"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Suriye'de gerçekçiliğe mi dönüyoruz

DIŞİŞLERİ Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Washington’da söylediklerinin her kelimesine katılıyorum.

PYD yüzünden ABD ile ilişkiler bozulmaz.

Ancak şunu merak ediyorum.

Bu, Washington’da bulunduğu sırada “meseleyi alttan alma” amacıyla söylenmiş bir söz mü...

Yoksa Suriye politikasında, hafiften bir gerçekçiliğe dönüş işareti mi..

İnşallah ikincisidir...

Çünkü Suriye politikamız maalesef, “diplomatik bir Sarıkamış felaketine” dönüştü.

Açıkça söyleyeyim...

Ülkesini düşünen bir Türk vatandaşı olarak...

Sınırımızda terörist bir IŞİD bandı yerine Suriye rejimi veya laik bir Kürt bölgesinin olmasını tercih ederim.

Buna karşı çıkacaklara da şunu hatırlatmak isterim.

AKP hükümeti çok değil daha 6-7 yıl önce Irak’ta özerk bir Kürt bölgesini “kırmızı çizgi” olarak görüyor, karşı çıkıyordu.

Barzani’den “aşiret reisi” olarak söz ediliyordu.

Bugün orada otonom bir Kürt bölgesinin bulunması, Türkiye’nin menfaatine olmuştur.

Diyeceğim şu...

Kendimizi zihnen hazırlayalım.

PYD büyük bir ihtimalle yakında Menbic’i alacak ve IŞİD’le Türkiye’nin arasına girecek.

Bir kere daha göreceğiz ki, kırmızı çizgi lafı kadar hızla manasını kaybeden bir kavram yok.

İyi ki de yok...


ASKERİN SIKIYÖNETİMİ Mİ SİVİLİN UZMAN MAHKEMESİ Mİ


Bir akademisyen için askeri darbe mi daha tehlikelidir...
Yoksa sivil ara rejim mi...

Bir akademisyen için Sıkıyönetim Mahkemeleri mi daha tehlikelidir...
Yoksa baskıcı sivil rejimlerin terörle mücadelede uzmanlaşmış mahkemeleri mi...

Benim yaşıma gelen akademisyenler bu sorunun cevabını yakında öğrenecekler.
Çünkü önlerinde, karşılaştırma yapmaları için iki örnek olay olacak.

ÖRNEK 1: 15 Mayıs 1984...
12 Eylül Askeri yönetimi işbaşında...
Cumhurbaşkanlığı makamında Kenan Evren oturuyor...
300’e yakın aydın bir dilekçe imzalıyor ve Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nün kapısına bırakıyor.

Aralarından 59’u hakkında dava açılıyor.
Mahkemenin adı “Sıkıyönetim Mahkemesi...”
Tutuksuz yargılanıyorlar...
Ve hepsi beraat ediyor...

ÖRNEK 2: Yıl 2016...
İktidarda seçilmişler var...
Sıkıyönetim yok...
1128 aydın ve akademisyen bir bildiri yayınlıyor...
Dördü tutuklanıyor...

Antidemokratlık yarışında şimdilik 2016 sivil rejiminin mahkemesi, 1984 askeri rejiminin sıkıyönetim mahkemesinin beş adım önünde koşuyor...

İpi kim göğüsleyecek...
Askeri rejimin sıkıyönetim mahkemesi mi, yoksa sivil rejimin mahkemesi mi...

Sonuç fotofinişle belli olacak.
O fotoğrafı da aydınları tutuklayarak yargılayan sivil mahkeme çekecek...


'OOOO KOROSU'NU GÖRÜNCE NEDENSE AKLIMA ALADEEN GELDİ


KİMİN fikriyse, hangi danışmanın eşsiz dimağından çıkmışsa elleri ve dimağı dert görmesin.

Son günlerde hiçbir şeye Amerika’da otelin önündeki “Ooooo korosu”na güldüğüm kadar gülmedim.

Suratı asılan bir rejim böyle güler yüzlü hale gelir işte...

Kimin fikridir bilmiyorum ama bu sahneyi görünce aklıma çok güldüğüm bir film geldi.

Hani Sacha Baron Cohen ve Ben Kingsley’in oynadığı, “General Aladeen” adlı bir Ortadoğu filmi var ya...

İşte o...

Aklıma bu filmin gelmesi çok normal, çünkü ancak öyle bir filmde görülebilecek sahne bu...

Şakayı bir yana bırakırsak, böyle bir şeyi kim emrettiyse, biri ona haddini bildirmeli.

Böyle trajikomik bir sakilliği ne Türkiye hak ediyor, ne de Cumhurbaşkanı...


SEVGİLİ GÜNAY SAKIN BU BAKIŞLARINI KAYBETME, SAKIN...


O gözleri, o bakışı, o duruşu görünce içim açıldı.

10 Ekim günü Barış Mitingi’nde ağır yaralanmıştı.

Büyük mücadele verdi. Bir ayağını kaybetti.

Ama bakışındaki hayata asılmadan hiçbir şey kaybetmedi.

Suriyede gerçekçiliğe mi dönüyoruz


Çukurova Üniversitesi öğrencisi Günay Karakuş, önceki gün Adana’ya döndü.

Arkadaşları ona harika bir karşılama töreni hazırladılar.

Lütfen şu güzel kadına iyi bakın.

Ülke bir baştan ötekine nefretle birbirine bakarken, ayağını terörde kaybetmiş olan genç bir kadın sevgi ile bakıyor.

O gözlerde nefretin zerresi yok...

Ve üstelik umut dolu...

Hâlâ umut dolu.

Evine hoş geldin Günay...

Hep böyle kal...

Belki bizi de böyle bakmaya ikna edersin...

Ve her şey daha güzel olur.


BİLİM DERGİSİ


CUMHURİYET gazetesinde Orhan Bursalı’nın hazırladığı “Bilim-Teknik” ekinin yıllardır sıkı takipçisiydim. Çok başarılı bir popüler bilim dergisiydi. Kapanınca çok üzüldüm. Dün Orhan Bursalı’nın köşesinde okuduğuma göre ayrı bir dergi olarak çıkıyormuş. Bu harika haberi sizinle de paylaşmak isterim. Sıkıcı ve bıkkınlık veren belagat şehvetinden bunalanlara iyi bir sığınak olabilir.

X