"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Paralel olayına nasıl bakıyorum

İKTİDARI destekleyen bir köşe yazarı arkadaşım, biraz da üslubumla dalga geçen şu mesajı atmış:

“Arkadaş ortalık toz duman, devlet içinde paralel bir devlet kurulmuş. Sen ne diyorsun...”
Peki arkadaş, öyleyse en açık ve en samimi şekilde söyleyeyim.
-Evet haklısın devlet içinde paralel bir devlet olmaz.
Çünkü o devlet hepimizi yakar, kavurur.
-Evet, devlet içinde paralel bir polis, paralel bir yargı olmaz...
Çünkü, Başbakan’ın özel konuşmalarını bile dinleyecek kadar ileri gitmiş o polisi, o hâkimi ve o savcıyı bir merkezin müridi haline getiren o yapılanma hepimizin hayatını karartır.
-Evet, kaynağı belli olmayan, hesabı verilemeyen bir parasal güç kabul edilemez.
Çünkü o parasal güç bir gün hepimizin hayatına kastedebilir.
Dolayısıyla bu ülkede böyle illegal bir paralel örgütlenme varsa, bununla mücadeleye sonuna kadar destek vermek hepimiz için bir vatandaşlık borcudur.
Ben bu kurumda 30 yıla yakın bir süredir çalışıyorum.
Patronum Aydın Doğan’ı da 16 yıl genel yayın yönetmeni, son 4 yıldır da bu gazetenin bir çalışanı olarak tanıyorum.
Bütün sohbetlerimizde ondan aldığım hava da aynen böyledir.
Yani böyle yapılanmaların, Türkiye’nin temeline bomba koymak anlamına geldiğinin hepimiz bilincindeyiz.


Peki arkadaş, böyle diyorsun da sen bugüne kadar ne yaptın

SEN büyük bir pişkinlikle bu soruyu sorabilirsin, hiç gocunmadan sana, “Haklısın” derim. Ama bir dakika, ben de işe sana şunu sorarak başlarım:
“Peki arkadaş bugüne kadar sen ne yaptın...”
İktidarın “Paralel yapılanma” dediği oluşumla mücadelesi ne zaman başladı...
17 ve 25 Aralık olayları ile. Yani işin ucu, Başbakan’ın mahrem konuşmalarına kadar gittiğinde. O zaman sana hatırlatayım. Bu zulüm, 17 Aralık 2013 günü değil, 2008 yılında başladı. Silivri davalarındaki vicdansızlıklar, insaniyet dışı davranışlar, insan hakları ihlalleri, hepimizin gözü önünde olmadı mı...
Bu ülkenin saygın insanları, öğretim üyeleri, gazetecileri, askerleri sabahın alacakaranlığında evlerinden alınıp 5 yıl içeri tıkıldığında sen neredeydin.
Ergenekon’un kasası diye
iftira atılan insanlar cezaevlerinde her gün zulüm altında inlerken, eriyip giderken sen ne yapıyordun arkadaş...
Bir sana bakıyorum, bir de çalışmaktan onur duyduğum Hürriyet gazetesi o günlerde ne yapmış ona bakıyorum...
Gel sana da hatırlatayım o günleri, sen de bir hatırla.
Belki biraz utanır, nedamet getirirsin.


Sen o ‘Paralel’le kol kola yürürken Hürriyet ne yapmış

-BİR: O günlerde malum polis tarafından gazetelere servis edilen uydurma haberlere itibar etmemişim. Hürriyet de etmemiş.
-İKİ: O uydurma deliller, o iğrenç “gizli tanık” pespayelikleri, iddianamelerdeki o inanılmaz, fahiş hataları, fabrikasyon delilleri, gizli mahfillerde önceden verilmiş infaz kararlarını uygulayan mahkemelerin Yassıada’yı bile aratan sefaletini hep çalıştığım bu kurum ve onun gazetecileri ortaya çıkarmış.
-ÜÇ: O dönemde haksızlıklara uğrayan, ezilen, hakları çiğnenen, hayatlarını kaybeden insanlara hep çalıştığım kurum ve onun gazetecileri sahip çıkmış.
-DÖRT: İllegal dinlenmiş telefonlar ortalığa dökülünce, çıktığım televizyon canlı programlarında, köşemde açık ve net ifadeyle “Ben kanunsuz dinlenmiş telefonlar üzerinden görüş bildirmem” demişim.
Çalıştığım gazete de
o tapeleri yayınlamamış.
Benimki böyle; şimdi gel bir de senin siciline bakalım arkadaş. O günlerde sen ne yapmışsın. Bugün Paralel diye çullandığın o çevrelerle, insanlarla el ele, kol kola bize her gün “Darbeci, Ergenekoncu, Balyozcu, şucu bucu” diye hakaret üstüne hakaret etmişsin, iftiralar atmışsın.
O da yetmemiş, bizleri de içeri attırmak için Türk basın tarihinin en şerefsiz kampanyasını başlatmışsın.
Şimdi de hiçbir nedamet duygusu olmadan, inanılmaz bir pişkinlikle bize “Paralelci” diyecek kadar alçalabiliyorsun...

Amacın samimi mücadeleyse varım, intikamsa yokum

BAK arkadaş... O gün neredeysem bugün de oradayım.
Sana, bir kere daha ve açıkça diyorum ki:
-Bu devlet içinde paralel bir yapılanma varsa...
-Bunlar devletin kılcal damarlarına sızmışsa...
Bul, çıkar, cezalandır...
Yanındayım.
Eminim, Aydın Doğan’a sorarsanız, çalıştığım kurumda kime sorsanız aynı şeyi söyleyecektir. Sizin ancak başınıza gelince “Paralel yapı” diyebildiğiniz o düzenden bu ülkenin aydını, askeri, memuru, gazetecisi, iş insanı, sıradan insanı çok acı çekti. Öyle bir çete varsa ve samimi, hukuk çerçevesinde, demokrasinin kuralları içinde mücadele edeceksen, sonuna kadar yanınızdayım.
Ama amacın bu değil, sadece intikamsa, onların taktiklerini kullanmaya başlar, hukukun dışına çıkar, aynı vicdansızlıkları tekrarlarsan, ailelerin ocağını söndürürsen..
Bak şimdiden söylüyorum.
Orada da bana güvenme...
Yeterince açık mıyım...

X