"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Nişantaşı değil halk parayla ağlatıyormuş

TARTIŞMA Arif Sağ’ın şu cümlesi ile başladı:

“Bugün sosyetede elit ya da seçkinler dediğimiz kesim. Aralarında ciddi dindarlar da vardır. İşte bunlar ölülerine ağlamaz, parayla ağlayıcı tutarlar...”

*

Çok sayıda mesaj aldım...

Hemen hepsi şunu yazıyordu:

“Evet Türkiye’de paralı ağlayıcı denen insanlar vardır...”

*

Bir arkadaşım da şunu yazmış:

“Ben profesyonel ağlayıcı ve bayılmacılığı Karadenizli bir arkadaşımdan öğrendim, hatta o kadar çok cenaze evinde karşılaşmış ki pek çok detay verdi. Kendi yöresel acıklı manileri filan da var. İki ayrı meslek kolu bu hatta! Ağlama ve bayılma farklı.”

*

Ben yazımda, Arif Sağ’ın bunu sosyete, elit, seçkin dediği insanlara mal eden bir genelleme yapmasını eleştirmiştim.

Yoksa ben de biliyorum böyle şeyler olduğunu ve yazımda da vardı zaten.

*

Ama yazdığım iyi oldu.

İşin aslı da ortaya çıktı.

*

Bu konuları iyi bilen arkadaşımın yolladığı not şöyle bitiyor:
“Bu gelenek birçok bölgemizde var ama daha çok köy ve kasabalara ait bir alışkanlık. Şehirlilerin çoğu bilmiyor...”

*

Eee öyleyse,
nerede ölüleri için parayla ağlayıcı tutan ruhsuz, duygusuz “sosyete”, “elitler”, “seçkinler”...

*

Yani Cihangir ve Nişantaşı sakinleri mi, “ölülerine ağlamayan, paralı ağlayıcı tutan...”

*

Duydunuz, onların değil, Anadolu halkının geleneğiymiş bu... Yani öyle şehir insanlarının falan değil...

*

Ama ben, Anadolu halkı ölüsüne ağlamaz, parayla adam tutar, ağlatır da demem...

Zaten bu yüzden dedim, böyle popülist genellemeler olmuyor diye...

BU BİR TESADÜF MÜ YOKSA ‘İŞARET’ Mİ

GEÇEN cumartesi akşamı Netflix’de Amerikalı yazar J.D. Salinger’ın hayatını anlatan belgeseli seyrettim...

“Çavdar Tarlasında Çocuklar” veya Türkiye’de daha bilinen adıyla “Gönül Çelen”, 60’lı yılların sonuna doğru Türkçeye çevrildiğinde, benim için Camus’nün “Yabancı”sı kadar efsane bir kitaptı...

*

Film bitti, Coldplay’in “Strawberry Swing” şarkısı çalmaya başladı ve ve siyah ekran üzerinde bir yazı belirdi:

“J.D. Salinger 27 Ocak 2010 günü öldü...”

O an saatime baktım...

22.44’tü...

Gün ise 27 Ocak 2018’di...

Bundan 10 yıl kadar önce “Sign” kitabı çıktığında “işaret” kelimesi çok moda olmuştu...

Ne dersiniz...

Salinger’ın hayatını anlatan filmi, hiç farkında olmadan, onun ölüm gününde seyretmek sizce bir “işaret” midir?

*

Yoksa kırık ayakla bir aydır evde kapalı kalmanın getirdiği hafif depresif halin bir tezahürü mü...

HAFTA SONU EN HOŞUMA GİDEN CÜMLE

- “AİLE Arasında” filminin harika oyuncusu Ayta Sözeri’nin pazar günü iki ayrı gazetede mülakatı yayınlandı.

Şu cümlesi çok hoşuma gitti:

“Her gün mutlulukla uyanıyorum...”

Son zamanlarda ne kadar az işittiğimiz bir cümle değil mi...

BU CÜMLENİN HANGİ VERSİYONUNU SEVERSİN

DÜNYA 100 metre rekortmeni Usain Bolt’un hayatını anlatan belgeselde hocası şöyle bir şey söylüyor:

“Bir Çin atasözü vardır. Yolculuk da hedef kadar önemlidir...”

Bense o cümleyi şöyle biliyordum:

“Bazen yolculuk gidilecek yerden daha keyiflidir...”

İkisi arasında mantık, duygu, hayata bakış ve yolculuk psikolojisi açısından çok fark var. Ben hâlâ benim versiyonumu tercih ediyorum...

GRAMMY İZLERKEN ALDIĞIM NOTLAR

- ŞAŞIRMADIM: Kendrick Lamar: En iyi albüm ve en iyi rap performansını Kendrick Lamar’ın almasını bekliyordum. Aldı.

Ama benim bugünlerde favori şarkım SZA ile birlikte söylediği “All the Stars”.

- ŞAŞIRMADIM: Bruno Mars’ın aldığı üç ödül de hakkıydı.

Ama benim o albümden “Versace on the Floor” şarkısının David Guetta düzenlemesi.

- BEĞENDİM: Childish Gambino’nun sahnedeki performansını çok beğendim.

- ACAYİP BEĞENDİM: Lady Gaga’nın “Joanne” ve “Million Reasons” şarkılarının sahne performansı olağanüstüydü.

BEKLEDİM: Sting’in Shaggy’le söylediği raggie ritmindeki “Don’t Make Me Wait”i söylemesini bekliyordum ama ne yazık ki “Englishman in New York”un içinde kısa bir bölüm olarak söyledi.

- ŞAŞIRDIM. Miley Cyrus, Elton John’un yanında ezilir diye beklemiştim, hiç öyle olmadı. Bu kız çok iyi.

- BEKLİYORDUM: U2’nun yeni albümünden en az 4-5 şarkının çok akıllarda kalacağını yazmıştım. Haklı çıkacağımı anladım.

- ÜZÜLDÜM: Rihanna acayip kilo almış, devasa bir kadın olmuş. Yazık...

- SEVİNDİM: Weekend’in “Starboy”unun ödül almasına sevindim. Ben bu şarkının Kygo Remix’ini çok seviyorum.

- HAKKIYDI. En iyi rock albümü ödülünü War on Drugs’ın “A Deeper Understanding”inin alması hakkıydı.

GÜLBEN Mİ SEREN Mİ... BUGÜN İTİBARIYLA KİMİN YANINDAYIM

Nişantaşı değil halk parayla ağlatıyormuş

BİRİ yakasından yakalamış, hapse gönderecek kadar kararlı...

Öteki de hapse girmeyi göze alacak kadar kararlı... Ve arada kalan ben...

Oysa kaç kere kendi kendime söz verdim.

“Oğlum girme şu Gülben, Seren ve Yeşim arasındaki meseleye” diye kaç arkadaş tavsiyesi aldım...

Hapis olayı söz konusu olunca, Seren’in yanında durdum ya...

Allaaaah... En yakınlarımdan en uzağına yemediğim dayak kalmadı.

Kamuoyu gerçekten ikiye bölünmüş...

Bir taraf diyor ki:

“Sen ekranlardan durmadan iftira atacaksın, sonra hapse gireceğim diye ağlayacaksın...”

Öteki taraf da diyor ki:

“İnsan sadece konuştuğu için hapse attırılır mı.”

Bir de, bilmiyordum dün öğrendim.

Seren Serengil, Gülben Ergen’in çocuklarının çıplak fotoğraflarını repost etmiş. Pazar günü itibariyle Seren’in yanındaydım...

Bugün itibariyle Gülben’in tarafına geçtim...

Yarın konusunda hiçbir garanti veremiyorum...

X