"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Milletin adamı, milletin parası

TAM 5 ay önce...

19 Mart 2014 günü ne demiştim?
“Kaçacak yeriniz varsa kaçın...”
Arkasından aynen şunu söylemiştim:
“Ey ahali, ey bu ülkenin insanları...
Duyduk duymadık demeyin...
Büyük bir tsunami Türkiye’nin kapısına dayandı...”

* * *

İran devleti, off-shore hesaplarında buharlaşan milyarlarca dolar petrol parasının peşine düştü.
Bu olayın kilit adamı da Türkiye’den kaçan Babek Zencani’ydi...
Rüşvet iddiası ile gözaltına alınıp bırakılan Reza Zarrab’ın yakın arkadaşı, iş ortağı, karakutusu...
Ne demiştim...
İranlı savcılar o adamı konuşturacak ve iş, kaçınılmaz biçimde Türkiye’deki bağlantılarına gelecek...
O nedenle Zarrab’ın menfaat ağına takılan kişilere “Kaçabiliyorsanız kaçın” demiştim...

* * *

İran Parlamentosu, bu skandalı araştırmak için bir komisyon kurdu.
Komisyonun üyelerinden Emir Abbas Sultani geçen gün, Türkiye gündemine bomba gibi düşmesi gereken bir açıklama yaptı ve dedi ki:
“Zencani’nin para trafiğinde Zarrab’ın rolü ile ilgili bugüne kadar açığa çıkmamış bilgi ve belgelere ulaşıldı...”
Şimdi İran, Türkiye’nin kapısına dayandı.
Diyor ki:
“Zarrab ve Zencani’nin gizli kalmış işbirliğinin boyutunun aydınlanması gerekiyor. Bu da Türk hükümetinin yardımı ile mümkün olabilir.”
İran bunun için Türkiye Adalet Bakanlığı’na resmen başvurdu.
İzin bekliyor...

* * *

Ey Türkiye yetkilileri...
İran devleti kayıp milyarlarca dolarının peşine düştü.
Orada buharlaşan bir para varsa, onun bu tarafında da buharlaşmış bir para vardır.
Milletin parasıdır bu... Yani “Milletin adamının” peşine düşmesi gereken bir para...
O para kimin cebine girmiştir... Kimin cebindedir... Kimin elindedir...
Kimin elinden kimin cebine gitmiştir...

* * *

Haydi, adında “Ak” ifadesi olan partinin hükümeti;
Aç kapıyı İranlı heyete...
Haydi, “Milletin adamı...”
Düş milletin parasının peşine...
Haydi “Millet’in Meclisi...”
Getir şu dosyaları gündemine...
Haydi...
“Cumhur”, başkanından; “Millet” Meclisi’nden bunu bekliyor.

Yeni Türkiye’den hangi yazarı örnek almalıyım


AYIPTIR söylemesi ben biraz döneğimdir...
Şimdi moda ya, ben de “Yeni Türkiye’nin yazarı” olmaya karar verdim.
Kendime o cenahtan bir örnek arıyorum...
-MESELA, Mehmet Barlas’ı örnek almak istiyorum.
Ama tutmuyor...
Benim babam, onunki gibi 27 Mayıs darbesinden sonra CHP kontenjanından kurucu meclis üyesi olmamış.
İlkokul 2’den ayrılma bir Menderesçi...
Yani köken tutmuyor.
O eğitimli, kültürlü, okumuş insan.
Bense taşralı bir cahil.
-MESELA Engin Ardıç diyorum...
Onda da küfür, hakaret yetmiyor...
Yoksul mahalledeydim ama şöyle bir mahalle çocuğu olup okkalı küfredemedim.
Küçükken küfredemediğim için bana “Kız Ertuğrul” derlerdi...
Bu yaştan sonra ağız dolusu galiz küfreden bir “Erkek Ertuğrul” haline gelemem.
-MESELA Ahmet Taşgetiren veya Hayrettin Karaman olayım diyorum...
Dini bilgim eksik, inanç ümmisiyim.
Ayetle sureyi karıştırıyorum.
O da tutmuyor yani...
Ama ben yılmam...
Devam edeceğim. Bir gün mutlaka ‘Yeni Türkiye’den kendime bir örnek yazar bulup, o mahalleye geçeceğim.
Beceremezsem.
O zaman ‘Yepyeni Türkiye’yi bekleyeceğim...

Arkadaş, göğsünü gere gere haykır

ÖNCEKİ akşam, Türkiye’yi çok iyi bilen, yıllardır Türkiye’ye gidip gelen bir yabancı işadamı ile sohbet ettim.
Çok ilginç bir gözlemini aktardı.
“Türkiye hüzünlü hale geldi” dedi.
Kullandığı kelime “triste”ydi...
Oysa burası bir Akdeniz ülkesi...
Hayattan keyif almamayı, hayat tarzı olarak benimseyenlere bir şey demeyeceğim..
Geridekilere sesleniyorum...
Bak kardeşim, hüzünlü olmak için bir neden yok...
Merak etme...
Bu da geçer...
Tamam bir cumhurbaşkanı seçtik...
Ama bir de haritaya bak...
İstanbul ve Marmara dahil, bütün Trakya, bütün Ege, Bütün Akdeniz, Suriye sınırına kadar neşeli bir siyasi harita çizmiş...
Hiç korkma...
Az buz değilsin...
Devletin bütün imkânları kullanılmış.
Para desen, korkanı yatırmış, seveni yatırmış, ileriye yatırım yapmak isteyeni de, riyakârı da, gerçekten seveni de yatırmış...
Devlet seferber edilmiş...
Memleketin bütün bilbordları baştan sona ampule boyanmış...
Medyası, televizyonu, vur deyince öldürmüş...
Netice bir kere daha ortada...
Ülkenin yarısı orada, öteki yarısı burada...
Yapacağın tek şey var...
Sahip çık hayat tarzına...
Pısma, göğsünü gere gere yaşa...
Bakma sen onun bunun dediğine, yaşadığın hayatın utanılacak hiçbir yanı yok...
Modern bir insansın sen...
Çocuğunu kindar nesil kalabalığından çek çıkar, iyi yetiştir.
İçinde, ta şuranda var gücünle hisset.
Ve haykır...
“Arkadaş, bu ülke, sadece senin değil... Benim de ülkem...
Ve burada istediğim gibi yaşayacağım...”

A güzel kardeşim neden kendini rezil ediyorsun


ADAM Devlet Operası Genel Müdürlüğü’ne ve CSO şefliğine vekâleten atanmış.
Adı Selman Ada...
Kendi hakkında öyle bir özgeçmiş yayınlamış ki, sanırsın CSO’nun başına Herbert von Karajan gelmiş...
Okuyunca kahkahadan yerlere düştüm.
Dalga geçtim.
Ancak dün Cumhuriyet gazetesinde çok değer verdiğim bir müzik eleştirmeni olan Evin İlyasoğlu’nun yazısını okuyunca biraz durdum.
Adam diye hitap ettiğim Selman Ada, meğer harika çocuk olarak kariyerine başlamış. Paris’te Ecole Normale de Musique’de “Opera Korepetitörlüğü” sınıfını kurmuş.
Yani gerçekten bazı yetenekleri var...
İyi be arkadaş, madem böyle bir özgeçmişin var, niye bu komikliği yaparsın da, kendini rezil edersin...
Dua et ki, uzman gazeteciler var...
Bak yine senin hakkını onlar koruyor...

Yazın kilo alsa da çok güzel kadın


DÜN Kelebek’te Nurgül Yeşilçay’ın arkadan çekilmiş bir fotoğrafını gördüm.
Yaz çok güzel ama nankör bir mevsimdir.
İnsana hayatını yaşatır, ama bedelini de kilo olarak ödetir.
Nurgül Yeşilçay, son yıllarda gördüğüm en güzel ve seksi kadınlardan biri.
Vallahi samimi söylüyorum.
Kilo da yakışıyor ona...

X