"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Siz de şaşırmayın Aydın Bey

MANŞETLERİNDE Türk ordusunun şerefli subaylarına Ergenekon, Balyoz, şu bu iftiralarını attılar.

Hapislerde süründürdüler.
Hepsi mütevazı evlerinde sessizliklerine kapandılar.


* * *


MANŞETLERİNDE bu ülkenin kahraman subayı Deniz Yarbay Ali Tatar’a her türlü iftirayı attılar...
Onurlu bir subaydı, onuruna yediremedi. İntihar etti.
Ankara’da mütevazı bir mezarda yatıyor.
Başucunda iki Türk bayrağı var...


* * *


MANŞETLERİNDE Kuddusi Okkır’ı, olmayan bir çetenin, olmayan kasası ilan ettiler.
Cezaevinde kahrından öldü.
Cenazesini belediye kaldırdı.
İstanbul’da mütevazı bir halk mezarında yatıyor.
O gitti, delikanlı oğlunun mezardan bize bakan gözleri, eşinin ise gözyaşları miras kaldı.


* * *


MANŞETLERİNDE bu ülkenin muhalif gazetecilerine, her türlü iftirayı attılar.
Yıllarca hapislerde yatırdılar.
Hepsi döndü, kimi milletvekili oldu, kimi gazetecilikte harikalar yaratıyor, kimi hâlâ işsiz.
Kimi hâlâ sürgünde...


* * *


MANŞETLERİNDE bu ülkenin Genelkurmay başkanını terör çetesi başı ilan edecek kadar adileştiler, cezaevine gönderilirken arkasından histerik kahkahalar attılar.
Ara rejimin mahkeme heyetinin önünde ifade vermeyecek kadar gururluydu.
Fenerbahçe’de devletin verdiği evde mütevazı hayatına devam ediyor.


* * *


MANŞETLERİNDE ağızlarından şehvet salyaları akarak, bu ülkenin karacı, denizci, havacı subaylarına casusluk, kadın satıcılığı gibi en iğrenç iftiraları attılar.
Türk ordusunu, uçaklarını kaldıramaz, muhriplerini Akdeniz’de demir alamaz, savaşamaz hale getirdiler, koskoca kahraman bir ordunun gururunu kırdılar, moralini bozdular.
Hepsi mütevazı köşelerine sessizliklerine döndüler.
Omuzlarında hâlâ o apoletleri taşıyanların boynunu, mağdur arkadaşlarının önünde büktüler.


* * *


MANŞETLERİNDE bu ülkenin ekmek almaya sokağa çıktığı için öldürülen çocuklarına, ailelerine her türlü iftirayı attılar, ölüsüne bile hakaret ettiler, yasını tutanı yuhalattılar.
Hepsi, içindeki evlat acıları ile yoksul köşelerine çekildiler.

* * *


MANŞETLERİNDE bu ülkenin en büyük sanatçılarına her türlü iftirayı attılar, etmedik küfür bırakmadılar, hedef gösterdiler.
Televizyon dizilerinin kapıları yüzlerine kapandı, çoğu işsiz kaldı.


* * *


MANŞETLERİNDE “Kabataş’ta türbanlı genç kadına saldırdılar, üzerine işediler” gibi aşağılık ötesi bir yalanı uydurdular, iftirayı attılar, halkı kışkırttılar.
Halk onlara inanmadı.
Yalan suratlarında patladı, yarabbi şükür dediler de.
Hiçbiri özür dilemedi.


* * *


MANŞETLERİNDE Gezi’de polis saldırısından, biber gazından kaçan insanların camide içki içtikleri yalanını uydurdular, halkı kışkırttılar.
Bunun doğru olmadığını söyleyen imamı, eşi kanser tedavisi görürken, acımadılar, içleri hiç sızlamadı, sürgüne gönderttiler...
Hiç utanmadılar, yüzleri kızarmadı.
Hiçbiri özür dilemedi...


* * *


MANŞETLERİNDE bu ülkenin en hümanist milletvekillerinden birini, “Cumhurbaşkanı’nın kızına suikast düzenleyecek” gibi aşağılık bir yalan ve iftirayla suçladılar.
Yalan suratlarında patladı, yarabbi şükür dediler de.
Hiçbiri özür dilemedi.


* * *


MANŞETLERİNDE bu ülkenin bir siyasi parti liderinin “domuz eti yediğini” söyleyecek kadar adileştiler.
Seçim geçti, o insan oyların yüzde 13’ünü aldı.
Özür bile dilemediler.


* * *


MANŞETLERİNDE rahmetli İsmet İnönü’nün, birlikte Kurtuluş Savaşı’nı yaptığı silah arkadaşını öldürttüğünü iddia edecek kadar kötüleştiler, adileştiler.
En ciddi tarihçiler yalanı suratlarına çarptı, yarabbi şükür dediler.


* * *


MANŞETLERİNDE bu ülkenin en başarılı iş insanlarına iftiralar attılar, tehdit ettiler, Maliye’yi kışkırttılar, sindirmeye çalıştılar.
O insanlar yine vergi listelerinin tepesinde yer aldılar, ama iftiraları atanlar utanmadılar.


* * *


MANŞETLERİNDE bu ülkenin en güzide kulüplerinden birini çete, başkanını çete başı ilan ettiler.
Yalan suratlarında patladı, yarabbi şükür dediler.


* * *


ŞİMDİ DE MANŞETLERİNDE, Aydın Doğan’a, gazetelerine, gazetecilerine, televizyonlarına, televizyoncularına en aşağılık yalanları, en vicdansız iftiraları atıyorlar.
Üstelik bunu, şu mübarek ramazan ayında yapıyorlar...


* * *


Şaşırmıyorum...


* * *


Kendi kendime diyorum ki...
Bu ülkenin bütün kahraman ve namuslu evlatları bu manşet lincinden nasibini aldıysa eğer...


* * *


Bizim almamız da normal...
Derim ki, “Bu bir demokrasi sınavıdır, insanlığın ateşle imtihanıdır...”
Bu ülkenin yoksulu, varlıklısı, işçisi, iş insanı, sanatçısı, sporcusu, siyasetçisi, gazetecisi, ünlüsü, ünsüzü almışsa bu vicdansız linç sürüsünden nasibini...
Siz de alacaksınız Aydın Bey...
Alıyorsunuz...
Şaşırmayın, “Tevekkül” deyin, ileride bu iftiraları, bir ara rejimin mağduriyet madalyası olarak takarsınız yakanıza...


* * *


Siz de benim gibi yapın...
Şu mübarek ramazan gününde ve cumasında bile iftiralarına ara vermeyen ara rejimin kalleş tetikçilerini, aşağılık pusucularını, pespaye kiralık trollerini, haysiyet cellatlarını, klavye teröristlerini Allah’a ve tarihe emanet edin...
Ve bilin ki, o tarih çok yakındır...

X