O esrarengiz kampı anlatan kitabın gönderildiği 10 kişi

Önümde bir kitap duruyor.

Haberin Devamı

Yanılmıyorsam bu kitabın dünyada gönderildiği herhalde 10 kişiden biri benim.

Öteki kişiler kim onu da söyleyeyim.

*

Biri Anna Wintour...

Yani Amerika’nın efsane kadın genel yayın yönetmeni. Şu an Conde Nast dergi grubunun artistik direktörü.

İkinci kişi büyük ihtimalle Lady Gaga...

Bir diğeri ünlü tenisçi Serena Williams...

Dördüncü kişi Gucci’nin artistik direktörü Alessandro Michele...

Beşinci kişi son yılların yükselen şarkıcılarından Harry Styles...

Bir diğer kopya muhakkak ki Max Hollein’de...

Yani New York Metropolitan Müzesi’nin direktöründe...

Ve bir kopya da ünlü küratör Andrew Bolton’da...

Eh bilemediniz üç-beş kopya da başka ilgililere verilmiştir.

O esrarengiz kampı anlatan kitabın gönderildiği 10 kişi

Haberin Devamı

Diyeceksiniz ki arkadaş bütün bu ünlülerden sonra ilk 10 kopyadan biri neden sende?

Cevabı şu: Çünkü hepimiz “Aynı kamptayız”... Öyleyse işe şimdilik o “gizli kamp”tan başlayayım.

O esrarengiz kampı anlatan kitabın gönderildiği 10 kişi

HAZIR OLUN 6 MAYIS’TA O ‘CAMP’A GİRİYORUZ

ÖNÜMÜZDEKİ ay, yani 6 Mayıs günü New York Metropolitan Müzesi’nde bu yılın ilkbahar fashion sergisi açılıyor.

Hazır olun bu sergi sayesinde bundan böyle sanatta “camp” kelimesini sık sık işiteceğiz.

Ve “camp” kelimesi, önümüzdeki 10 yıl içinde “kitsch” kelimesi kadar meşhur olacak.

Yani hepimiz o kampa gireceğiz.

*

MET’teki serginin adı “Camp: Notes on Fashion”.

Türkçesi şöyle:

“Kamp: Moda Üzerine Notlar...”

*

Bu cümle, Amerika’nın en ünlü sanat ve edebiyat kuramcısı Susan Sontag’ın 1964 yılında yazdığı uzun bir makalenin başlığı.

*

,Sanatta “camp”, aslında artık dilimize iyice yerleşen “kitsch” sözcüğüne çok yakın bir kavram.

Alev alev yanan, ışıldayan bir şey bu.

“Kitsch”ten farkı ise “camp” kelimesinin çok eskiye dayanan bir tarzdan doğması.

O esrarengiz kampı anlatan kitabın gönderildiği 10 kişi

ON DÖRDÜNCÜ LOUİS’NİN SARAY DAVETİNDEN GAY TOPLUMUNA

Haberin Devamı

“Camp”, On Dördüncü Louis zamanında aristokrasinin “snop zevkinden” doğan bir sanat.

Fransa Kralı On Dördüncü Louis, aristokratları sık sık saraya toplar ve partiler düzenlermiş.

Yani herkes ona göre giyinir, bütün gece çeşitli pozlar verir ve davranışlarını bu snop zevke göre ayarlarmış.

*

Kavram 19’ncu yüzyılda Victoria İngiltere’sine geçmiş.

İlk defa o dönemde yayınlanan bir argo sözlüğünde şöyle yer almış:

“Egsantrik insanların benimsediği abartılı tarz ve vurgular...”

O nedenle “Kamp tarihi, snop zevkin tarihidir” deniyor.

*

Ancak çağımızda gerçek aristokrasi kalmadığı için, snop zevkin taşıyıcılığı da başka toplumsal gruplara geçti.

Susan Sontag, “Kamp, 20’nci yüzyılda kendi kendini seçen bir başka sınıf tarafından temsil edildi” diyor.

Haberin Devamı

Bu yeni sınıfların en büyüğü ise “gay topluluğu” oldu.

Tabii bir de tasarımcılar ve modacılar.

*

Metropolitan işte “camp”ın bu yanını bütün dünyanın önüne açıyor.

Yukarıda sözünü ettiğim şimdilik beş-on kişiye gönderilen kitap da açılacak olan ve sanata “camp” damgasını vuracak olan serginin albümü...

O esrarengiz kampı anlatan kitabın gönderildiği 10 kişi

KAMPTAKİ ‘İDEAL GÜZEL’ SADECE ERKEK BEDENİ Mİ

Sergi için hazırlanan albümde iki ayrı kitap var. Birincisi “camp” kavramının gelişmesini anlatan bölüm.

Eski Yunan ve Roma’da insan bedeninin güzelliğinin gelişmesini anlatan heykeller var.

Buna “Beau ideal” deniyor.

“İdeal güzel” yani.

Nedense hemen hepsi erkek heykeli...

Sonra On Dördüncü Louis dönemi sanat eserleri ve giyim tarzları geliyor.

Haberin Devamı

Kitapta en fazla yer ayrılan insan ise İrlandalı yazar Oscar Wilde... Onun fotoğraflarına ve çizimlerine 8 sayfa ayrılmış.

Çünkü, hayatı yaşama biçimi olarak “camp”ın “poz” ve “performans” özelliğini en iyi taşıyan insan o. Bugüne kalan fotoğraflarının hepsinde verdiği pozlar, sanattaki bu akımın günlük hayata en iyi yansımış halleri.
 

BOMBOŞ SAYFADA WİLDE’IN 2 CÜMLESİ

SERGİ için hazırlanan albümünde bomboş bir sayfaya Oscar Wilde’ın şu iki cümlesi yazılmış:

“Ilımlılık öldürücü bir şeydir...Hiçbir şey aşırılığın yerini tutamaz...”

Sanatta “camp” kavramını en iyi anlatan cümleler herhalde bunlar...
 

TRUMP DA BİR ‘CAMP’ SAKİNİ Mİ

PEKİ başka kimler bu “camp” denilen bu çizgide yürüyen?

Haberin Devamı

Mesela Dostoyevski... Caravaggio... Salvador Dali...

Bence Mick Jagger, Jimi Hendrix...

Bununla ilgili okuduğum bir yazıda siyasetçi olarak da Trump’ın adı geçiyordu.

O esrarengiz kampı anlatan kitabın gönderildiği 10 kişi

O GİZLİ KAMPTAN ÇIKAN FİLMLER

Mavi Melek: Josef von Sternberg (oyuncu olarak Marlene Dietrich)

Lanetliler: Luchino Visconti (oyuncu olarak Helmut Berger)

Kabare: Bob Fosse (oyuncu olarak Lisa Minelli)

Camp: Andy Warhol (oyuncu olarak ‘Baby’ Jane Holzer)

 

KAMP NEDİR

Dünyanın estetik bir tecrübesidir. Tarz ve biçimin içerik, estetiğin ahlak, ironinin (istihzanın) trajedi üzerindeki zaferidir.”

“Kamp, 3 milyon tüyden yapılan elbise ile dolaşan bir kadındır.”
 

 INSTAGRAM HEPİMİZİ O KAMPA SOKTU

SANATTA “camp” kelimesi, poz ve performans kelimeleriyle yan yana geçtiğine göre, “poz” artık büyük sanatın parçası. Dikkat ediyor musunuz Instagram hepimize poz nedir öğretiyor.

Bir zamanlar “Poz yapma” diye kötü bir deyimimiz vardı. Instagram ise hepimize poz verdiriyor.

Yani “yapmak” fiilinin yerini “vermek” alıyor...

O esrarengiz kampı anlatan kitabın gönderildiği 10 kişi

CEZASI BİTEN GALLİANO’NUN SANATA MUHTEŞEM DÖNÜŞÜ

6 Mayıs’ta MET’te açılacak sergi için hazırlanan albümün ikinci bölümü ünlü tasarımcıların çeşitli koleksiyonlarından alınan çizimlere ayrılmış.

Burada beni en şaşırtan şey, John Galliano’nun da üç tasarımına yer verilmesi.

Dünyada en sevdiğim tasarımcılardan biri olan Galliano 2011 yılında içkili haldeyken Paris’te bir kafede iki kadına antisemitik hakaretler nedeniyle Dior’dan atılmış ve bir anda moda dünyasından silinmişti.

Geçtiğimiz yıl bir defile ile geri dönmüştü...

O defileye davet ettiği tek kişi ise Türk tasarımcı Rıfat Özbek’ti...

Bu albümden anlıyorum ki, John Galliano cezasını tamamlamış ve Yahudi toplumunun çok etkili olduğu Metropolitan galerilerine dönmüş.

O esrarengiz kampı anlatan kitabın gönderildiği 10 kişi

‘CAMP’IN ZİRVESİNDE BİR TÜRK TASARIMCI

Sergiyle ilgili tek geniş yazı Amerikan Vogue dergisinde çıktı. Eminim 6 Mayıs’tan sonra çok yazı okuyacağız.

Dergideki o yazıda beni çok sevindiren bir bölüm vardı.

Camp tarzının modadaki en büyük örneklerinden biri olarak Erdem Moralıoğlu’nun 2019 koleksiyonunu anlatıyordu.

Sonra MET için hazırlanan albümü tekrar okurken, atladığım bir bölümü fark ettim.

Albümün birinci bölümünde onun iki tasarımına yer vermişlerdi.

Üzüldüğüm şu oldu. Albümde ondan “İngiliz tasarımcı” olarak söz ediliyor.

Keşke “Türk-İngiliz” ifadesi kullanılsaydı.

Çünkü ben, ülkemizin adının hep siyasetle ilgili olarak ve pek de iyi geçmediği şu günlerde Rıfat Özbek, Hüseyin Çağlayan ve Erdem Moralıoğlu gibi isimlerinin yanında “Türk” kelimesinin geçmesini çok istiyorum.

MODA KAMPININ KUTSAL KİTABINA GİREN MARKALAR

Albüm İtalyan efsanesi Schiaparelli’nin adını devam ettiren modaevinin tasarımları ile başlıyor..

Dior, Chanel, Fendi, Balenciaga, Yves Saint Laurent, Armani, Gucci, Moschino gibi klasik devlerle devam ediyor...

Vivienne Westwood ve Versace gibi abartıyı ve janjanı kampa sokan tasarımcılara uğruyor...

Sonra da Rei Kawakubo, Undercover gibi harika Japon tasarımcılara gidiyor...

Marc Jacobs, Stella McCartney, Jeremy Scott, Marjan Pejowski, Edda Gimnes, Manish Arora gibi yeni ve genç tasarımcılarla bitiyor.


10’UNCU KİTAP NİYE BANA GÖNDERİLDİ

Son olarak baştaki soruya geliyorum. İlk 10 albüm kitabın bir kopyası niye yukarıda saydığım kişilere gönderildi.

Çünkü onlar 6 Mayıs’ta açılacak sergiyle ilgili kişiler.

Biri küratör... Lady Gaga ve Serena Williams bu serginin eşbaşkanı olarak belirlendi.

Harry Styles, serginin sponsoru olan Gucci ile ortak bir yapıma imza atmıştı. Bu sergide de görevi var. Bana niye gönderildi sorusunun cevabına gelince...

Sanat âlemine bu yıl damgasını vuracak olan bu serginin albümü Türkiye’de, Ofset Yapımevi’nde basıldı. MET’in birer sanat eseri sayılan sergi albümleri önceleri İtalya’da basılırdı.

Ama Türk matbaacılığı öyle atılımlar yaptı ki artık bu albümler Türkiye’de basılıyor.

MET’in Alexander McQueen sergisinden beri, tasarım ve modayı büyük sanat haline getiren sergileri hep gidip gördüm ve yazdım.

Bu da Ofset Yapım’ın yönetim kurulu başkanı Sermet Tolan’ın dikkatini çekmiş.

MET’in her fashion sergisinden önce onlardan izin alarak basılan albümü bana gönderiyor.

‘LAZ BAKKAL’IN OĞLUNUN BU SERGİDEKİ ROLÜ NE

Peki, bu şahane albümü basan Ofset Yapım’ın başkanı Sermet Tolan kim? Yıllar önce “Bir Demet Tiyatro”da, hani o Yılmaz Erdoğan’ın Mükremin Abi rolüyle parladığı televizyon dizisinde “Laz Bakkal” rolünü oynayan rahmetli Aydın Tolan’ın oğlu...

Rahmetli babam matbaacıydı ve ben Türkiye’de matbaacıların nasıl bir başarıya imza attığını gördüm ve övündüm.

Sermet de ben de babalarımızla iftihar ediyoruz.

O esrarengiz kampı anlatan kitabın gönderildiği 10 kişi

GAY ÇİZGİSİNİN O İSMİ MET ALBÜMÜNDE

ALBÜMÜN bir başka sürprizi de bütün dünyada yıllarca aşağılanan gay çiziminin en önemli siması Tom of Finland’ın bir çizimine yer vermesi oldu.

Böylece Tom of Finland, MOMA ve Los Angeles Modern Sanat Müzesi’nden sonra Metropolitana da girmiş oldu.

Daha önce Finlandiya devletinin çıkardığı posta pulunun üzerine de basılmıştı.

Yazarın Tüm Yazıları