"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Mazbatanı 10 dakika önce alsan bile bu fotoğrafı vereceksin arkadaş

BU fotoğrafa iyi bakın... Yakından bakın.

Fotoğraf 2005 yılının ağustos ayında Amerika’nın New Orleans şehrini vuran Katrina fırtınasından sonra çekildi...

Mazbatanı 10 dakika önce alsan bile bu fotoğrafı vereceksin arkadaş

*

Fotoğrafta gördüğünüz, selde mahsur kalmış bir insanı kucağında taşıyan kişi Hollywood’un en ünlü aktörlerinden Sean Penn...

Sular mikrop taşıdığı için girmeyin deniyordu, o suların içinde.

*

Biliyorum, o karanlık sinik ruhlar hemen diyecek:

“Göz boyamak için yapılmış basit bir halkla ilişkiler çalışması...”

Mazbatanı 10 dakika önce alsan bile bu fotoğrafı vereceksin arkadaş

Ey karanlık ruh, unutma ki, aynı Sean Penn’i Haiti depreminden sonra sırtında yardım malzemesi taşırken de gördük.

*

Bu kareler bana hep şunu anlatır.

Bir yerde bir felaket varsa...

Lider dediğin insan orada olacak...

İşte bu fotoğrafı verecek.

Elinden bir şey gelmese, oradaki varlığı lüzumsuz olsa bile bu fotoğrafı verecek.

*

Evet, Türkiye’de geçmiş bunca yılın, bu betonlaşmanın faturası daha dün seçilmiş bir belediye başkanının sırtına yüklenemez...

Haksızlıktır...

*

Ama on dakika önce mazbatanı almış olsan da...

Böyle bir felaket varsa...

Bu fotoğrafı vereceksin arkadaş...

*

Sen bu fotoğrafı vereceksin ki... Felaketi evinde seyredenler utansın...

*

Sen bu fotoğrafı vereceksin ki...

Seninle gurur duyan insanlar daha  da gurur duysunlar.

 

GÜNÜN SORUSU: S-400 O TÜRK KONVOYUNU KORUYABİLECEK MİYDİ

GENELKURMAY Başkanlığı son yılların en üstü kapalı açıklamasını yaptı.

Güvenilir dış kaynaklara baktığımda, Genelkurmay’ın şifrelerini çözdüm.

İdlib bölgesinde Han Şeyhun’a giden Türk konvoyunu vuran uçağın Suriye mi yoksa Rus uçağı mı olduğunu bilmiyoruz. Ama mesela Rus uçağı olsaydı... Yani en korktuğum ihtimallerden biri...

*

Tabii aklıma gelen ilk soru şu oldu.

Eğer Rusya’dan aldığımız S-400’ler çalışır hale getirilmiş olsaydı...

Bu savunma sistemi, konvoyumuzu koruyabilecek miydi?

Bizi “blok değiştirme” noktasına getiren S-400’ler konusunda bunu bilmek hakkımız değil mi...

Ama lütfen cevabı bana, “Yeniden Asyacılar” değil, Savunma Bakanı versin.

Her şeyi bilen adamlar değil, bu şeyi çok iyi bilen biri versin...

Bana “Bu soru çok cahilce” bile diyebilirsiniz...

Yeter ki ikna olabileceğimiz mantıklı bir cevap olsun.

ÜÇ CEPHEDE DE TEK BAŞIMIZA KALDIYSAK ŞUNU BİLMELİYİZ

TÜRK konvoyunun Suriye’de vurulmasının ardından önümüzdeki tablo şöyledir.

- İdlib cephesinde fiilen biten Soçi Mutabakatı, resmen de bitmiştir.

Bu cephede İran, Suriye, Rusya hatta Uygur teröristlerinden şikâyetçi Çin de fiilen karşımıza geçmiştir.

Orada bulunmayıp da bölgeyle ilgilenen hiçbir devlet de yanımızda görünmüyor.

*

- Fırat’ın doğusunda da durum aynıdır.

Orada da ÖSO dışında hiçbir güç yanımızda değildir.

Şimdilik elimizdeki tek somut şey, ABD ile yaptığımız anlaşmadır.

*

- Doğu Akdeniz meselesinde yanımızda duran tek devlet yok.

Durum böyle olunca, bu yalnızlığımız içinde sığınabileceğimiz tek sağlam dayanak kendimiz olabiliriz.

Yani içeride güçlü bir dayanışma duygusu.

*

Emin olalım ki bu dayanışma duygusuna her zamankinden çok daha fazla ihtiyacımız var.

BUGÜNLERDE NEDEN HULUSİ AKAR’CI OLDUM

CUMHURBAŞKANI Erdoğan bir süredir sessiz...

Bence de çok doğru bir şey yapıyor...

Onun bıraktığı boşlukta iki ses duyuyoruz.

- BİR: “Yeni Asyacı” Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu...

Çok sert bir üslupla hep Batı’ya vuruyor.

Neredeyse ABD ile yapılan anlaşmaya bile karşı görünüyor.

- İKİ: NATO ile, Batı ittifakı ile ilişkileri korumaya çalışan, ABD ile yapılan anlaşmayı sağlam bir zemine oturtmaya çalışan Savunma Bakanı Hulusi Akar konuşuyor.

Hangisine itibar edeceğiz?

Ben açıkça tavrımı koyuyorum...

Benim tarafım Batı ile ilişkileri sürdürmek isteyenlerin tarafı.

Yani son günlerde Hulusi Akar’cı oldum...

Türkiye’nin bütün meselelerinde tek başına kaldığı bir dönemde, Batı ile ilişkileri korumaya çalışan...

Dolayısıyla benim gözümde sağduyu temsil eden taraf o...

‘ONUNCU YIL NUTKU’ BİZE NELER ANLATMIŞ

ORHAN Birgit benim hayatımda çok önemli yeri olan insanlardan biridir.

1970’li yılların sonunda beni CHP Okulu’na davet eden, Ecevit’in çevresine sokan insandı.

12 Eylül’den sonra Hürriyet Vakfı’nın başına geçince beni vakıf çalışmalarına da o sokmuştu.

Hürriyet’e ilk adımım o olmuştu.

*

Orhan Birgit bir dönemin en önemli gazetecilerindendi. Yeni kitabı “Her Şey Çok Güzel Olacak”ı okudum.

Kitapta yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk 15 yılda açtığı fabrikaların listesini vermiş.

Liste beni çok etkiledi.

*

Ankara Fişek Fabrikası, Eskişehir Hava Tamirhanesi, Kırıkkale Mühimmat Fabrikası, Kırıkkale Çelik Fabrikası, Barut, Top, Tüfek Fabrikası, Nuri Demirağ Uçak Fabrikası, Karabük Demir Çelik Fabrikası...

Ve daha neler...

Mesela Kâğıt ve Karton Fabrikası...

*

Yani genç Cumhuriyet, daha savaştan çıkar çıkmaz bugün haklı olarak övündüğümüz savunma sanayisinin temelini öylesine sağlam atmış ki...     

*

Bir kere daha anladım. Atatürk, Onuncu Yıl Nutku’nda “Az zamanda çok işler başardık” derken, az bile demiş.

.............................

Orhan Birgit: “Her Şey Çok Güzel Olacak”, Doğan Kitap, 2019

 

YENİ ŞARKI: BUGÜNLERDE DİNLİYORUM

Ayla Çelik: “Mecbur”

- Anıl Nural: “Gel Hadi”

- Hakan Tunçbilek, Hande Mehan: “Mesafeler”

X