"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Sevgili Selvi niye 'çok ilginçti, çok' diyorsun

YENİ Şafak yazarı Abdülkadir Selvi Fildişi Sahili ziyaretinden “Çok ilginçti, çok” diyerek şu anekdotu anlatıyor:

 

* * *

 

“Ayağımızın tozuyla Cumhurbaşkanı Ouattara’nın Erdoğan onuruna verdiği resmi yemeğe katıldık.


İyi ki de katılmışız.


Resmi yemeğin ağırlığından ziyade Fildişi kültüründen renkler yaşandı.


Ancak filmlerde görebileceğiniz bir sahne vardı.


Renkli giysiler içindeki yerliler müzik çalıp milli danslarını yaptılar.


Yerli giysi dedim, bu sizi şaşırtmasın.


Erkeklerin üzerinde neredeyse kıyafet yoktu. Tuhaf boyalar sürünmüş, tüyler dikmişlerdi. Çok renkliydi, çok.”


* * *


Kadınların kıyafetleri hakkında bilgi vermiyor... Ama şu dikkatimi çekti.


Fildişi Sahili’nin Cumhurbaşkanı Vattara Müslüman.


Demek ki radikal bir Müslüman değilmiş.


Olsaydı şu soruyu sorardım kendisine:


“Kadının saçını göstermesini yasaklayan bir dinin mensubu olarak, erkeğin çıplak dans etmesi için ne diyorsunuz...”


* * *


Selvi’nin yazısında yoktu ama yemekte içki servisi yapıldığını öğrenince, bu soruyu sormaktan vazgeçtim.


Belli ki radikal İslamcı değil.


Dolayısıyla “Kadın dansöz caiz değil, ama erkek dansöz caiz mi” sorusunu sormanın manası yok.

 

 

Türk ve Fildişili başkan arasındaki beş benzerlik

 

İKİSİ de devlet yönetimine başbakan olarak başladı.


İkisi de uzun süre başbakan olarak kaldıktan sonra cumhurbaşkanı oldular.


İkisinin de başbakanları atama yetkisi var.


İkisi de darbecilere karşı mücadele etmiş.


İkisi de otoriterliği seviyor.

 

 

Biri Fransız ordusu, öteki Anayasa Mahkemesi sayesinde

 

TÜRKİYE ve Fildişi Sahili başkanları arasındaki farklar ise şöyle:


Vattara partili Cumhurbaşkanı, Erdoğan ise partisiz.


Vattara, koltuğunu seçim kadar, Fransız ordusuna borçlu. Seçimi kazandığı halde eski başkan bırakmadığı için koltuğuna oturamadı. Ancak Fransız ordusu müdahale edip eski başkanı alınca, o da koltuğuna oturdu.


Erdoğan ise bugünkü koltuğunu seçim kadar Anayasa Mahkemesi’ne borçlu.


AYM, partisinin kapatılmasını reddettiği için siyasete devam edebildi.


Vattara, seçimden sonra kendi partisinin, rakip partiyle koalisyon kurmasına izin verdi.


Erdoğan ise izin vermedi.

 

 

Self servis kuyruğunda Tayyip Erdoğan farkı

 

ABDÜLKADİR Selvi’nin yazısında çok hoşuma giden bir bölüm vardı. Fildişi Sahili Cumhurbaşkanı’nın verdiği resmi yemekte masaya servis yapılmamış.


Cumhurbaşkanları dahil herkes kalkıp kendi yemeğini almış. Cumhurbaşkanı Erdoğan kendi yemeğini alırken eşi Emine Erdoğan’a yardımcı olmuş.


Bu güzel hareketi de, iki başkan arasındaki farklara ekledim.

 

 

Osman kardeşim sana bıraktığım gazeteler hâlâ orada ise lütfen

 

HATIRLIYOR musun...


Beni davet ettiğin programın sonunda bazı gazetelerin birinci sayfalarının fotokopilerini bırakmıştım.


Sabah’ın, Yeni Şafak’ın, Star’ın, Akit’in ve başka bazı ufak gazetelerin manşetlerini göstermiştim.


Demiştim ki:


“Bak beni çağırdın, Hürriyet’in eski manşetlerini koydun önüme ve sordun...


Ben de açık açık cevap verdim...”


Geçen pazartesi tarihimize “Silivri utancı”, “Silivri mezalimi”, “Silivri Gulag Takımadaları” olarak geçen kapkaranlık dönemin son davası da bitti.


Herkes beraat etti...


Şimdi sana bıraktığım gazetelerin genel yayın yönetmenlerini de programına davet edip attıkları o utanç manşetlerinin hesabını sormayı düşünür müsün...


Ali Tatar Yarbay’ın, Kuddusi Okkır’ın, hayatını kaybeden öteki mağdurların, o kimsesizlerin kimsesi olmayı düşünür müsün...


Türk ordusunu savaşamayacak hale getiren o davalar sırasında atılan haysiyetsiz manşetlerin hesabını sorar mısın...


Sormanın tam zamanıdır...

 

 

Hocam yapılır mı benim gibi narsiste bu zulüm

 

YALÇIN Küçük’ün kitaplarını, sondaki isim fihristinden okumaya başlarım.


Evet, çok iyi tahmin ettiniz. Önce kendi adımı ararım. Sonra rakipleriminkini.


Eğer benimkine atıf yapılan sayfa sayısı, rakibiminkinden azsa çok üzülürüm.


Hocamın son iki kitabında büyük bir hezimetle karşılaştım. Benim hakkımda tek kelime yok.


Hocam, her kitabınızda, adımdan sayfalarca söz ederek, dimağıma harika bir narsistlik zehri gibi şırınga edip, beni bağımlı hale getirdiniz.


Şimdi birden kesiyorsunuz.


Ne yapayım şimdi...


Bunun “Rehab”ı da yok.


Lütfen adından hiç bahsetmeyerek, hor görmeyin bu garibi...

 

 

 

DÖN FEHMİ ABİ

 

BiR: Fehmi Abi’nin yazılarını özledim.

 


İKİ: Muhafazakâr yazarların hiçbiri onun yerini dolduramadı, dolduramaz.


ÜÇ: Fehmi Abi’nin kesin geri dönmesi lazım.


Yoksa kimse Ankara zirvelerinde olup biteni bize anlatamayacak.

 

 

VAHAP, ‘ABDÜLKADİR BİRAZ ABARTMIŞ’ DİYOR

 

YEMEKTEKİ durumu yazdıktan sonra, Cumhurbaşkanı’nın ekibindeki Hürriyet yazarı Vahap Munyar’ı aradım. O, “Abdülkadir biraz abartmış.

 

Adamların üzerinde öyle hiç elbise yoktu gibi bir durum değildi. Gelip gayet normal danslarını yaptılar ve gittiler” dedi.


Geceden fotoğraf görmedim. Ama dansçıların elbiselerini merak ettim doğrusu.

X