"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Sezen kimin masasına 'Birkaç it, birkaç köpek' dedi

Olay aynen şöyle gelişiyor. 1980’li yılların ikinci yarısı.

Sezen Aksu o sıralarda Boğaz’daki Oba Gazinosu’nda sahneye çıkıyor.

Orada çıkıyor çünkü orasını “Gazino gibi değil, nezih bir yer” diye tarif ediyor.

Sezen kimin masasına Birkaç it, birkaç köpek dedi

Gazino her akşamki gibi dolu...

Ve her akşam olduğu gibi Sezen Aksu kanunları var... Oraya gelen herkes Sezen’in şarkı söylerken ne kadar hassas olduğunu biliyor.
BİR: Genellikle yemek servisi bittikten sonra sahneye çıkar...
İKİ: O sahneye çıkınca hem konuşmalar, hem çatal-bıçak sesleri kesilir. Garsonlar bile sessizliğe bürünürler.

*

Ama o ne? O gece ön sıralarda 20 kişilik bir grup vardır...

Ve Sezen şarkı söylerken bu grup devamlı konuşup gülmektedir.

*

Sezen birkaç kez o tarafa bakar, hissettirmeye çalışır, ama nafile...

Sonra, orkestrasına işaret verir, söylemekte olduğu şarkıyı kısa keser ve bir başka şarkıya geçer.

Ne olduysa da ondan sonra olur.

Şarkının adı “Bu Bir Bataklık”tır...

Nakarat kısmına kadar gayet normal söyler...

Ancak sıra o dizelere gelince, 20 kişilik gürültücü masaya yaklaşır ve eğilerek, tam ortada oturan, kelli felli adama doğru, hançeresinin en yüksek desibeli ile o nakaratı haykırır:

“Birkaç it, birkaç köpek...”

*

Önce çok kısa bir sessizlik olur, sonra ortadaki adam ayağa fırlar...

Silahlar patladı patlayacaktır...

Araya girerler ama Sezen hiç oralı olmaz, şarkısını söylemeye devam eder... Hem de “Birkaç it, birkaç köpek” nakaratını tekrarlayarak...

O gece Oba Gazinosu’na gelen bu gürültücü ve terbiyesiz grubun başındaki adam Hasan Heybetli’dir...

Yani dönemin en önde gelen kabadayılarından biri...

Yani âlemin, dönemin Kurtlar Vadisi’nin mafya şeflerinden biri...

*

Bu olayı, Türk müzik ve eğlence sektörünün önde gelen organizatör ve yapımcılarından Mustafa Oğuz’un hatıralarını anlattığı “Yorma Birader”(*) adlı kitabında okudum.

Kitapta daha çok güzel hikâyeleri de var... Size birkaçını aktarayım.

...........................................................

(*) Selin Ongun: “Mustafa Oğuz Anlatıyor: Türkiye’nin Neşeli Günleri”, Doğan Kitap, 2019

Sezen kimin masasına Birkaç it, birkaç köpek dedi

‘SEMRA TAK BİR KASET NEŞEMİZİ BULALIM’ YILLARI

1980’ler, 90’ların ilk yarısı için ben hep “Türkiye’nin masum yılları” diyorum...

1970’ler de masum yıllardı ama terör insanların neşesini kaçırıyordu.

Selin Ongun o döneme “Türkiye’nin neşeli yılları” demiş...

Çok doğru...

Ülke, yavaş yavaş askeri dönemden çıkıyor...

Ve başbakanlık koltuğunda, arabanın direksiyonuna oturup Boğaz Köprüsünü geçerken eşine “Haydi bir kaset koy da neşelenelim Semra” diyen tonton bir siyasetçi Turgut Özal oturuyor.

Hadi gelin bu güzel pazar günü sizi Türkiye’nin o neşeli günlerine götüreyim.

SEZEN’E, ONNO’YU KOVALADIĞI TABANCA VE MERMİYİ KİM VERDİ

SEZEN Aksu’nun, büyük aşk yaşadığı Onno Tunç’u, elinde tabanca Levent sokaklarında kovaladığı bilinir.

Ama o tabancayı ve mermileri kimin verdiği ve bir de o mermilerin yıllar sonra nereden çıktığı bilinmez.

Mustafa Oğuz’un anlattığına göre o tabancayı ve mermileri Sezen Aksu’ya o günlerde Güneş gazetesinin sahibi olan Mehmet Ali Yılmaz vermiş.

Sezen o gece Onno Tunç’u silahla kovaladıktan sonra Mustafa Oğuz yanına gidiyor. Önce silahı elinden alıyor. Sonra mermileri alıp cebine koyuyor.

Mermileri bir daha Sezen’e vermemek için ofisine bir yere saklıyor.

Yıllar sonra vergi memurları bir ihbar üzerine ofisini ararken bu mermileri bulmuş.

“Tabii o mermilerin nereden geldiğini anlatamadım, onun için saçmaladım” diyor.

‘NEPOTİZM’ MFÖ’YE PAHALIYA PATLIYOR

TÜRKİYE bir haftadır siyasette ve kamu yönetiminde “nepotizm”i konuşuyor.

Yani akraba-i taalukat yönetimini...

Kitapta nepotizmin müzik sektöründe de ne kadar kötü sonuç verdiği bir örnekle anlatılıyor.

Nuri Tığlıoğlu adlı bir arkadaşı vardır. Onun İzmir’deki bir ahbabı MFÖ konseri yapmak istemiş, o da aracı olmuş.

Tam ahbap-çavuş işi yani...

Meğer adamlar bu işi hiç bilmezlermiş...

Bir spor salonu tutarlar ama ne tanıtım işini, ne organizasyonu bilmedikleri için, Mazhar, Fuat, Özkan sahneye çıktığında salonda bir avuç insan vardır...

Mustafa Oğuz’un meslek hayatının en büyük fiyaskosu olur...

Tabii bu onun MFÖ ile ilişkisini de bitirir.

Mustafa Oğuz, “İşte o yüzden ahbap-çavuş ilişkileri, sadece siyasette değil, her zaman her yerde çok kötüdür” diyor.

Sezen kimin masasına Birkaç it, birkaç köpek dedi

BOCELLİ DAVETİ REDDEDİNCE TRUMP’IN ONA TEPKİSİ NE OLDU

ANDREA Bocelli’nin menajeri, Mustafa Oğuz’un çok yakın arkadaşıdır.

Olayı ondan dinlemiştir.

Donald Trump başkan seçildikten sonra Andrea Bocelli’yi yemin töreninde şarkı söylemeye davet eder.

Bunu ekibi ile tartışır ve “Önemli olan Trump değil, ABD başkanlık kurumudur” deyip törende sahneye çıkmaya karar verir.

Ancak bu kararı açıkladıktan sonra Bocelli’ye dünyanın her tarafından öyle bir tepki gelir ki vazgeçmek zorunda kalır.

Başkan Trump’ı arayıp kararını neden değiştirdiğini bizzat kendisi anlatır.

Trump bunu anlayışla karşılar.

Ve Bocelli daha sonra New York’ta Madison Square Garden’daki konserlerine çıkmaya devam eder.

GÜNDEM - BİR KONSERİN YÜZDE KAÇI DAVETLİLERDİR

TÜRKİYE magazin dünyası üç haftadır konserlerdeki davetli sayısını tartışıyor.

Mesela bazı sanatçılara göre Harbiye Açıkhava’daki konserlerin çoğu dolmuyor ve sanatçılar bunları bedava bilet verdiği davetlilerle dolduruyor.

İş hayatında 5 binden fazla konser organizasyonu yapmış olan Mustafa Oğuz bu konuda bilgiler veriyor:

Konserlerde davetli oranını yüzde 5’in üzerine çıkarmamaya çalışırmış. “Bu bile yüksek bir oran” diyor...

Bu yüzde 5 davetli içinde bürokratların sayısı gazetecilerden fazlaymış.

NEŞET ERTAŞ’IN ELEKTRO BAĞLAMA ISRARININ SIRRI

Mustafa Oğuz’un en gurur duyduğu işlerinden biri Neşet Ertaş konseri.

“Her şey çok güzeldi, bir tek elektro bağlama sorunu çıktı” diyor.

İlle de elektro bağlama ile çıkmak istemiş. Oğuz, “Elektro bağlamanın sesi felaketti, neden ısrar ettiğini anlamadım” diyor.

Sonra işin sırrı çözülmüş.

Neşet Ertaş Almanya’da uzun yıllar düğün salonlarında çalmış. Orada ses düzenleri iyi olmadığı için, sesin duyulması için elektro bağlama kullanıyormuş.

Oysa burada sahnedeki elektronik düzen, sesin hiç bozulmadan en küçük ayrıntılarına kadar duyulmasına imkân veriyormuş.

Bunu Neşet Ertaş’a anlatmışlar ikna olmuş, “Ama ben yine de elektro bağlamamla çıkayım” demiş.

KONSERDE HER 100 LİRANIN KAÇI KİME

18 lira: Katma değer vergisi
10 lira: Eğlence vergisi
5 lira: MESAM-MSG
10 lira: Biletix
57 lira: Salon kirası, sanatçı, müzisyonler, sahne masrafları, teknik, güvenlik, temizlik, reklam, tanıtım.

MUSTAFA’NIN BACAĞINA SIKILACAK KURŞUN BANA

Kitabın en ilginç bölümlerinden biri, mafya babaları ile başından geçen olayları anlattığı sayfalar.

Bostancı Gösteri Merkezi’ne geçince o taraftaki bir gazinonun sahibi, “Sezen Hanım gelsin bizim burada çıksın” diye haber göndermiş.

Kabul etmeyince Mustafa Oğuz’u bacağından vurdurtmaya karar vermiş.

Ancak o kadar çok konuşmuş ki bu söylenti Mustafa Oğuz’u seven bir Emniyet Müdürü’nün kulağına kadar gitmiş.

O da gazino babasının kulağına gidecek şekilde, “Mustafa’nın bacağına sıkılacak kurşun bana sıkılmış sayılır” deyince olay kapanmış.

‘PEKİ PEKİ ANLADIK’ AYHAN SİCİMOĞLU İÇİN Mİ YAZILDI

KİTAPTA, bugün bütün Türkiye’ye mal olmuş birçok şarkının hikâyesi de var.

Mesela, Türk pop müziği kulislerinde yıllardır en çok konuşulan konulardan biri:

Mazhar Alanson “Peki Peki Anladık/Sen Neymişsin Be Abi” şarkısını Ayhan Sicimoğlu için mi yazdı?

Mustafa Oğuz bunu Mazhar’a sormuş.

Şarkı ona ithaf değilmiş ama birkaç satırında ona atıf varmış.

Hepimiz hastasıyız tabii...

Vallahi bu şarkının sözleri Ayhan Sicimoğlu’na tıpatıp oturuyor sanki...

Sezen kimin masasına Birkaç it, birkaç köpek dedi

İSTANBUL BABALARINA ‘DON CORLEONE’ DERSİ

DÜNYANIN her yerinde mafya eğlence sektörüne el atar.

Mustafa Oğuz “Baba” filminde Don Corleone’nin koskoca Frank Sinatra’yı ne hale düşürdüğünü seyredince, oradan epey ders çıkarmış.

Onun Don Corleone dersinin birinci maddesi şöyle: “Ne sen âleme bulaşacaksın, ne de âlemin senin işine bulaşmasına yol açacaksın...”

Ama tabii bir sabah uyandığında yatağında kesik bir at başı bulursan o başka...

X