"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Rabia işareti yapsaydı yine 'Sehven' postalanır mıydı

Mogadişu’dan gelip, anında uçağa bindirilip Mısır’a postalanan Mısırlı gençle ilgili kafamda şu soru var:

“Eğer kendisini yakalayan polislere Rabia işareti yapsaydı, yine postalanır mıydı?”

Okumayanlara kısaca özetleyeyim.

Mogadişu’dan Türkiye’ye gelen Hüseyin adlı Mısırlı bir genç, anında uçağa bindirilip Mısır’a gönderildi.

Bu genç, Mısır’da bir savcıyı öldürdüğü için gıyabında yargılanmış ve idama mahkûm edilmiş.

Bir süredir Sudan’da sürgünde yaşıyormuş.

Başka bir ülkeye gitmek için İstanbul bağlantılı bir bilet almış.

Ancak vizesi olmadığı için Atatürk Havaalanı’nda polise takılmış.

Türk kamuoyu olayı, genç uçağa bindirilip gönderildikten sonra öğrendi.
Ama kimden mi öğrendi?

Türkiye’deki Müslüman Kardeşler örgütü mensuplarından. Çünkü onlar ayaklandı ve bunu protesto etti.

Rabia işareti yapsaydı yine Sehven postalanır mıydı

Meğer Hüseyin, “İhvan” üyesiymiş.

İhvan, “Rabia” işaretiyle simgeleşen Müslüman Kardeşler örgütü...

Türkiye’nin Suriye ve Mısır’da desteklediği bir örgüt bu.

Ülkesini terk eden bazı mensupları İstanbul’da sürgünde yaşıyor.

Hatta radyoları var.

Durum böyleyken, idam edileceği bilinen bir genç neden iade edilir?

İstanbul Valiliği, Hüseyin’in iadesinin ‘sehven’ gerçekleştiğini savundu.

Açıklamaya göre Mogadişu’dan İstanbul aktarmalı Kahire’ye giden Hüseyin, Türkiye’ye giriş vizesi olmadığı için Mısır’a gönderildi.

Ama bu açıklama benim soruma cevap vermiyor.

Bu genç, polise Rabia işareti yapsaydı yine de iade edilir miydi?

‘KAŞIKÇI’YI MERMİ MANYAĞI YAPIN’ LAFINI SEVDİNİZ AMA

New York Times bir Amerikan istihbarat yetkilisine atfen şunu yazdı:

Suudi Arabistan Veliahtı Selman bir telefon konuşmasında “Kaşıkçı’yı kurşunla halledin” anlamına gelen bir şey söylemiş. Yani yeraltı âleminin diliyle “Onu mermi manyağı yapın” diyor.

Baktım Türkiye’de iktidara yakın medyada “Türk tezi ispatlandı” diye ufak çaplı bir bayram var. Yalnız şu soruyu kendinize sordunuz mu:

ABD istihbaratı bu bilgiyi nasıl elde etmiş?

Ben söyleyeyim. Selman’ın geçmişteki telefon konuşmalarını yeniden analiz ederek ortaya çıkarmışlar bu cümleyi.

Bak arkadaş bunun anlamı açık. ABD herkesi dinliyor. Ne demek istediğimi tam anladınız mı...

Herkesi dinlemiş ve bu kayıtları elinde duruyor...

Yani, istediği zaman geriye dönüp oradan işine yarayacak bir cümleyi çıkarıp servis ediyor.

Diyeceğim şu...

Öyle çok fazla bayram etmeyin.

Dünyadaki bütün devlet insanları açısından hiç de sevinilecek bir şey değil bu...

ANLIYOR MUSUNUZ NEDEN İDAMI GETİRMEYİN DİYORUZ

TÜRKİYE için zor bir karardı.

Düşünün, Fetullah Gülen’in terörist olduğunu söyleyerek iadesini isteyen bir ülkesiniz. İhvan da Mısır yönetiminin gözünde bir “terör örgütü”. O genci iade etmeseydiniz size şöyle derlerdi:

“Kardeşim kendin başkasının teröristini iade etmiyorsun ama kendi teröristinin iadesini istiyorsun?”

Oysa Türkiye’nin bu durumda sığınabileceği bir gerekçe vardı:

“Kardeşim senin ülkende idam cezası var. Yani bu insan hakkında adli bir yanılgı varsa bunun telafisi mümkün olmaz”.

İşte o nedenle 15 Temmuz darbesinden beri ısrarla yazıyorum.

“Fetullah Gülen’in iadesini istiyorsak, idam tartışmasını gündeme getirmeyelim...”
 

KİMMİŞ BU AK PARTİ İÇİNDEKİ AKP’LİLER

ABDURRAHMAN Dilipak’ın dünkü yazısında şöyle bir bölüm var:

“Batı bunu ‘aydınlanma’ kafası ile yaptı. Bunun aracı da ‘bilim’ olacaktı. Bu seküler dünyada ‘ahlak’ yok, ‘din’ yok. ‘Din’ yerine ‘Religio’ var. ‘Ahlak’ yerine, seküler anlamda ‘vicdan’la ilişkilendirilmiş bir ‘moral’ ve mesleki ‘stand-art’larla ilişkilendirilmiş bir ‘etik-deotoloji’ kavramı üretildi. Bunun ‘mod’ları, ‘motto’ları, ‘mode’leri, ‘rol modelleri’, ‘Moda’ları üretildi. Bunlar ‘art’ ile ilişkilendirildi. ‘Art-İst’ler (sanatçılar) tarafından dönüştürülmek istendiler. Fizik, entelektüel ve estetik açıdan fenomen hale getirilen insanlar, kültürel bir ‘idol: put’a dönüştürüldüler.

CHP laikçi bir kafa ile bizim bedenimize dokundu. AK Parti içindeki AKP’liler, sekülerleştirme konusunda beynimize dokunuyorlar.”

1970’lerin Foucault’ları, Derrida’ları gibi içinden çıkılmaz bir metin.

Anlayabildiğim tek cümle şu: “AK parti içinde AKP’liler varmış...”

Ve AKP’liler onun beynine dokunuyormuş.

Rabia işareti yapsaydı yine Sehven postalanır mıydı

HAYATIMIZA YENİ KAVRAM GİRDİ: BELDEN AŞAĞI SELFİE

BÜTÜN dünyanın ağzının suyunu akıtacak bir sitcom başlıyor.

ABD’nin en ilkesiz paparazzi dergisi National Enquirer ile en acımasız dijital tüccar Amazon’un sahibi Jeff Bezos birbirine girdi.

Dergi, Bezos’un ayrılmasına neden olan sevgilisi ile çok özel yazışmalarını ve fotoğraflarını yayınladı. Bir de el altından “Elimizde senin belden aşağı bir selfie’n var onu da yayınlarız” şantajı yaptı.

Bezos da Amazon’un güvenlik şefine “Sana sınırsız bütçe. Bu derginin patronunun bütün pisliklerini ortaya çıkar” talimatı verdiğini açıkladı.

Yakında ilk küresel belden aşağı selfie’yi görmeye hazırlanalım.

Rabia işareti yapsaydı yine Sehven postalanır mıydı

POLAT ALEMDAR JEFF BEZOS’TAN DAHA GÜÇLÜ

OLAY bir paparazzi dergisi ile patron arasındaki mesele gibi ama...

ABD’nin en ciddi gazeteleri New York Times ve Wall Street Journal da güya olayı tarafsız bir şekilde veriyoruz diye, dergide yer alan Bezos’un özel hayatına ait bütün ayrıntıları veriyor.

Amerika’da eğlenceli bir dönem başlıyor... Üstelik orada, bizdeki bazı sanatçılar gibi, “yayın yasağı” koydurtmak da mümkün değil. Hep birlikte izleyeceğiz bu küresel sitcom’u...

Türkiye açısından çıkarılacak kıssadan hisse...

Polat Alemdar, âlemin en şanslı ve en güçlü babası.

Hayali dünyasında bile tek mermi atmadan, bir yayın yasağı ile bitirdi işi...

CÜMLE AĞIZDAN KULAĞA KAÇ DAKİKADA GİDER

FRANSA Cumhurbaşkanı Ermeni soykırımı dedi ya... Türkiye’de siyasetçinin biri çıkmış sallıyor:

“100 bin Ermeni’yi sınır dışı edelim”.

On dakika sonra aynı ağızdan ikinci bir cümle geliyor:

“Ermenilere saygımız sonsuzdur...”

Sizce nedir bu?

Ağızdan çıkan cümlenin kaç dakikada kulağa gittiğini gösteren bilimsel
bir deney mi?

Yoksa...

Alelade psikolojik bir vaka mı...

X