"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Şam'daki Emevi Camisi'nden Hama'daki Ali Nuri Camisi'ne

BUNDAN 5 yıl önce... 5 Eyül 2012 günü...

*

Ne demiştik o gün Türkiye olarak...

“En kısa zamanda Şam’a gidecek, oradaki kardeşlerimizle muhabbetle kucaklaşacağız...

Fatiha okuyacak, Emevi Camisi’nde namazımızı da kılacağız. Hicaz Demiryolu İstasyonunda kardeşliğimiz için özgürce dua edeceğiz...”

*

Suriye’deki savaşın başıydı...

Orada başlayan Arap zemheri kışını, biz “Tunus baharı” sanmıştık...

Belki de sahiden iyi niyetliydik...

Belki de tam yüz yıl önce orada sırtımıza saplanan bıçağı bile unutmuştuk...

*

Emevi Camisi nerede...

Oralara hasret hüzünlü şiirlerimizdeki Dımaşk’ta...

Yani Suriye’nin başkenti Şam’da...

*

Bu sözlerin anlamı neydi...

“Şam rejimi devrilecek, yerine Müslüman Kardeşler oturacak, biz de oraya gidip bayram namazı kılacağız...”

Aradan 5 yıl geçti...

25 Haziran 2017...

Dün biten Şeker Bayramı’nın birinci günü yani...

Şamdaki Emevi Camisinden Hamadaki Ali Nuri Camisine

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad bayram namazını Hama şehrinde Ali Nuri Camisi’nde kılıyor...

*

Hama neresi....

2011 yılında Müslüman Kardeşler örgütünün Suriye’de Esad rejimine karşı isyanı başlattığı şehir...

*

Hama Arapçada “hisar” demek...

Esad işte oraya dikti yine rejimin bayrağını...

*

Kahire’nin Rabia meydanında doğup önce orada kırılan elin işareti, Hama’da öldü...

*

Geriye kala kala işgüzar bir Türk belediye başkanının, bir Türk kasabasına diktiği “ucube” kaldı...

*

Esad’ın bayrağı Hama’ya...

Müslüman Kardeşler’in orada kırılan siyasi İslamcı dört parmağı, 4 milyon zavallı mülteci ve milyarlarca dolarlık yükü ile Düzce meydanına...

*

Savaş, bizim savaşımız değildi...

Ama enkazı bizim üstümüze yıkıldı.

*

Bilin ki o heykel, o profesör arkadaşın “derinlik stratejisi” diye bize bıraktığı enkazın meçhul enayi anıtıdır...

*

Değersiz bir yapayalnızlık abidesi de diyebilirsiniz...

*

ÖNEMLİ NOT: Yanlış anlamayın...

“Ucube” diyorsam, işareti değil, heykelin çirkinliğini kastediyorum...

E-ALIŞVERİŞTE ‘HAPPY HOUR’ SAVAŞLARI 

DÜNYANIN en büyük alışveriş zinciri Wal-Mart e-alışveriş alanına girmek zorunda kaldı.

Amazon’a karşı savaşta, önüne gelen bütün küçük alışveriş sitelerini satın alıyor.

Bunlardan biri New York’taki Jet.Com.Inc adlı alışveriş sitesi.

Wal-Mart bu siteyi aldıktan sonra ilk iş kendi kültürünü buraya empoze etmek oldu. Yani ne...

Şirketin verdiği bedava içecek ve çarşamba günleri yapılan şirket için ‘happy hour’u (iş sonu partisi) kaldırmak.

Ancak iki şeyi hesaba katmamıştı.

Orası New York’tu...

Ve bu şirket bir startup ruhuyla yönetiliyordu.

Wal-Mart kısa sürede happy hour uygulamasını kabul etmek zorunda kaldı.

O 111 İMZAYA KATILIYORUM

“SURİYE ve Semih ölmesin... Adalet bunu gerektirir...”

111 sanatçı, yazar, milletvekili, aydın...

İsteseniz zorla bir araya getiremeyeceğiniz insanlar...

Belki de yolları hiç kesişmemiş kişiler...

Şu mübarek bayramın son günü bir araya gelmiş ve haykırıyor.

KHK ile atıldıkları işlerine geri dönmek için açlık grevine giden akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’nın görevine dönmek için başlattıkları açlık grevine son vermeleri için işlerine iadesini istiyor...

Bold harflerle yazıyorum bu çağrıyı...

Bilelim ki bunlar suya yazılmış yazılar değildir...

Kalır...

PARAMİLİTER MİLİSİN KİME YARARI OLMUŞ Kİ SİZE OLSUN 

GÖZÜMÜZÜN önünde resmen paramiliter milisler oluşuyor.

Masum gibi görünen WhatsApp örgütlenmeleri...

Bizzat Milletin Meclisi’nin içinden gelen “Silahlanın” çağrıları...

Özel güvenlikçilere “uzun menzilli silah verme” girişimleri...

Pompalılar, pompasızlar...

Bilmiyorum, bundan medet umanlar mı var...

Varsa onlara şunu söylemek isterim.

Tarihe bir bakın...

Paramiliter zorbaların ne kendilerine, ne hizmet ettikleri davaya, ne de ülkelerine hayrı olmuştur.

Ülkelerine sadece kan ve gözyaşı getirmişlerdir...

Ve hepsinin mezarı da tarihin çöp tenekesi olmuştur.

BİZ BAYRAMDAYKEN

- FACEBOOK: Netflix, Google ve Apple’dan sonra Facebook da “streaming entertainment”, yani eğlece platform pazarına gireceğini açıkladı.

Netflix ve Amazon gibi Facebook da dizi filmler yaptıracak.

Şirket, bölüm başına 3 milyon dolara kadar harcayacağını da açıkladı.

BİR AŞKTAN GERİYE KAÇ CESET KALIR

CEVABINI, “İzdiham” dergisinin bu ayki sayısında Bülent Parlak’ın şu güzel şiiri veriyor:

“İşte ben

 Bütün bu gereksiz sebeplerden sıkılırken yaşamaktan

 Sabah kalkınca intihar etmeyi unutacak kadar dalgın

 Kötü yola düşen şiire dönüştüğü için

 Ne cesaret eden

 Kundaklanır caz, ismini veremeyen seyirci

 Bahsedilen o trajik mevsim

 Bir aşkta elbette iki ceset olmaz...”

Şamdaki Emevi Camisinden Hamadaki Ali Nuri Camisine

ALLAH GECİNDEN VERSİN, ARA GÜLER’İN YAZILMAMIŞ VASİYETİ

OT dergisi harika bir özel sayı hazırlamış...

Tam hatıra olarak saklanacak bir dergi olmuş.

Yıllardır hayranlıkla izlediğim Metin Üstündağ hazırlamış...

İçinde büyük fotoğrafçı Ara Güler’in hasta yatağında çekilmiş o müthiş fotoğrafını tekrar yayınlamışlar.

Herhalde selfie yaptı dedim...

Allah uzun, çok uzun ömürler versin...

Ara Güler biraz değil bayağı Türkiye’dir yani...

LGBT’NİN SOKAKTA YAPAMADIĞI YÜRÜYÜŞÜ LATİF OT DERGİSİNDE YAPMIŞ

OT dergisinin özel sayısında çok hoşuma giden bir bölüm yapmışlar.

Latif Demirci dünyanın çeşitli yerlerindeki müzelerde sergilenen çok ünlü bazı tabloları, LGBT çizgisine göre yeniden yorumlamış.

Harika esprili şeyler ortayla çıkmış.

Bir kere daha anladım.

İnsanları bir dönem yürütmeyebilirsiniz.

Bir dönem onlara elinizden gelen her kötülüğü yapabilirsiniz.

Ama bilin ki o yürüyüşü hiçbir zaman durduramazsınız.

 

X