"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Saray öyle bir altın vuruş yaptı ki

CUMHURBAŞKANI Erdoğan’la birçok konuda tamamen zıt görüşteyim.

Ama onun siyasi dehasını, siyaseti okuma biçimini, ekonomideki kararlılığını ve bir de “liderlik duruşunu” hayranlıkla izliyorum.
Elimde değil...
Bazen öyle bir adım atıyor, öyle bir altın vuruş yapıyor ki, bütün kızgınlığıma rağmen kenara çekiliyor ve kendi kendime soruyorum:
“Helal olsun diyorsun değil mi...”
Cevabını da kendim veriyorum:
“Helal olsun arkadaş...”


* * *


Düşünün, Avrupa Birliği Charlie Hebdo olayını tartışıyor...
İçindeki Müslüman’la hesaplaşıyor...
İslamofobi gündemde ve tam öyle bir anda Türkiye Cumhurbaşkanı çıkıp diyor ki:
“Arkadaş ben senin kapında dilenmem...”
Önemli bir laf değil...
Tipik Erdoğan tavrı...
Ama arkasından gelen cümleler, Avrupa için tam bir turnusol kâğıdı...
Diyor ki:
“Aslında biz Avrupa’yı test ediyoruz..
Yani Avrupa acaba halkı Müslüman olan bir Türkiye’yi kendine hazmedebilecek mi... İslamofobiye karşı mısınız.
Eğer karşıysanız Türkiye’yi Avrupa Birliği’ne almak zorundasınız.”


* * *


Kabul edin ki çok akıllı, çok ince ve tam zamanında, tam yerinde bir adım...
Yine kabul edelim ki içinde bildiğimiz o kibir ve arogans fazlasıyla var.
Yani biraz da “Biz zaten artık yokuz ama vazgeçmemiz için bahaneyi siz bize verin” havası hâkim.


* * *


Peki Avrupa bu meydan okumaya ne cevap verebilir. Aslında onların çok zeki olmasına gerek yok. Sadece şunu diyebilirler:
“Biz Müslüman bir ülkeyi içimize sindirebiliriz. Ama sen Tayyip Erdoğan, Avrupa Birliği’nin demokratik özgürlüklerini, siyasi değerlerini, iklimini içine sindirebilir misin...”


* * *


İşte orada da Erdoğan’ın işi zorlaşır.
Çünkü Türkiye, bugünkü otoriter rejimi, bastırılmış ifade özgürlüğü, yolsuzluklarla mücadelede sınıfta fena halde çakmış haliyle katiyen o coğrafyaya giremez.
Peki gerçek nerede...
Gerçek her iki tarafın da karşılıklı söylenenleri içine sindirmesinde...
Bunlar, hem Türkiye’yi, hem Avrupa’yı, hem dünyayı çok iyiye götürecek bir tam üyeliğin sağlam gerekçeleri de olabilir.
Ama tarihi bir kopmanın bahaneleri de...

Umutsuz musunuz kaybetmiş mi hissediyorsunuz Sezen’i okuyun

PAZAR öğleden sonra 12.30’da uyandım.
Nedense Davos’tan çok rahatlamış döndüm.
Ve Hürriyet Pazar’da, Ali Tufan Koç’un Sezen Aksu ile mülakatını okudum.
Umutsuz musunuz...
Kendinizi artık bu ülkenin paryası mı hissetmeye başladınız..
Mutsuz musunuz, Sezen’e kulak verin.
Kendim sımsıkı sarılarak okudum...
Siz de öyle yapın.
Özetliyorum:
-“İnsan umutsuzluğa kapılıyor gerçekten.
Ne var ki bu dünya çok daha sert, çok daha karanlık çağlardan geçmiş çok eski bir dünya..”
-“İnsanlara, kendilerini bu kadar ciddiye almamalarını, ciddiyetin bu dünyayı mahvettiğini söylemek isterim.”
-“Sıcak ve mesafeli olmalı insanın dünyayla ilişkisi. Bize verilen bu.
Kendi tasarrufumuzla müdahale edebileceğimiz bir durum değil.”
-“Bu böyle gitmez... Bulacağız bir çare...”
Yani Sezen diyor ki:
“Takmayın kafanıza. Dünya çok daha kötülerini gördü...”
Yani...
Bu da geçer yahu...

Yahu Sezen niye durup durup dövüyorsun bizi


BİLMİYORDUM, Haluk Bilginer İzmir’de tiyatro kurslarında Sezen Aksu ile aynı dersleri izleyip arkadaş olmuş.
Sezen bilek güreşinde Haluk Bilginer’i yenermiş.
Yıllar sonra karşılaştıklarında Bilginer, “Sezen ya, sen bizi niye dövüp duruyordun sürekli” demiş...
Sezen hâlâ dövüyor hepimizi...
Şu kuntlaşan, korkan, sinen, pusan, bir türlü ayakta duramayan, diklenemeyen korkular karşısında ayaklarının üzerine kalkamayan halimizi dövüp duruyor.
İyi de yapıyor sevgili arkadaşım...
Döve döve adam etmeye çalışıyor hepimizi şu muhafazakârlık diye yutturulmaya çalışılan vasat istibdadında.

Bir İslamcı Türk lider ölse kaç ülkenin bayrağı yarıya indirilir

ALLAH gecinden versin, bugün Türkiye’nin İslamcı bir liderine emir hak vaki olsa, kaç İslam ülkesinde bayraklar yarıya indirilir?
-İçsavaşında bir tarafa, üstelik de kaybeden tarafa silah veren, liderine “Esed” diye hakaret ettiği Suriye’de mi...
-Müslüman Kardeşler yandaşlığı dolayısıyla halkının dörtte üçünün nefretini çektiği Mısır’da mı...
-Durmadan içişlerine karıştığı, Kürt petrolünü alıp sattığı için nefret objesi haline geldiği Irak’ta mı...
-Son seçimlerle yeniden laik düzene doğru yelken açan Tunus’ta mı...
-Muhalefete gönderdiği silahlarla suçüstü yakalandığı için nefret objesi haline geldiği Yemen’de mi...
-Artık Türk Hava Yolları uçaklarının bile uçamadığı, vatandaşlarının can güvenliğinin kalmadığı Libya’da mı...
-Müslüman Kardeşliği politikası nedeniyle zıt düştüğü Suudi Arabistan’da mı...
-Suriye’de, Irak’ta, Mısır’da, Yemen’de neredeyse gizli savaş içinde olduğu İran’da mı...
-Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt’te mi...
Durun bir tahmin yapayım...
-200 bin insanın öldürüldüğü Sudan’da indirilir.
-Somali’de indirilir.
-Gazze’de indirilir.
Bir de IŞİD’in hâkim olduğu Irak ve Suriye toprağında...
Malezya falan diyorsanız...
Pek güvenmeyin...

Kilisenin, papazların ülkesinde ateist bir başbakan seçildi


İNANCININ adı “Ortodoks...”
Kesin inançlı yani...
Asırlar boyunca kilise, toplumun en güçlü kurumu olmuş.
Ve bu ülke 21’inci yüzyıla, iktidara, başında bir ateistin bulunduğu partiyi getirerek katılıyor.
Orada durum böyle, bir de İslam dünyasının güya en ileri demokrasisi olan bize bakın...
Yirmi birinci yüzyılda hâlâ Hazreti Muhammed karikatürleri olayını kaşıyarak, bunun üzerinden oy toplamaya çalışan bir zavallılık.
Bir oraya bakın... Yüzde 40’a yakın oy alan parti, tek başına iktidar olamıyor.
Bir de bu tarafa bakın.
“Ben yüzde 43 oy aldım, milli irade benim, aklıma ne eserse yaparım” diyebilen bir zihniyet.
Demokrasi haddini bilenlerin rejimidir. Orada, askeri darbe yapmaya kimse tevessül edemez.
Orada seçilmiş hiçbir parti ve lider, sivil darbe yapmaya, anayasayı bu sivil darbe ile ilga etmeye teşebbüs dahi edemez.
Ama burası, bir Ortadoğu ülkesi oldu...
Her şey mümkündür.
“Bon pour l’Orient” yani...

X