-UBER’den ise Amsterdam’daki Avrupa merkezinin başındaki temsilci geldi.

O benim masamdaydı.

- Booking.com’dan ise gelen kimse yoktu.

*

Bana göre çok yerinde bir karardı.

POST YEMEĞİNDE TRUMP OYLAMASI

Tahmin ettiğim gibi bu yıl da Davos’un en parlak daveti Washington Post gazetesinin Seehof Oteli’nde verdiği öğle yemeğiydi.

*

-Yemekte Kolombiya Cumhurbaşkanı Ivan Duque, Avusturya Şansölyesi Sebastian Kurz, Bloomberg televizyonunun ünlü programcısı milyarder David Rubinstein birer konuşma yaptı.

*

- Bu arada kim olduğunu işitemediğim bir Venezuelalı ünlü konuştu.

“Bugün ülkemde yeni bir gün başladı. Maduro gidecek ve daha güzel bir Venezuela olacak” dedi.

Bilmiyorum ama Venezuela’da ne olacaksa galiba kanlı olacak.

*

Adını alamadığım Amerikalı bir senatör, salonda bulunanlara Trump konusunda bir oylama yaptırdı.

“Trump’la ilgili üç senaryo söz konusu. Şimdi elinizi kaldırarak hangi senaryonun gerçekleşeceğine inanıyorsanız gösterin” dedi ve devam etti...

*

- Birinci senaryo: “Trump impeachment’la düşürülüyor.”

Salonda az sayıda el kalktı.

*

- İkinci senaryo: “Trump ikinci defa seçime giriyor ama kazanamıyor.”

Birincisinden de az el kalktı.

*

Üçüncü senaryo: “Trump ikinci defa seçime giriyor ve kazanıyor.”

Salonun yarısı el kaldırdı.

*

Ben de bu üçüncü senaryo için elini kaldıranlardandım.

Yanımda oturan New York Times’ın yeni yayımcısı Arthur Gregg Sulzberger endişeli gözlerle bana bakıyordu.

TAHMİN... BERAT ALBAYRAK: 2019’DA DOLAR KURU NE OLACAK

Türk gecesinde üç ‘sakıncalı piyade’

YEMEKTE masalarda herkesin önünde bir kâğıt ve kalem vardı.

İsteyen, iki bakana da sormak istediği soruları yazıp verdi. Her iki bakan da İngilizce konuştu.

*

Berat Albayrak’a sorulan sorulardan biri şuydu: “2019 yılında Türk parasının değeri ne olacak?”

*

O da şu cevabı verdi:

“Geçenlerde bir grup işinsanı ile birlikteydim. Ben de onların dolar tahminini sordum. Kimi 5 dedi, kimi 5.5, kimi 6.

Sonra ben de kendi dolar tahminimi verdim. Bence Türkiye gibi bir ülkenin döviz kuru onun rekabetçi düzeyde tutacak kur olmalıdır.”

*

Onca öyle, bence de çok zekice bulunmuş bir cevaptı.

*

Bakan bunu söylerken, o gün Davos’ta konuştuğum bir Türk uzmandan aldığım bilgi aklıma geldi.

Avrupa’da yapılan bir araştırma, bazı ihracat ürünlerinde Türkiye’nin Çin’den yüzde 3 daha ucuz hale geldiğini belirlenmiş. Demek ki dolar kurumuz rekabetçi bir seviyeye gelmiş.

MÖNÜ: MODERNİZE EDİLMİŞ ÇİĞKÖFTE VE DÖNER

RİXOS’taki yemeğin mönüsü yüzde 100 Türk’tü.

Önce basit bir meze tabağı geldi.

İçinde lahana sarma, bulgur pilavı falan vardı. Bir de çok ince bir pide içine sarılmış çiğköfte vardı ki çok sevdim.

Onun yanında yoğurtlu çorba verildi.

Ana yemek de çok basitti. Pide üzerinde döner vardı.

O da modernize edilmişti.

AYRINTI: ALBAYRAK’IN KONUŞMASINDA KULLANDIĞI TEK TÜRKÇE KELİME

BU son bir ay içinde Bakan Albayrak’ı ikinci dinleyişim.

Güzel bir İngilizceyle konuşuyor. İfadesi net ve anlaşılabilir.

*

Ekonomide kullandığı kavramlar Harvard terminolojisini andırıyor.

Önceki akşamki konuşmasında kullandığı tek Türkçe kelime “inşallah”.

Arapça kökenli olmasına rağmen Türkçeye köklü bir şekilde girmiş bir kelime.

Türkiye’nin “take-off”a (ekonomide kalkışa) ne zaman geçeceğini anlatırken “inşallah” kelimesini kullandı.

*

2019 yılı için Türkiye ve gelişmekte olan ülkeler açısından iyimser olduğunu söyledi.

Bir de şunu ekledi:

“Krizlerden çıkış için güçlü liderlik çok önemli ve Türkiye’de bu var.”

DOSTLUK: TURİZM BAKANI’NI İKİNCİ DEFA ÖVDÜ

ALBAYRAK konuşmasında, başkanlık sisteminin yeni yönetim anlayışını anlatırken şunu söyledi: “İş dünyasının kendi alanında en başarılı insanlarından bazılarını bakanlığa transfer ettik. Mesela, turizm alanında çok başarılı işler yapan bir arkadaşımız Kültür ve Turizm Bakanlığı’na getirildi.”

Bakan Albayrak geçen ay İstanbul Üniversitesi’nde yaptığı konuşmada da Mehmet Ersoy’un faaliyetlerini övmüştü.

Bakanlar Kurulu’nda yan yana oturuyorlarmış ve arada sohbet ediyorlarmış.

MİZAH: YEMEĞİN EN ÇOK GÜLÜNEN ESPRİSİ

WASHINGTON Post yemeğinin en esprili konuşmasını Bloomberg televizyonunun esprili programcısı David Rubinstein yaptı.

Aynı televizyon programındaki gibi keskin zekâ ürünü esprilerle herkesi güldürdü.

Bu arada bu yıl Amerika, İngiltere ve Fransa’nın gelmeyişi nedeniyle biraz tenhalaşan Davos için de Trump’tan alınma bir slogan ortaya attı:

“Make Davos great again...”

Yani “Davos’u tekrar büyük yapalım”.

MASA: ‘CREME DE LA CREME’E DAVETLİ TÜRKLER KİMLERDİ

EV sahipliğini, Washington Post’un eski sahibi Graham ailesinden Lally Graham Weymouth’un yaptığı yemekte, Davos’a katılanların “Creme de la creme”i vardı.

Bu yemeğe davetli olmak Davos’ta bir nevi statü anlamına geliyor. Yemekte benim dışımda Avrupa Ekonomik Forumu danışmanı Cüneyd Zapsu, Hepsiburada’nın başkanı Hanzade Doğan Boyner ve Google Avrupa, Ortadoğu ve Afrika’dan sorumlu CMO’su Yonca Dervişoğlu vardı.

Bazı masaların üzerinde oturacak kişilerin adları yazılıydı. Ama salonun büyük bölümü serbest oturulan masalardı.

Benim masamda solumda New York Times’ın yeni yayımcısı Arthur Gregg Sulzberger, sağımda Vikipedia’nın kurucusu Jimmy Wales, iki sol yanımda dünyanın en ünlü reklamcılarından Martin Sollers ve eşi Cristiana Falcone oturuyordu.

SORU: PARANIZI BÖYLE BİR PUNK’A YATIRIR MISINIZ

Türk gecesinde üç ‘sakıncalı piyade’

MASAMIN en ilginç simalarından biri Vivi Nevo’ydu. Kazınmış kafası, bileğindeki bilezikler ve tişörtü ile tam bir punk müzisyeni andırıyordu.

Oysa şu an dünyanın tanınmış yatırım şirketlerinden birinin sahibi.

Gözleri bir gece önceden kalmış gibi kanlanmıştı. O nedenle yemek boyunca gözüne damla damlattı.

Dikkat ettim, yemeğe katılanların çoğu ile çok samimi bir hali vardı.

Dünyada işinsanı portresi de değişiyor.

O bildiğimiz lacivert takım elbiseli Wall Street tipleri hâlâ var.

Ama böyle punk görünümlü başarılı işinsanları da...

Yine de kendi kendime sordum.

Paramı böyle punk görünümlü bir yatırımcıya emanet eder miydim?

Edenler kazanmış...

Hem kazanmış hem kazandırmış.

PORTRE: ALMANYA’NIN YENİ DEMİR LEYDİSİ AKK’Yİ TAKDİMİMDİR

Türk gecesinde üç ‘sakıncalı piyade’

PERŞEMBE akşamüzeri, 20 kişilik bir medya konseyi üyesi ile Almanya Hıristiyan Demokrat Parti’nin yeni lideri Annegret Kramp-Karrenbauer’le küçük bir salonda bir araya geldik.

Yani Merkel’in koltuğuna oturacak olan kadın.

*

Karrenbauer aynı gün ilk konuşmasını Washington Post’un öğle yemeğinde yaptı. Bu bir anlamda onun kendini Davos elitine tanıtma konuşmasıydı.

Orada İngilizce konuştu.

Adının çok zor telaffuz edildiğini söyledi ki, bu benim de dışarıda çok sıkıntısını çektiğim bir şey.

Adının zorluğu nedeniyle AKK olarak biliniyor.

Bir de İngilizcesinin çok iyi olmamasından dolayı özür diledi.

TARZ: ÜZERİNDE MARKA YOK TEK TAKISI ALYANSI

AKK, Medya Konseyi ile yaptığı sohbette ise Almanca konuştu.

İşte gözlemlerim:

*

- 1962 doğumlu, yani 57 yaşında ama çok daha genç görünüyor.

*

- Babası öğretmen, annesi ev kadını.

*

- Eğitimini hukuk, masterini ise siyasal bilimler alanında yapmış.

- Kocası maden mühendisi ve 3 çocuğu var.

*

- Giyimi son derece sade. Üzerinde tanınmış marka giysi yoktu.

*

-Yeşil bir ceket, bir tişört ve bot giymişti. Tek takısı sol elindeki evlilik alyansıydı.

*

- Rahat konuşuyor ve kendinden emin cevaplar veriyor.

Merkel gibi bir efsanenin arkasından o koltuğa oturmasına rağmen, onun gölgesinde kalmış bir hali yoktu.

*

- O da Merkel gibi sorulara çok sakin cevap veriyor. Konuları çok iyi bildiği izlenimi veren cevaplar buluyor.

*

- Merkel’e göre daha muhafazakâr ve koyu bir Katolik olduğu söyleniyor. Ama bu onun diline ve görünümüne hiç yansımamış.

 

X