"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

O karikatürü koymuyorum sadece anlatıyorum, çünkü...

DÜN CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun avukatının gözaltına alındığı dakikalarda, telefon ekranıma bir karikatür düştü.

*

Tam da bugüne uygun düşen o karikatürü burada yayınlamak isterdim.

*

Ama elim gitmedi, içim elvermedi...

O yüzden tarif ediyorum.

*

Bir cezaevi koğuşu...

Biri kadın öteki erkek iki turist, çizgili mahkûm elbiseleri ile güneşleniyor gibi yatmışlar.

Altındaki yazı da şu:

“Türkei: All Inclusive”...

Yani şöyle:

“Türkiye: Her Şey Dahil (turizmi)”.

*

“Gece Yarısı Ekspresi” filminden beri gördüğüm ilk Türk cezaevi karikatürü bu...

*

Bu karikatürü çok ciddiye almalıyız.

Çünkü, çok açık bir şekilde “Türkiye’ye gitmeyin” çağrısıdır.

Ve anlamı şudur:

Türkiye aleyhindeki duygular, artık, devlet ve hükümet yöneticilerinden halka doğru inmektedir.

*

Dikkat dikkat... Bugün “Türkiye’ye gitmeyin” karikatürü, yarın “Türk malını almayın” karikatürüne dönüşebilir.

Devletlerden gelmeyen ekonomik ambargoların, bizzat tüketicilerden gelebileceğini haber veriyor bize...

*

Ve artık bu gidişatı, “Üst akıl”, “Öyle şeyler yapıyoruz ki, bizi kıskanıyorlar” gibi domestik safsatalarla önlemek mümkün değildir...

OLDU OLACAK HAYIR DİYEN HERKESİ HAPSE ATIN

- Ana muhalefet partisi başkanının, FETÖ’cülerle yaptığı mücadele nedeniyle Yargıtay’dan ayrılan avukatını bile FETÖ’cü diye içeri atıyorsanız...

*

- Yüzlerce gazeteciyi, iddianamelerine sadece yazdıkları yazıları koyarak, aylardır içeride tutuyorsanız...

- Sırf ByLock kullanan biri tarafından cep telefonundan arandığı için insanları içeride tutarken, kendine yandaş ByLock kullanıcılarını bile serbest bırakıyorsanız...

*

- Biliniz ki, bu davaların akıbeti de hızla Ergenekon ve Balyoz’dakilere doğru gidiyordur.

SİGARAYI BIRAKAN MUHAFAZAKÂR YAZARIN HANGİ PERFORMANSI ARTTI

BİR süredir muhafazakâr yazarların köşeleri şenlenmeye başladı.

Dün Star gazetesi yazarı Ersoy Dede’nin köşesinde okudum.

Televizyon habercilerinden Orhan Can, 5 yıl önce sigarayı bıraktıktan sonra yaşadıklarını, kendine ait “Arkagüverte” sitesinde yazmış.

Etkileri şöyleymiş.

- “...Yolda yürüyüşüm, merdiven çıkışım, sabahları yataktan kalkışım bile değişti...

- En büyük olay da (...) performansın zirve yapmasıydı...” 

Tabiatıyla bu “nokta nokta” performansının ne olduğunu merak ettim.

Ersoy Dede “Sigarayı bırakmış bir kardeşi olarak anlattığı pek çok olumlu yansımayı ben de hissettim” diyor...

Her ikisinden de artan bu “nokta nokta” veya “üç noktalı performansın” ne olduğunu açıklamalarını bekliyorum.

Eminim bu kırmızı noktalı performans, birçok erkeğe de yol gösterici olacaktır.

ADALET PERFORMANSI

- BUNLAR işin şaka yanı. Ersoy Dede’nin öteki yazısında içeride bulunan Kadri Gürsel ve Ahmet Şık gibi gazetecilere verdiği desteği de çok olumlu buldum.

İnşallah Türkiye’nin adalet konusundaki performansı yükselir.

ASFALYASI ATMIŞ BİR MÜFREDAT MÜCAHİDİ

UNVANI şu:

TBMM Milli Eğitim Komisyonu Başkanvekili...

AKP milletvekili Burhanettin Uysal...

Evrim Teorisi’nin Milli Eğitim müfredatından çıkarılmasını şu soruyla savunuyor:

“Türkiye Evrim Teorisi’yle gen mühendisliğinde bir devrim mi gerçekleştirdi?”

Ayrıca özetle diyor ki:

Biz Müslümanlar insanın Allah tarafından yaratıldığına inanırız. Bunun yanında bir de Evrim Teorisi’nden bahsedilince kafalar karışıyor...

Bakar mısınız şu izah tarzına... İyi o zaman, bu mantıkla ben de sorayım.

Sayın Başkanvekili...

Siz bize “insanın Allah tarafından yaratıldığı inancı ile mühendislik alanında hangi devrimi yaptığımızı” söyleyin...

Ben de size gen mühendisliğini şöyle etraflıca anlatayım...

----------

NOT: “Asfalya atması” İzmir’de kullanılan bir deyimdir. Elektrik sigortasının atması anlamına gelir. Yani hakaret falan değildir. Benim de, hepimizin de zaman zaman asfalyası atar.

MUDO BİRAZ KİLO VERİRSE YARIŞMA DAHA İYİ OLACAK

O karikatürü koymuyorum sadece anlatıyorum, çünkü...

CONTEMPORARY Art İstanbul’un tanıtım gününe biraz geç gittiğim için önemli bir olayı atladım.

Mudo Concept uluslararası bir tasarım yarışması düzenliyor. Onu fuarda açıkladı.

LDL (Live Design Live Awards) adını taşıyan yarışma şu bakımdan önemli. Katılımcılardan birbiriyle uyumlu tek tek ev ve mekân eşyası tasarlamaları isteniyor.

Ama aynı zamanda iç ve dış mekânlarda bir tarz, bir atmosfer yaratacaklar. Yarışmanın ilk yılki konusunu da “Yaşam” ve “Yemek” olarak belirlemişler.

Bu yarışmanın sanat fuarında açıklanması fikrini çok sevdim.

Çünkü artık hayatımızın her alanı ve her faaliyeti sanatsal bir estetiğe bürünüyor.

Artık sadece karnımızı doyurmak için yemek yemiyoruz. Sadece oturmak, yatmak için bir ev döşemiyoruz.

Mustafa Taviloğlu’nu kutluyorum.

Yine bir öncülüğe imza attı.

Bir de biraz daha kilo verirse, yarattığı o sanatsal mekânlar içinde daha uyumlu bir tasarım haline gelecek.

BEN SADETTIN TEKSOY

PEYGAMBERİN SON BEŞ GÜNÜNÜ YAZDIM

O karikatürü koymuyorum sadece anlatıyorum, çünkü...

ÖNCEKİ akşam Teve 2’nin kendi çalışanlarına verdiği davette Sadettin Teksoy’a rastladım.

Yakında Teve 2’de bir programa başlayacakmış. Yanında Posta’daki televizyon yazılarını hiç kaçırmadığı Mesut Yar da vardı.

Epeydir sesi çıkmıyordu. İki buçuk dakikalık bir video çekmiş.

143 milyon kişi izlemiş.

Bu arada Hazreti Muhammed’in hayatının son 5 gününü anlatan bir senaryo yazmış.

Bana da gönderdi.

Bu hafta okuyacağım.

Onun “Ben Sadettin Teksoy” nakaratını özlemişim. Birlikte bir de hatıra fotoğrafı çektirdik.

 

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

X