"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

ONLAR PARALELCİYDİ, SİZ NECİSİNİZ

PAZAR günleri, siyasetin bataklık bölgelerine girmek istemiyorum.

PAZAR günleri, siyasetin bataklık bölgelerine girmek istemiyorum.
Benim üstüme de yapışan kiri pası biraz atayım, insani olan yanımla baş başa kalayım diyorum.

* * *

Mümkün mü...
Bir gazetede bir haber okuyorum, nevrim dönüyor, tepem atıyor...
Son günlerde “Trol” denen iftira ve infaz mangaları, insanların haysiyetleri üzerine kâbus gibi abanmıştı.
Ülkenin Cumhurbaşkanı’na bile demedik laf bırakmıyorlardı...
Polis işin peşine düşmüş...
Bazılarını tespit etmiş...
Bu iftira mangalarının birinin merkez üssü meğer Başbakanlık binasındaymış...
Öteki ikisi ise hükümet yanlısı iki medya kuruluşunun büroları...
Üst üste 9 seçim kazanmış bir Başbakan’ın böyle bir şeye tevessül edeceğine asla inanmıyorum.
Ama demek ki, birileri bir şeyler karıştırıyor.

* * *

Şimdi bir dakika dur arkadaş...
Daha dün, bu ülkenin Genelkurmay Başkanı, andıç siteleri kurdu iddiasıyla 3 yıl hapis yatmadı mı...
Üstelik o sitelerin çoğunu kapattığı, gerisini de işlevsiz hale getirdiği halde...
Bir iftira ile Türk ordusunun kahraman bir subayı daha linç edildi...
Gözümüzün önünde...

* * *

Başbakanlık binasındaki o adama, gazete bürosundaki o adama kim talimat vermiştir, kim emretmiştir, kim izin vermiştir...
Bilmem...
Kimseye haksızlık etmek de istemem.
Ama söyleyeceğim bir laf var...
O kişi, o emir veren, o andıç hesaplarını açan, açtıran...
Maşanın ucundaki eli kastediyorum...
Ayıp yahu...
Genelkurmay Başkanı’na andıç pususunu kuranlara, o hain planı uygulayanlara “Paralelci” dediniz..
Bunları yapanlara ne diyeceğiz...
“Barfiksçi mi...”
Yok mu yahu sizin birbirinizden hiç farkınız...
Bir ülkenin seçilmiş partisi, seçilmiş hükümeti, böyle şeylere tevessül eder mi...

* * *

Bir kere daha anlıyorum ki, Çetin Altan haklıymış...
Siyasetimize “pusuculuk” denen bir illet musallat olmuş...
Durmadan metastaz yapıyor..
Kalleşlik, siyasetimizin ruhuna nüfuz etmiş.
Dün birine yapılanı, yarın o biri, hiç çekinmeden, daha da büyük bir kinle, intikam duygusuyla ötekine yapıyor...
Hiç utanmıyoruz...
Gocunmuyoruz...
Goebbels yöntemlerinden bile medet umacak kadar alçalabiliyoruz...
Bunun adına siyaset diyecek kadar arsızlaşabiliyoruz...

* * *

Arkadaş yok mu bu ülkede mertçe, yüreklice, namusluca, arkadan dolanmadan, belden aşağı vurmadan, pusu kurmadan siyaset yapacak insanlar...
Ayıp yahu...
Toplumca bu kadar mı tefessüh ettik...
Bu kadar mı pespayeleştik...

----------------------------------------------------------------------------------------------------

AŞKLA VE ABARTARAK YAZILMIŞ KİTAPLAR BANA ÇOK İYİ GELİYOR

ONLAR PARALELCİYDİ, SİZ NECİSİNİZ

BİR süre önce yazmıştım.
Ben abartmaların insanıyım.
Birine “Seni seviyorum” demek yetmez...
“Gebermeliyim, ölmeliyim...”
Çoğu kez abartmayı, insan karakterinin en coşkulu ifadesi olarak görüyorum.
İşte o yüzden Pınar Çekirge’nin Filiz Akın’ı büyük bir aşkla, hayranlıkla anlattığı “Başrolde Filiz Akın”* adlı kitabını çok sevdim.
Çocukluğunda hayran olduğu Filiz Akın’la Hilton Oteli’nde ilk karşılaşmasını öyle güzel anlatıyor ki...
“Kalbim duracaktı o an. Nefes alamıyordum... Nasıl anlatsam, muazzam bir ışık halesi içindeydi... Bacaklarım titriyor, adımlarım birbirine karışıyordu...”
Birlikte fotoğraf çektirmişler.
Kendini çok çirkin görmüş. “Beast and Beauty” filmi gibiydi diye düşünmüş.
Bu sözlerde o kadar çok kendimi buldum ki...
Çocukça ama çok sahici ve samimi...
Filiz Akın’ı anlatırken “Hep mesafeliydi, hep seçkindi” diyor...
Kaba saba bir kültürün, “seçkinliği” her gün aşağıladığı bir dönemde, bu kitap bana çok iyi geldi.
Birilerinin her gün muhayyel bir “çoğunluk” adına, zarafeti, seçkinliği, estetiği yerden yere vururken, bir insanın çıkıp, seçkin ve dönemin güzellik anlayışına uygun düşmeyen yeni bir tarzı ve tipi savunarak bugüne kadar gelmesi bana şunu söylüyor.
Farklı olmaktan korkmamak lazım.

(*) Pınar Çekirge, “Başrolde Filiz Akın”, altın bilek yayınları, 2014

----------------------------------------------------------------------------------------------------

HANGİ KADIN HANGİ İMAJI TAŞIYARAK BUGÜNE GELDİ

AYNI kitaptan okudum.
Feridun Andaç, Yeşilçam sinemasının 4 büyük kadınının ne yaparak sinemada iz bıraktığını şöyle anlatmış.

TÜRKAN ŞORAY
ONLAR PARALELCİYDİ, SİZ NECİSİNİZ
Üstlendiği rollerdeki kahramanları yüzündeki anlama taşıyarak.

HÜLYA KOÇYİĞİT
ONLAR PARALELCİYDİ, SİZ NECİSİNİZ
Çizdiği karakterlere yüzüyle anlam vererek.

FİLİZ AKIN
ONLAR PARALELCİYDİ, SİZ NECİSİNİZ
Yarattığı imajı yenileyerek.

FATMA GİRİK
ONLAR PARALELCİYDİ, SİZ NECİSİNİZ
Alt kültürün getirdiği parçalanmışlığı karakterize ederek...

----------------------------------------------------------------------------------------------------

YAŞAYAMAYAN TARAFIMI ÖLDÜRDÜĞÜM ANIN HATIRASI

ONLAR PARALELCİYDİ, SİZ NECİSİNİZ

23 Ağustos sabahı saat 03.15’te Angelina Jolie’nin oynadığı “Hayatın Hakkını Ver” filminin son sahnesinde, kendi kendine söylediği şu sözü başucu defterime not almışım.
“Bir gün birisi bana ‘Her gününü son gün gibi yaşa, çünkü o bir gün o gün gelecek’ demişti. O gün bir parçam öldü. Yaşamayı bilmeyen tarafım.”
O filmi seyrettiğim gün akşamüzeri Akbük’te, bir kadeh Sauvignon Blanc’la, ben de yaşamayı bilmeyen tarafımdan kalan son artıkları da öldürdüm...
Taammüden...
Şahsi tarihimin bu büyük anını ölümsüzleştirmek için de bu hatıra fotoğrafını çektirdim.
Bakmayın öyle asık suratlı olduğuma...
İyiyim... Çok iyiyim...
Artık epey büyüdüm ve artakalanın kıymetini çok iyi biliyorum...

X