"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Mikrofon açık kalınca bütün ülke ne duydu

Netflix, 2009 yapımı “Private Radio” (Korsan Radyo) filmini yayına soktu... Ben de 10 yıl sonra yeniden seyrettim...

Film, 1964 yılında İngiltere’deki devlet radyo tekelini kırmak üzere uluslararası açık sulardan pop müzik yayını yapan ilk korsan radyonun, “Radio Caroline”ın hikâyesini anlatıyor.

Bu radyo İngiltere’de çılgın DJ’ler kuşağının başlangıcıdır.

*

İşte onlardan biri, Amerikan vatandaşı bir DJ gece yayınında “İngiliz halkı birazdan bir radyodan ilk defa baş harfi ‘S’ ile başlayan o kelimeyi işitecek” diyor... Tabii filmin İngilizcesinde bu “F” harfiyle başlayan “F...k” kelimesi...

*

O sırada radyonun kurucusu ve patronu müdahale ediyor, “Sakın söyleme, başımızı iyice belaya sokarsın” diyor...

Bunun üzerine Amerikalı DJ, dinleyicilere “Patron bu kelimeyi kullanmamı yasakladı. Ben de kullanmıyorum. Ama bilin ki hayattayız” diyor ve The Hollies’in o günlerde benim de çok sevdiğim şarkısı “I’m Alive”ı (Ben Hayattayım) koyuyor.

Şarkı devam ederken, mikrofonu bırakıp patronuna dönüyor şunu diyor: “İngiliz halkının da ‘S..... git’ cümlesini duymaya hakkı var. Onu serbestçe söylemeyi öğrenmeli. Bunu niye engelliyorsunuz”. O bunu derken, yayının teknik sorumlusu sözünü kesiyor ve şunu söylüyor: “Zaten söylediniz, İngiliz halkı duydu. Çünkü mikrofonunuz açık kalmış...”

*

Diyeceğim boşver Oğuz Haksever kardeşim...

Dünyanın her yerinde böyle mikrofon kazaları oluyor...

Senin “S” harfin hiç olmazsa 60 yıl öncekinden çok daha masumdu...

Mikrofon açık kalınca bütün ülke ne duydu

O RADYOLARI DİNLEYİP KAMPANYA AÇMIŞTIM

O yıllarda, hatta o günlerde korsan radyoları dinleyenlerden biri de bendim.

Ankara’daki öğrenci evimde kurduğum küçük bir antenle ama ancak kuvvetli frekansı olan öteki radyolar kapandıktan sonra gece yarısı Radio Caroline ve Radio Luxembourg’u dinliyordum.

Ve 1990’lı yılların başında Türkiye’de ilk özel radyolar kapatıldığında Hürriyet’e yazdığım “Radyomu istiyorum” yazısıyla o büyük kampanyayı da ben başlatmıştım.

Bugün Number 1 FM’de haftalık Top 20 listeleri ile ben de DJ’lik yapıyorum...

Allahıma şükür ki benim mikrofonum şimdiye kadar bir kaza yapmadı...

DÜN YATAKTA YAZILAN O ŞARKININ 50’NCİ YILIYDI

Dünyada çok az şarkı John Lennon’ın “Give Peace A Chance”i (Barışa bir şans tanı) kadar etki yaratmıştır.

Dün bu şarkının 50’nci yıldönümüydü.

*

Şarkı 1 Haziran 1969 günü Kanada’nın Montreal şehrindeki Kraliçe Elizabeth Oteli’nin 1742 numaralı odasında bestelendi ve kaydedildi.

Hikâyesi de şöyleydi:

Mikrofon açık kalınca bütün ülke ne duydu

Lennon ve eşi Yoko Ono dünya barışı için 8 gün sürecek bir yatak grevine başlamıştı. Buna “Yatak Balayısı” demişti. Odaya gelen bir gazete muhabiri “Ne yapmaya çalışıyorsun” diye sorunca, “Sadece barışa bir şans tanımaya çalışıyorum” demişti.

Sonraki günler boyunca bu cümleyi çeşitli defalar tekrarlamış ve sonunda bunu bir şarkı haline getirmiş.

*
Şarkı, 1 Haziran 1969 günü aynı odada, civardaki bir dükkândan satın alınan 4 kanallı bir teybe kaydedildi.

John Lennon akustik gitar çaldı. Smothers Brothers topluluğunun üyesi Tommy Smothers da akustik gitarla ona eşlik etti. O sırada odada 12 gazeteci vardı. Ayrıca bazı arkadaşları da oradaydı. Onlar arasında Beat kuşağının iki üyesi Allen Ginsberg ile Timothy Lear ve şarkıcı Petula Clark da bulunuyordu.

*

İşte bu kadar basit...

Bir otel odasında, anında yazılan spontan bir şarkı, bütün dünyada 50 yıldır barış isteyen insanların “enternasyonali” haline geldi.

*

Peki başardık mı...

Ne yazık ki hayır... Hayır... Hayır...
Mikrofon açık kalınca bütün ülke ne duydu

ŞUNCULUK, BUNCULUK VE O ŞARKININ İLK DİZELERİ

“İKİ, bir iki üç dört 
Herkes bunu konuşuyor 
Aşk ve barış, madde bağımlılığı, delilik, öfkelilik, biçimcilik 
Bun-culuk, şun-culuk, -luk, -luk, -luk 
Tüm dediğimiz barışa bir şans verin  
Tüm dediğimiz barışa bir şans verin”.

DIŞARIDA ‘JURASSİC PARK’IN KUZEYLİLERİ İÇERİDE ŞAHANE BİR AMİGO

DÜNYA basketbol izleyicileri bir süredir yeni bir kavramı keşfetti.

Jurassic Park...

Kanada’nın Toronto Raptors takımı bu yıl tarihinde ilk kez NBA finalini oynuyor.

Herhalde NBA’in en çılgın taraftarı Toronto takımını destekleyenler.

Maçın oynandığı arenaya giremeyen taraftar dışarıda ikinci bir arena yarattı.

Adını da Jurassic Park koydu...

Mikrofon açık kalınca bütün ülke ne duydu

Şu anda Raptors maçlarında, saha içindeki taraftar kadar onlar da gösteriliyor.

Maçın oynandığı arenada da durum hiç farklı değil. NBA’in en çılgın atmosferi orada.

Üstelik içeride çılgın ve şöhretli bir de amigo var.

Ünlü şarkıcı Drake...

Bütün maçlarda sahada...

Kameralar coach’lar kadar onu da gösteriyor...

Mikrofon açık kalınca bütün ülke ne duydu

BEİN VE SSPORT’A İÇTEN TEŞEKKÜRLER

Spor, hayatımızın en önemli eğlence merkezi haline geldi...

Ve bu konularda Türkiye çok şanslı.

Bein kanalları ve iki SSport kanalı her gece canlı yayınlarla bizi bu statlara, arenalara sokuyor.

Yani evimizi Jurassic Park’a çeviriyor.

Hem futbolda hem baskette harika yorumcular var.

Her iki televizyon şirketine de sporda Türkiye’yi bu kadar dünyalı hale getirdiği için içten teşekkürler.

NOT: Bu arada Bakü’de oynanan Arsenal-Chelsea Avrupa final maçını bütün dünyaya SSport’un da sahibi olan Saran Holding’in HD Protek firmasının yayınladığını da ekleyeyim.

AŞKTA ‘İLK DEFA’DAN SONRA NE ÖĞRENİRSİNİZ (AŞK KONUSU)

Geçen haftanın benim için en güzel sürprizi, yeni gastronomi kültürü dergisi “Sumac” oldu...

Hürriyet Pazar yazarlarından Ali Tufan Koç Amerika’ya yerleşti ve orada İngilizce olarak bu dergiyi çıkardı.

*

İlk sayısını satır satır okudum.

O kadar güzel konular o kadar ilginç açılardan ele alınmış ki...

Özellikle derginin girişinde yer alan “İlk defa” adlı bölümleri çok ilginç.

Bu da dergiyi çok farklı kılıyor.

Ama şimdiden uyarayım, ahlakçı biriyseniz bu bölümleri es geçin...

Mikrofon açık kalınca bütün ülke ne duydu

Bu bölümdeki yazılardan biri, edebiyat ve yemek kültürü yazarı Brittany Bennett’in anlattığı deneyim...

Yazının başlığı şöyle: “İlk defadan sonra yemek yedim...”

*

Yazar bir erkekle ilk sevişmesini anlatıyor. Yazıya şöyle girmiş:“Bekâretinizi asla aç karna kaybetmeyin...”

Şöyle devam ediyor: “Seksteki ilk deneyimimden elde ettiğim en önemli bilgi şu: Sevişmek insanı fena halde acıktırıyor”.

BÜYÜK BİR ŞEF YEMEK YAPARKEN NE DİNLER (PLAYLIST)

SUMAC dergisinin ilk sayısında bir de büyük İtalyan şef Massimo Bottura ile yapılmış bir mülakat var.

Massimo müzik tutkunudur.

*

Beni Modena’daki evinde ağırlamıştı.

10 binden çok vinil plağı var.

Ona Kings of Leon’un bir albümünü hediye etmiştim.

Mikrofon açık kalınca bütün ülke ne duydu

Dergi adına kendisiyle konuşan Ali Tufan Koç’a yemek yaparken dinlemek üzere hazırladığı son playlistini vermiş.

Talking Heads: “Once in a Lifetime”

Van Morrison: “Moondance”

Jimi Hendrix: “All Along the Watchtower”

Miles Davis: “Blue in Green” (Kind of Blue albümünden tabii ki)

Velvet Underground: “Sunday Morning”

Rolling Stones: “You Can’t Always Get What You Want”

*

Rock zevkimiz o kadar yakın ki...

BİR TÜRK’LE BİR SLAV’IN ASLA YAPAMAYACAĞI ŞEY NEDİR

SUMAC dergisi dünyaca ünlü performans sanatçısı Marina Abramoviç’le “Bir fincan Türk kahvesi” başlıklı bir mülakat yapmış.

Abramoviç’e soruyorlar:
“Kaderci misiniz?”
Cevabı şu: “Şu yaptığımız, bir Türk’le bir Slav arasındaki sohbet. Kader ve batıl inanışlardan söz etmememiz mümkün mü? Bizim coğrafyamızda bir kadercilik vardır ve bu genlerimize işlemiştir. Evimde kaç tane şeytan ve ona karşı nazar boncuğu var bilmiyorum. Önümden bir kara kedi geçse, kendimi iki gün eve kapatırım.”

HANGİ LİGİ KİM VE HANGİ TAKIM İÇİN İZLİYORUM

Yıllardır aralarındaki her maçı derbi gibi gördüğüm, Manchester City, Manchester United, Arsenal, Chelsea, Liverpool ve Tottenham nedeniyle... Bir de Mesut Özil, İlkay Gündoğan ve Muhammed Salah nedeniyle İngiliz Premier League’ini...

Real Madrid, Barcelona ve Atletico Madrid nedeniyle İspanyol La Liga’sını izliyorum.

Son iki yıldır Neimar, Mbappe ve Cavani’li PSG nedeniyle Fransa ligini...

Geçen yıldan beri de Ronaldo ve Emrecan nedeniyle Juventus’u canlı yayınlarda izliyorum.

Baskette Fenerbahçe Ülker nedeniyle EuroLeague’i ve özellikle Golden State Warriors ve bütün öteki maçları nedeniyle NBA’yi kaçırmıyorum.

Yıllar önce LeBron James, bu yıl da Zion nedeniyle NCAA’i (Amerikan Kolej Ligi) izliyorum.

X