"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Müjdat Gezen’e postal yalayıcısı mı dediniz

BİR gazete Metin Akpınar ve Müjdat Gezen için manşet atmış: “Postal yalayıcıları”...

Öyle mi diyorsunuz... Gelin bir de ben anlatayım size postal yalayıcısı dediğiniz o insanı...

*

12 Eylül askeri darbe dönemi...

Müjdat Gezen ve Perran Kutman oynadıkları tiyatroda perdeyi kapatmıştır.

Sahneden indiklerinde 4 polis memuru kapıda onları beklemektedir. “Müjdat Bey Emniyet’e kadar gitmemiz gerekiyor” derler.

Müjdat Gezen, “Önce şaka yapıyorlar sandım” diyor. Şaka değilmiş, alıp götürmüşler. Hem de ne alınıp götürülüş...

Tam 22 gün içeride kaldılar.

Suçları neydi biliyor musunuz? Nâzım Hikmet temsilini sahneye koymak.

Ben bu olayı ne zaman okudum biliyor musunuz?

Bu yılın 11 Eylül günü...

Yani bundan sadece 4 ay önce... O gün DHA’ya anlatmıştı, ben de oradan okudum.

Durun, bu hikâyenin asıl önemli tarafına gelmedim.

Müjdat Gezen bu olayı niçin anlattı biliyor musunuz?

Bakın onu da o gün DHA muhabirine söylediğinden aynen aktarayım:

“12 Eylül’ün bir benzeri de 15 Temmuz’da yapıldı. Ne oldu? Bu ülkenin kendi halkının kendi emeği olan uçaklar Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombaladı. Bu tür girişimleri tasvip etmek demokrasilerde ayıp karşılanmalı.”

12 Eylül darbesinde başına geleni, 15 Temmuz’daki kanlı darbe girişiminin zararlarını anlatmak için anlattı.

*

Yani diyeceğim şu...

Arkadaşım, bu ülkede muhalif sanatçı olarak yaşamış, görmüş, bedelini ödemiş bu insanlara hemen “Postal yalayıcısı” etiketi yapıştırmak olmuyor...

Müjdat Gezen’e postal yalayıcısı mı dediniz

 

KEŞKE

- CUMHURBAŞKANLIĞI Sözcüsü İbrahim Kalın, gözaltına alınan Metin Akpınar ve Müjdat Gezen’le ilgili tepkisini şöyle
dile getirdi:

“Keşke bu kişiler bizim çocukluğumuzun o masumiyet dönemlerinde izlediğimiz
filmlerdeki kahramanlar olarak kalsaydı. Keşke bu sanatçılıkla uzaktan yakından ilgisi olmayan lafları
söylemeselerdi.”

Kendi açısından çok haklı ve çok düzeyli bir eleştiri...

Ben de diyorum ki: “Keşke bu olay böyle eleştiri düzeyinde kalsaydı, evlerinden polis nezaretinde alınıp götürülmeselerdi.”

O TALİMAT GERÇEKTEN BÖYLE VERİLMİŞ OLAMAZ

ADAMIN salondaki arkadaşlarına söylediği söz aynen şöyle:

“Cumhurbaşkanımız bana bu görevi tevdi ederken şunu söyledi: Yalova’da seçimi alın, vurun kırın kazanın.”

*

Söyleyen kişi Adalet ve Kalkınma Partisi Yalova Gençlik Kolları Başkanı.

Bu sözleri Yalova İl Gençlik Kolları Danışma Meclisi toplantısında söylüyor.

*

Ben de diyorum ki bu genç adam sallıyor... Fena halde sallıyor.

Neden mi?

*

- ÇÜNKÜ: Anayasa’ya, kanunlara bağlı bir Cumhurbaşkanı, partisinin üyesine “Git, vur, kır” demez.

*

- ÇÜNKÜ: Fatih Portakal’ın sözlerini eleştiren bir Cumhurbaşkanı, kendi partisinin gencine “Sokağa çık, git vur kır” demez.

*

ÇÜNKÜ: Fransa’da “sarı yeleklilerin vurup kırmasını eleştiren” bir Cumhurbaşkanı, kendi gencine “Git vur kır” talimatı vermez.

*

Yani nereden baksan bu genç adam sallıyor...

Ama sorun ne biliyor musunuz?

Eklediği bu şantaj ve terör kokan ifadelerle, partisine hizmet ettiğini, liderinin gözüne gireceğini sanıyor.

Asıl felaket burada işte...

Yani “Seçimi kazanın” talimatını “Gerekirse vur kır, al” şeklinde anlayan bir kafa...

GALİBA EN AKLA YATKIN ÇÖZÜM BEŞAR ESAD’IN ORAYA HÂKİM OLMASI

TRUMP’ın Suriye’den çekilme kararı bu yılın son bombası oldu.

Her taşın altında Amerika arayan, CIA’in rolünü ve etkisini abartan komplo teoricilerinin hepsi şaşkınlık içinde...

Herkes “Şimdi ne olacak” sorusunun cevabını arıyor. Oysa daha 2011 yılından beri cevap çok basit.

*

- Ankara mantıklı davranacak ve Esad’la dolaylı olarak görüşüp onun orada hâkim olmasının yolunu açacak.

Esad mantıklı davranacak, Türkiye’nin o bölge ile ilgili hassasiyetini dikkate alıp Kürtlerle ona uygun konuşacak.

- Kürtler mantıklı davranıp Türkiye’nin isteği dışında bir oluşumda ısrar etmeyecek, orasını tamamen Kürtlerden oluşan bir bölge haline getirmeye kalkmayacak.

- Araplar mantıklı davranacak, bu ÖSO ve türevlerinden kimseye hayır gelmeyeceğini anlayacak.

- Yani orası Şam’daki yönetime bağlı, onun otoritesi altında, Türkiye ile maraza çıkarmayacak bir Suriye toprağı olacak.

*

Mesele bu kadar basit.

ŞEHİRLİ VOGUE KAPAĞINDA KÖYLÜ BİR HİZMETÇİ KIZI

Müjdat Gezen’e postal yalayıcısı mı dediniz

ÖNCEKİ hafta Londra’dayken bütün İngiliz gazetelerinde dün yazdığım “Roma” filmi vardı. Filmin en önemli karakteri evdeki yerli hizmetçi kız Cleo’ydu...

Rolü oynayan sanatçı Yalitza Aparicio...

Son zamana kadar Oaxaca şehrinde bir öğretmenmiş.

Filmin yönetmeni Alfonso Cuaron’un bu film için Meksika yerlisi bir kadın oyuncu aradığını duyunca, ablası öğretmen olan kardeşini ikna edip seçmelere sokturmuş.

Baktım bu ay Vogue dergisinin Meksika baskısının kapağında onun fotoğrafı var.

Altına da İspanyolca şunu yazmışlar:

“Bir yıldız doğdu”.

Dergiye gelen yorumlardan biri şu: “Tarih kitaplarına girecek bir kapak”...

Yalitza Aparicio’nun en güzel yorumu da şu:

“Köklerimle gurur duyuyorum...”

Hayat böyle bir şey işte...

Taşrada bir halk okulu öğretmenini sınıfından alıp, ondan bir Külkedisi hikâyesi çıkarabiliyor.

X