"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Sakallı yılanın sırrı 2: Tabutu mezardan fırlatan El Nino’nun ilahi işareti

DÖRDÜNCÜ SAHNE

BİRÇOK Meksikalı gibi, Sergio Gomez Chavez de o yılı çok iyi hatırlıyordu. 2003, Latin Amerika tarihine, “El Nino” yıllarından biri olarak geçmişti. El Nino denilen ve Orta ve Güney Amerika’nın doğu sahillerini vuran iklim değişikliğine bağlı şiddetli yağmur, o yıl da şubat, mart, nisan aylarında ortalığı kasıp kavurmuştu.

Bazı yerlerde, mezarlardaki tabutların topraktan dışarı fırladığı bir yıldı...

Toprak ana, aynı yıl sanki insanlık tarihinde çok önemli bir şeyi daha dışarı fırlatmıştı.

Mezarından fırlayan tabutlar ölümü anlatıyordu.

Sergio Gomez’in önündeki çukur ise “yaradılışın sırrını” anlatacaktı.

Çok iyi hissettiği bir şey vardı ki, Tanrı’nın gökyüzünden uzanan parmağı, ona o çukuru işaret ediyordu.

 

Sakallı yılanın sırrı 2: Tabutu mezardan fırlatan El Nino’nun ilahi işareti

Sergio Gomez Chavez

TÜNELİN AĞZINDAKİ TAŞTAN MÜHÜR

Tanrı’nın parmağının ona gösterdiği ilk şey, tünelin ağzını kapatan kapıydı. Ama kapıdaki o şeyi görünceye kadar 6 yıl geçecekti.

Çünkü önlerindeki şey 21’inci yüzyılın en büyük arkeolojik buluşuydu ve kazma-kürek işe başlayıp toprağı bilinçsizce kazmak, Tanrı’nın işaret ettiği şeyin insan tarafından yok edilmesi anlamına gelecekti.

İkinci sorun da şuydu: Teotihuacan şehri tarihi bir yerdi ve her gün 10 bine yakın insan ziyaret ediyordu. O insanların meraklı bakışları altında bu işi yapmak mümkün değildi.

Onun için önce çukurun üzerine büyük bir çadır kuruldu ve etrafına çit çetkildi.

Sergio Gomez’in başkanlığında 20 kişilik bir araştırma ekibi kuruldu.

Ancak önlerinde hâlâ büyük bir sorun vardı. İçeride ne olduğunu bilmeden ve tünelin dijital bir haritasını çıkarmadan ilk kazmayı vurmak mümkün değildi.

TÜNELE ÖNCE 3D TARAYICI GİRİYOR

Önce toplanan yardımla, yüksek çözünümlü bir 3D lazer tarayıcı getirildi.

Bu tarayıcı ile toprak altındaki tünelin santim santim haritası çıkarıldı.

Yeri delen radar olarak bilinen 3D lazer tarayıcı toprağın içini yavaş yavaş ekrana döküyordu.

Tiolacan Projesi’nin Başkanı Sergio Gomez Chavez ve arkadaşları ilk şaşkınlıklarını o gün 3D tarayıcıdan gelen ilk görüntü ile yaşayacaklardı.

Tünelin ağzında dev bir cisim vardı ve bu cisim girişin ağzını tamamen kapatmıştı.

Önce bunun yıllar içindeki depremler veya başka yer hareketleri ile oraya yerleşmiş bir kaya olabileceği yorumu yapıldı.

Tabiat, Maya şehrinin 1600 yıllık sırrını saklamak için önlemini almıştı.

TÜNELİN AĞZINI KAPATAN KAYALARI TABİAT MI KOYDU

Bir süre sonra 3D tarayıcı tünelin sonunun da dijital haritasını çıkardığında bir şaşkınlık daha yaşayacaklardı.

Tünelin öteki ağzı da aynı şekilde bir taşla kapatılmıştı.

O gün şunu da anladılar.

Nedeni bilinmeyen bir kararla Teotihuacan’ı terk edip kaybolan insanların sırrı ve o sırrın şifreleri bu tüneldeydi.

Ve tabiat ana o tünelin ağzını kapatmıştı.

Sergio Gomez ve arkadaşlarının merakı artık doruktaydı.

İşte tam o günlerde kendilerine ulaşan bir bilgi bu heyecanı daha arttıracaktı.

BEŞİNCİ SAHNE

BULUNAN ON İKİ İNSAN İSKELETİNDEKİ EKSİK

HENÜZ kazıya başlamamışlardı ama önlerinde çok önemli bir bilgi vardı.

2004 yılında Saburo Sugiyama isimli bir Japon arkeolog ile Ruben Cabrera isimli Meksikalı bir arkeolog, Teotihuacan yakınlarındaki bir kazı mevkisinde, 12 insan iskeleti bulmuşlardı.

Ama hiçbirinin kafatası yoktu.

Büyük bir ihtimalle kurban edilen insanlara aitti.

Yine de bu buluş sayesinde, gizli tüneli kazmak için dijital haritanın çıkmasını bekleyen Sergio Gomez ve arkadaşları artık daha çok inanmışlardı.

Kayıp medeniyetin kayıp krallarının mezarları o tünelde olabilirdi.

Ve tünelin sırrını da o mezarlar çözecekti.

Artık büyük bir sabırsızlıkla tüneli kazıp içine girmeyi bekliyorlardı. Ancak Meksika hükümeti henüz tünelin içine girme izni vermemişti.

37’NCİ METREDE GÖRÜNTÜ KESİLİYOR

O sırada başlarına hiç beklemedikleri bir şey geldi.

3D tarayıcı 37’nci metreye geldiğinde görüntü aniden kesildi.

Tünelin kapılarını kapatan tabiat ana, şimdi lazer tarayıcıya da direniyordu.

Ama onlar da direniyorlardı. Yeni ve daha gelişmiş bir lazer cihazı ile yollarına devam ettiler.

Bekledikleri kazı izni El Nino’nun çukuru açtığı günden tam 6 yıl sonra, 2009’da geldi ve tüneli kazmaya başladılar.

Bunun için özel bir robot geliştirilmişti ve bu robot dünyada, Mısır piramitlerinden sonra ikinci defa kullanılacaktı.

Robota Meksika yağmur tanrılarından esinlenerek “Tlaloc 1” adı verildi. Robot, dijital haritaya uygun olarak içeri girdiğinin ikinci gününde kendilerini bir sürpriz bekliyordu.

Tabiat ananın kapıya koyduğu devasa kaya kütlesine ulaşmışlardı.

Ama bu kayayı oraya tabiat ana koymamıştı.

KAPIYI KİMLER MÜHÜRLEMİŞTİ

Buldukları şey bir kaya parçası değil basbayağı bir kapıydı ve insan eliyle yapılmıştı.

Kazı bitip tünelin sonuna geldiklerinde ikinci şoku da yaşayacaklardı. Tünelin öteki ucunu kapatan şey de bir kaya değil, insanların yaptığı bir kapıydı.

Birileri Maya tünelinin sırrını saklamak istemişti ama o birileri tabiat ana değil, şehri terk eden insanlardı.

Esrarengiz tünelde keşfettikleri ilk şey şu olmuştu: Bu şehri terk eden insanlar, başka kimse o tüneli açmasın diye devasa taş kapılarla mühürlemişlerdi.

Ama insanoğlunun mühürlediği kapıyı, tabiat ana El Nino yağmuru ile açmıştı.

Sanki, şehrin “kayıp tanrıları” ile “kayıp insanları” o tünelde savaşıyordu.

Ama onları bekleyen daha büyük sürprizler vardı.

Gizli bir el, dört yıl süren kazı boyunca girdikleri her bölmede, masaldaki fasulye taneleri gibi izler bırakmış ve onları bulmaya çalıştıkları hakikate doğru yönlendirmişti.

 

Sakallı yılanın sırrı 2: Tabutu mezardan fırlatan El Nino’nun ilahi işareti

 

ALTINCI SAHNE 

BU İRİ TUHAF DENİZ KABUKLARI NEREDEN 

İLK robot, yolun yarısında pes etmişti ve bir adım ileri gidemiyordu.

Özel olarak ikinci robot geliştirildi ve ona da “Tlaloc 2” adı verildi.

O robot çalışmaya başlayınca, artık tünel hakkında genel bir bilgiye sahiplerdi.

Tünel, ancak kısa boylu bir insanın ayakta durabileceği yükseklikteydi.

Genişliği ise bazı yerlerde 2 metre, bazı yerlerde ise biraz daha fazlaydı.

3D lazer haritalarında önceleri tünelin odalardan oluştuğu gibi bir izlenim edinmişlerdi. Ancak toprağı deldikçe, bunların oda değil, hafif çıkıntılarla ayrılmış bölmeler olduğunu gördüler.

Üçüncü bölmeye geldiklerinde ilk objeler karşılarına çıkmıştı. Tünelin sağ tarafındaki kısmında bir bölmenin içinde çok sayıda deniz kabuğu vardı.

Bunlar bugün görülmeyen çok büyük deniz minareleri gibiydi.

“Eskiden burası bir denizdi” diyebilirlerdi, ama Mayaların geldiği dönemde orada deniz yoktu. Üstelik bunlar denizlerde pek rastlanmayan irilikte ve biçimdeydi. Üzerlerinde yazıya benzeyen şekiller vardı ama Maya yazılı dilleri henüz tamamen çözülemediği için bunların anlaşılması da zaman alacaktı.

Ancak cevabını veremedikleri asıl soru şuydu:

Bu deniz kabukları niye bu tünelde saklanmıştı. Bunun cevabını, 15 metre sonra rastladıkları bir madde verecekti.

SEKSENİNCİ METREDE BULDUKLARI TUHAF ŞEY

Önce süs eşyaları buldular.

Bunlar çok sayıda Guatemala’dan getirilmiş yeşil taşından mücevher eşya, taş kristalleriye bezenmiş ağaçtan yapılmış kolyelerdi. Taşların bir kısmı gözü andırıyordu. Bu da Anadolu’daki nazar boncuğuna benzeyen bir şeydi. Ama onların asıl aradığı şey, hâlâ kralların mezarlarıydı. Asıl bilgi o mezarların içindeydi.

Bir sonraki bölmelerde toprak eşyalara rastladılar.

Dijital haritaya göre tünelin uzunluğu 110 ile 120 metre arasındaydı.

Artık 80’inci metreye gelmişlerdi.

İşte tam orada, tuhaf bir şeyle karşılaştılar.

Toprağın zemininde cıva vardı...

CIVANIN BU TÜNELDE NE İŞİ OLABİLİRDİ

Gomez hafızasını yokladı.

Yeryüzünde bulunan cıvanın tamamına yakını parlak kırmızı renkli bir maden olan zincifreden elde edilirdi.

İyi de bu işlenmiş cıva nereden geliyordu? Birden “Vay canına” dedi. Zincifre, yanardağların püskürttüğü lavların tortulaşması sonucu meydana gelen bir maddeydi.

Yani “büyük patlamanın” olduğu ve Mayaların Teotihuacan’ı kurmak için ayrılıp geldikleri yerden.

Cıva eski uygarlıklarda “doğaüstü şeyleri” ifade eden bir maddeydi.

İyi de bu cıvanın o esrarengiz tünelde işi neydi?

Cıva bir şeyi daha temsil ediyordu.

Denizleri...

Maya efsanelerindeki o inanışı.

İnsanoğlu, engin ve durgun bir denizden gelmişti...

Ve cıva işte o denizi temsil ediyordu.
 

YEDİNCİ SAHNE

DOKSAN ÜÇÜNCÜ METREDE ÖNLERİNE ÇIKAN KAFA

ARTIK 90’ıncı metreye gelmişlerdi ve hâlâ bir mezara rastlamamışlardı.

İkinci robot yoluna devam ediyordu. Önündeki ve arkasındaki kamera, her gün çok küçük bir bölümü daha açabiliyordu.

Artık bir şey bulma umutları da azalıyordu.

Tünelin sıradan bir şey olması ihtimali bile vardı.

93’üncü metreye geldiklerinde, robot aniden bir şeye çarptı.

Çadırın hemen girişindeki monitörden robotun ön kamerasındaki görüntüleri izleyen Sergio Gomez, yerinden fırladı ve “Durun” diye bağırdı.

Tünelin içine girip yolda kurulan tahta iskeleden mümkün olduğunca hızla yürümeye başladı.

Ekibindeki uzman arkeologlar da arasındaydı.

Robotu geri çekip öne geçtiler, ellerindeki spatulalarla ve fırçalarla toprağı çok hafif hareketlerle kazmaya devam ettiler.

Akşama doğru arkeologlardan birinin spatulasının ucuna sert bir şey takıldı...

Biraz daha eşelediler....

Toprağın içinden ucu görünen sert şeyi fırçalarla temizlemeye başladılar.

Büyük bölümü içeride kalan şeye baktılar...

Bir kadın başıydı...

Doksan üçüncü metrede ilk defa insana ait bir şeye rastlamışlardı.

İLK İKİ GÜNÜN ÖZETİ

GİZLİ TÜNELE AİT ÜÇ ÖNEMLİ BİLGİ

 2013 yılının başında artık ellerinde tünele ait üç çok önemli bilgi vardı.

Nereden geldiği belli olmayan devasa
deniz kabukları, cıva ve bir kadın başı...

İyi ama tünel, bütün bunlarla Sergio Gomez’e ne anlatmak istiyordu?

Bu sorunun cevabını 103’üncü metreye geldiklerinde alacaklardı.

YARIN

- Tünelin sonundaki dört insan nereye bakıyordu

- Tünelin sonunda bulunan o dört şey nereye bakıyordu.

- Tünelin sonundaki üç bölümle geniş alanda görüp de şaşkınlık içinde kaldığım manzara neydi.

- O boşlukta gördüğüm dört şey bana neyi hatırlattı ve şaşırdım.

- Gomez’in bana duvarlarda gösterdiği parıltıların anlamı neydi.

- Tünelin tam bittiği yerde başlayıp yukarıda piramit tapınağın en uç noktasına doğru yükselen hayali borunun anlamı neydi.

- Teotihuacan şehrinin kayıp insanları, o tünelden nereye gittiler.

 

SAKALLI YILANIN SIRRI - 2

Sakallı yılanın sırrı 2: Tabutu mezardan fırlatan El Nino’nun ilahi işareti

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR



X