"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

O kantine gelseydim dayak yiyecektim, işte o yüzden görmedin beni

BUGÜN yazılarıma şahsi ama eğlenceli bir konuyla başlıyorum.

Cüneyt Akalın, 68 Türkiyesi’ni anlattığı kitabın ikinci baskısını yayınladı.

Giriş bölümünde bana da bir paragraf ayırmış.

O kantine gelseydim dayak yiyecektim, işte o yüzden görmedin beni

Diyor ki:

“1968’de olayların içinde yer almamaya özen gösteren kimileri daha sonra buna övgüler düzdüler. Kusura bakmasın ama öğrenci derneğinde görev yapmama ve Siyasal yurdunda kalmama rağmen Ertuğrul Özkök’ü hatırlamıyorum. Basın Yayın Yüksekokulu’ndan arkadaşlar da hatırlamıyoruz dediler.”

Sevgili Cüneyt bak sana beni niye Siyasal kantininde görmediğini anlatayım.

Çünkü geldiğim yıl kendimi Mick Jagger zannediyordum ve saçlarım fena halde uzundu. Kantindeki devrimci arkadaşların bana “Buraya gelmesin döveriz” diye haber gönderdiler.

*

Bir de şu var.

Evet benim yolum Mahir Çayan ve Deniz Gezmiş’lerle kesişmedi.

Türkiye İşçi Partisi’ne yakın bir duruşum vardı ve sizler de bizi “revizyonist” diye gördüğünüz yerde dövmeye kalkıyordunuz.

*

Ama bugün kitabını okuduğumda görüyorum ki, sen de bu hareketin “meşruiyetini nasıl kaybettiğini” cesur biçimde anlatıyorsun.

Yine biliyorsun ki kaybettirenler İşçi Partililer değil, dağlara çıkanlar, çoluk çocuk kaçıranlardı.

*

Geçmiş yazılarıma bakarsan görürsün ki, ben dünyadaki 68’i büyük bir devrim olarak gördüm, ama Türkiye’nin 68’ini kötülüklerin başlama yılı olarak eleştirdim.

*

Bu yüzden “65’liler Derneği”nin de epey tepkisini çektim.

...................................

O kantine gelseydim dayak yiyecektim, işte o yüzden görmedin beni

- Cüneyt Akalın: “Düşler ve Gerçekler”, Kaynak Yayınları, ilk baskı 1995, ikinci baskı 2018

BODRUM’UN HAMPTONS’I HANGİ KOYLAR OLACAK

O kantine gelseydim dayak yiyecektim, işte o yüzden görmedin beni

ÖNCEKİ cumartesi akşamı Bodrum’un Demirbükü mevkisindeyim.

MESA yöneticileri küçük bir gruba yemek veriyor.

Sahnede olağanüstü bir üçlü çalıyor.

Piyanoda Kerem Görsev, davulda Ferit Odman, kontrbasta Kaan Yıldız...

Hepsi kendi sazının yıldızları...

*

Bir gece önce Yalıkavak’ta “kanlı Ay”ı seyretmişiz...

Kerem Görsev ay temalı parçalar seçmiş...

Blue Moon, Fly Me To The Moon, Moon River...

*

Masada Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon da var.

Orada bütün Bodrum gözümün önünden geçiyor.

Bu tesisin biraz ötesinde Amanrüya var...

Bütün dünyada tabiata en saygılı otellerden biri...

Hemen biraz ilerisinde MESA’nın bu yeni yaşama alanı.

Onun biraz ilerisinde Mandarin Oriental...

Biraz ileride Edition açılmış. Onun yanında Güney Afrika’nın en ünlü mimari bürosunun tasarladığı Epique Island...

İlçenin öteki tarafında Kempinski ve onun yanında yapılmakta olan Four Seasons...

*

Bodrum, belediye başkanının da vizyonu ile sınıf atlıyor...

O gece New York’un en zenginlerinin oturduğu Hamptons bölgesini düşündüm.

Hamptons sadece varlıklı bir bölge değil...

Aynı zamanda hayat tarzı ve kültürü, mimarisi ile filmlere, romanlara konu olan bir yer.

*

Acaba dedim...

Bodrum’un Hamptons’ı neresi olacak...

Benim tahminim, Torba’nın ilerisinde Demirköy, Amanrüya ile başlayan bölge buna aday.

Çünkü aynı zamanda tabiata saygılı davranan bir bölge burası...

Ama hemen ilerisindeki bina yığılmasına bir çare bulunması gerekiyor.

*

Sonuç Bordum artık Doğu Akdeniz’in en büyük cazibe merkezi oldu.

Böyle bir ilçenin büyükşehir belediyesinden yönetilmesini konuşma zamanı da geldi.

ESKİ SOLCULARDAN İYİ PATRON OLUR MU

O kantine gelseydim dayak yiyecektim, işte o yüzden görmedin beni

ÇIKAR... Hem de nasıl. İşte bir örnek.

MESA Yönetim Kurulu Başkanı Erhan Boysanoğlu benimle aynı yaşta.

Ben Siyasal Bilgiler’in şimdi iletişim fakültesi olan bölümünde okurken, o da ODTÜ’de okuyormuş.

*

Hepimiz sol bir gençlik döneminden gelmişiz. Birçok ortak arkadaşımız varmış.

Mesela Koleksiyon Grubu’nun kurucusu Faruk Malhan... O günlerdeki arkadaşlarımızdan olup Filistin dönüşü hapse atılan rahmetli Teoman Ermete de ortak arkadaşımız.

12 Mart’ta epey işkence görmüştü.

Oğlu Ali Ermete şimdi MESA’da çalışıyormuş.

68 döneminin en önemli simalarından biri Sinan Cemgil’di. Nurhak Dağları’nda öldürülmüştü. O da Erhan Boysanoğlu’nun arkadaşıymış.

*

Geçenlerde ODTÜ’de tutuklanan gençlere 4 yıl hapis isteniyormuş.

Eminim onların arasından da bu ülkeye çok büyük hizmetler yapacak insanlar çıkacak.

ARTIK HEDEF KİTLEM SAPYOSEKSÜEL KADIN

ÇÜNKÜ kadınların yüzde 77’si “sapyoseksüelmiş”... Ama durun önce size şu sapyoseksüel kadının ne olduğunu anlatayım.

*

Dün Cumartesi Postası’nda Işıl Cinmen’in köşesinde okudum.

Bu kelime, Latince “bilmek, kavramak” anlamına gelen “sapio” ve “cinsellikle ilgili” anlamına gelen “sexualis” kelimelerinin birleşiminden oluşturulmuş.

“Zekâdan ve onun kullanımından etkilenen kişiler” için kullanılıyormuş.

Yani kadınların yüzde 77’si, “Karın kaslarından değil, beyin kıvrımlarından” etkileniyormuş.

*

Allaaaah tam zamanında gelen bir bilgi...

Yaz geldi, akşamüzeri drinki, akşam viskisi, ince pide falan, göbeği bir türlü indiremiyorum.

Neticede ben Ertuğrul Özkök’üm...

Geldiğim yaşta ne yapsam bir Ertuğrul Akbay olamıyorum...

*

Şu yumurtaya can veren Allah bazısına kas veriyor bazısına baş...

Tabii çok azına da hem kas hem baş...

Ben o az sayıda şanslılardan biri olmadığım için bugünden itibaren zekâ oyunlarına başlıyorum.

SAPYOSEKSÜEL KADININ 1 NUMARA ERKEĞİ KİM

ÖNCE şu soruyu cevaplamamız lazım.

Bu sapyoseksüel kadın tipolojisi Türkiye için de geçerli mi?

Hem de nasıl geçerli bir bilseniz.

Bu yüzde 77 rakamını veren kişi, Solene Paillet...

Dünyada kadınların kurup yönettiği tek “kaçamak” sitesini kuran kadın.

Şimdi sıkı durun.

Bu internet sitesi dünyada eh hızlı Türkiye’de büyüyormuş.

Yani Türk kadınına uygun.

Bu durumda....

Sapyoseksüel Türk kadınının kafasındaki 1 numaralı erkek kimdir?

Tarif geçen yıla kadar Cem Yılmaz’a uyuyordu.

Şimdi o da badi merakına düştü, Murat Boz’la yarışıyor.

Sizce Cem hâlâ 1 numara mı...

DERS 1: ARKADAŞ O BOXER’INI POPONA DEĞİL KAFANA TAK

SAPYOSEKSÜEL kadınlar bir tür “zekâ fetişistiymiş”.

Fetişist bir erkeğin kadında neyi aradığını çok iyi bilirim de, fetişist bir kadın erkekte ne arar pek bilemem.

Polis şapkası mı? Yoksa düşük jean pantolon mu... Yoksa asker postalı mı...

Tanıdığım, bildiğim erkeklerin çoğu o kadar ileri gidecek cesarete sahip değil.

Bildikleri tek fetiş, iyi bir boxer külot. Sözde fetiş yani...

Tavsiyem, beyinlerinde yeterince kıvrım varsa o boxer’ı artık beyin kıvrımlarına giymeleri.

HAMDİ’NİN ÖNSÖZÜ YÜZÜNDEN GATSBY’Yİ YENİDEN OKUYORUM

DOĞAN Kitap Scott Fitzgerald’ın “Muhteşem Gatsby”sini yeniden yayınladı.

Kitabın kapağı, tasarımı harika.

Ama benim için en büyük sürpriz romanlarını
hayranlıkla okuduğum Hamdi Koç’un yazdığı önsöz oldu.

Ben edebiyatta, sanatta, müzikte, sinemada, ilişkilerde duygularını abartarak anlatan bir insanım.

Hep söylüyorum “Seni seviyorum” cümlesi bana bir şey ifade etmez.

“Geberiyorum” denmesi lazım.

Hamdi Koç da galiba benim gibiymiş.

Ama babasının şu lafını aktarmış ki galiba haklı:

“Başkalarının roman tutkularının seninki kadar büyük olamayabileceğini unutma, böylece hem sen hayal kırıklığına uğramamış hem de karşındakini tedirgin etmemiş olursun...”

Söz bir daha Thomas Mann’ın “Venedik’te Ölüm”nü anlatırken kimseyi tedirgin etmemeye çalışacağım.

YEŞİM SALKIM’DAN BİR PATTİ SMİTH ÇIKAR MI

O kantine gelseydim dayak yiyecektim, işte o yüzden görmedin beni

YEŞİM Salkım bir kitap yazıyormuş...

“Her şeyi” hem de sansürsüz anlatacakmış...

Orada burada anlatılanları da yazarsa bu kış sıcak geçecek demektir.

Dün Posta’da Oya Çınar’a verdiği mülakatta şu cümle dikkatimi çekti:

“Biraz Patti Smith’in ‘Çoluk Çocuk’ kitabına benziyor...”

O kantine gelseydim dayak yiyecektim, işte o yüzden görmedin beni

Vallahi o kitap harika bir şeydi. Amerika’da edebiyat ödülleri kazandı.

Bir de şunu söylemiş:

“Kimse içinden çok büyük bir magazin çıkacak diye beklemesin...”

Eee ne bekleyeceğiz peki...

Açıkçası ben yine geçen seneki harika polemikler kıvamında keyifli bir savaş kitabı bekliyordum, Patti Smith tadında bir edebiyat gelecekmiş.

Yani biraz keyfim kaçtı...

Galiba o harikulade “Deli Mavi”yi dinlemeye devam etmek daha ilginç olacak.

X