"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Son dayak

GEÇEN pazartesi günkü Meclis’e muhtıra niteliğindeki “gölge bildirisi”nden sonra dün Hürriyet’in iç sayfalarında bir bildiri daha yayınlandı.

* * *

Bildiriyi baştan sona okudum.
- O anki tepkim şuydu:
“İşte altına benim de imza atacağım harika bir demokrasi ve hukuk bildirisi...”
- İçeriği okuduktan sonra altındaki imzalara baktım.
Oooo hemen hepsi Cemaat yanlısı dernek ve sivil toplum kuruluşları.
- İkinci tepkim şu oldu:
“Vay canına, demek ki artık böylesine demokrat ve vicdanlı bir hale gelmişler...”
- Üçüncü tepkim şu oldu:
“Keşke 2007’de o vicdansız ve skandal davalar başladığında böyle bir bildiri yayınlasalardı...”
- Dördüncü tepkim şu oldu:
“Olsun, bu noktaya geldilerse ve samimilerse bu da Türkiye açısından çok önemli bir şeydir.”

* * *

En sonunda yaşadığım hayata, gördüklerime, tanık olduklarıma baktım ve şunu düşündüm:
- Bu ülkede bir zamanlar silahlı devrimleri savunan solcular, 12 Mart ve 12 Eylül’de öyle bir dayak yediler ki sonunda demokrasinin nimetlerini keşfettiler.
- Bu ülkenin ülkücüleri 12 Eylül’de öyle bir dayak yediler, işkence gördüler ki sonunda demokrasinin nimetlerini keşfettiler.
- Bu ülkenin İslamcı kesiminin Cemaat kanadı şu sıralar öyle bir dayak yiyor ki, galiba onlar da demokrasinin nimetlerini keşfedecekler.
- Bu ülkede demokrasinin nimetlerini keşfetmeyen tek kesim kaldı. “Milli Görüş” gömleği ile siyaset yapanlar.
İnşallah bir gün onlar da öyle bir seçim dayağı yerler ki, demokrasinin nimetlerini onlar da keşfederler. Ve Türkiye’nin bundan sonraki demokrasi dersleri sadece sandıkta alınır ve artık kimse haksızlık, eziyet, baskı görmez, dayak yemez...

İki bildiri arasındaki dört çok önemli fark

ÜÇ gün arayla Hürriyet’te iki platform adına yayınlanan tam sayfa iki bildiri arasında şu farklar var:
- ‘Gölge muhtıra’ Hürriyet’in daha pahalı olduğu arka sayfasında, Cemaat bildirisi ise iç sayfalarda yayınlandı.
Bu da ‘gölge muhtıra’yı verenlerin parasının daha fazla olduğunu gösteriyordu.
- ‘Gölge muhtıra’da demokrasi ve hukuk devletinden hiç söz edilmiyor, tam aksine milletvekillerinin koltuklarını millet değil, bir “gölge”ye borçlu oldukları belirtiliyordu.
Cemaat bildisirinde ise tehdit yok, davet vardı. Avrupa Birliği üyeliği, demokrasi, hukuk devleti ve devlete olan güven duygularından söz ediliyordu.
- ‘Gölge muhtıra’da bildiriye imza atan derneklerin isimleri yoktu. Cemaat bildirisinde 890 sivil toplum kuruluşunun imzası olduğu belirtiliyor ve bunların 300’e yakınının ismi veriliyordu.

Onlar Fransız intifadasında doğan karikatüristtiler

O cinayetleri güya Müslümanlık adına işlediler değil mi...
Yani Müslümanlığa düşman olan insanları öldürdüklerini sanıyorlar.
Onlar tanımazlar... Bilmezler...
Dün Paris’te Charlie Hebdo dergisinin bürosunda öldürülen çizerlerden ikisini çok iyi tanıyorum.
Biri Georges Wolinski, öteki Jean Cabut...
Wolinski kim biliyor musunuz...
O insan, Fransa’da 2005’te yeni Avrupa Anayasası için yapılan referandumda ‘evet’ oyu kullanırken, Türkiye’nin AB’ye tam üyeliği için bu tutumu aldığını açıklayan bir Fransız aydınıydı.
2005’te Antalya’da TRT’ye açıklamıştı bunu...
68 Mayısı’nın aydınlarıydı onlar... Solcuydular...
Fransa’nın bu yüzyıldaki en büyük intifadasında doğmuşlardı karikatürist olarak.
Müslüman Türkiye’nin AB üyeliğini savunan insanlardı...
Fransız aşırı sağı göçmen işçilere yüklenirken, onlar göçmenlerin yanındaydılar.
Şu kadere bakın ki, Müslümanlık için saldıranlar tarafından öldürüldüler.
Bir düşünün...
3 Hıristiyan fanatiği geliyor ve aynı anda Oguz Aral’ı, Turhan Selçuk’u ve Ali Ulvi’yi öldürüyor...
Yaşayanlardan da örnek verebilirdim ama içim elvermiyor...
Bir Türk olarak ne hissederdiniz...
Bu saldırı kime yaradı biliyor musunuz...
Fransa’nın Müslümanlık karşıtı fanatiklerine...
Bunun ceremesini kim çekecek biliyor musunuz...
O ülkeleri ikinci vatan seçmiş, medeni insanlar olarak yaşayan Müslümanlar...
Türkler, Cezayirliler, Tunuslular, Faslılar...

Emre Aköz’ün bıraktığı yerde sözü alayım

SAĞLIK Bakanı yılbaşı gecesi, “Baltalar dilimizde, uzun ip belimizde” şarkısıyla kadınlar için devasa bir yılbaşı çamını devirdi.
Annelik ve kariyer arasında öyle bir ilişki kurdu ki, evlere şenlik.
Doğrusu Meclis’teki 45 AKP’li kadın milletvekilinden bekliyordum ama en güzel cevap AKP’yi destekleyen Sabah gazetesinin yazarı Emre Aköz’den geldi. Hem de tek cümleyle.
“Hazreti Muhammed’in ilk eşinin bir işkadını olduğunu unutma” dedi ve ilk noktayı koydu.
Son noktayı da ben koyayım.
“Bakan arkadaş, abuk sabuk konuşurken, Hazreti Muhammed’in son eşinin hiç çocuğu olmadığını da unutma...”
Anlayacağınız, 7’nci yüzyıldan bize mesajını ileten Hazreti Muhammed’in kadın konusunda kafası net.
Ama 21’inci yüzyılda yaşayan İslamcı siyasetçinin kafası karmakarışık.

Dünkü Hürriyet’ten bravo sahneleri

- Bravo Hürriyet: Önceki akşam Sultanahmet’te bombalı saldırı gerçekleştiren intihar eylemcisinin kimliğini doğrulatamayınca ad vermekten kaçındığı için. Dün pek çok gazete, sosyal medyada dolaşan ismi esas alarak ciddi hataya düşerken, Hürriyet gazeteciliğin çok temel bir kuralını uygulamanın önemini herkese göstermiş oldu.
- Bravo Hürriyet:
Sayıştay’ın taş kömür konusundaki raporunu ortaya çıkararak bağımsız gazeteciliğin önemini bir kere daha gösterdiği için.
- Bravo Elif Şafak: Ayşe Arman’a söylediği şu sözler için:
“Türkiye’de roller değişti. Eskiden türbanlı kadınlar eziliyordu ve bu yanlıştı. Bugünse modern hayat tarzına sahip birçok kadın tedirgin ve kendini dışlanmış hissediyor. Bu da aynı şekilde yanlış.”
- Bravo ÖDP Genel Başkanı Alper Taş: Ahmet Hakan’a söylediği şu sözler için:
“Bütün okulların imam hatiplileştirilmesine karşı çıkalım ama imam hatipte öğrenim gören çocukları ayrı bir yere koyalım. Onları kaybedilmiş çocuklar olarak görmeyelim.”
- Bravo İsmet Berkan:
Şunları yazdığı için:
Önümüzdeki 4 yılda yapılması gereken çok iş var ama bunların en önemlileri, çoğulcu toplum inşası, demokratikleşme ve hukuk devletinin tesisi.”

Dört bakana bir iyi iki kötü haberim var

- İyi haberim şu: Hadi şimdilik hapis cezasından kurtuldunuz.
- Kötü haberim şu: Hayatınızın sonuna kadar bu milletin göz hapsinden kurtulamayacaksınız.
Gittiğiniz her yerde size doğru uzatılmış parmakları görecek ve bununla yaşayacaksınız.
- Daha da kötü haberim şu:
O dosyalar bir gün mutlaka açılacak ve kamuoyunun vicdanında kapanmayan dava sonuçlandırılacak...

X