"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Konsolosluk olayı mükemmel cinayet mi

ADLİ Tıp dilinde bir terim var:

“Mükemmel cinayet...”

Yani en uzman dedektiflerin bile çözemeyeceği bir cinayet...

Konsolosluk cinayeti böyle mükemmel bir cinayet mi?

Bu soruyu, biri Adli Tıp, öteki sivil havacılık alanında iki uzmanla konuştum...

İlk uzman Sevil Atasoy...

Türkiye’nin en tanınmış Adli Tıp uzmanı.

Bir zamanlar Hürriyet’te yazarken onun için Patricia Cornwell’in romanlarındaki Adli Tıp uzmanı kadın kahramanın adından esinlenerek, “Türkiye’nin Kay Scarpetta’sı” demiştim.

Halen Üsküdar Üniversitesi öğretim üyesi.

İkinci uzman Hürriyet’in Kokpit köşesinin yazarı Uğur Cebeci...

Bana göre dünyanın bir numaraları sivil havacılık yazarı...

İşte iki uzmandan “konsolosluk cinayeti”...

ADLİ TIP: CESEDİ PARÇALASALAR MUTLAKA İZİ KALIRDI

Konsolosluk olayı mükemmel cinayet mi

Sizin bir kitabınız var, “Mükemmel Cinayet Yoktur”. Ama konsolosluk olayı mükemmel bir cinayet gibi görünüyor...

“Hayır kesinlikle mükemmel cinayet değil. Mutlaka iz vardır. İçeri girip iyi bir araştırma yapıldığı takdirde Türk polisi bunu çözer.”

- Cesedin parçalanarak çıkarılmış olması ihtimali var mı?

“Sanmam. Ceset parçalanırsa çok iz bırakır.”

- Silahla vurulmuş olması ihtimali nedir?

“Onu da sanmam. Hangi akıllı tabanca ile vurup ortalığı kan içinde bırakır...”

- Kan izini yok etmek mümkün mü?

“Hayır. Bir küveti su ile doldurun. İçine bir damla kan damlatın, sonra onu yere dökün, oradan kan izi bulunur. Türk polisinin elinde bu imkânlar var.”

- Bir insanı iz bırakmadan öldürmek mümkün mü?

“Çok zor. Yani kimyasal bir karışım zerk edersiniz, kalp krizi etkisi yapar. Ama o da anlaşılır.”

SİVİL HAVACILIK: X-RAY PARÇALANMIŞ CESET PARÇALARINI GÖREBİLİR Mİ

Konsolosluk olayı mükemmel cinayet mi

Tetikçiler 2 özel uçakla, özel uçakların indiği Genel Havacılık’tan diplomatik pasaportla geçmiş. Orada diplomatlara özel bir geçiş yeri var mı?

“Hayır yok. Genellikle bir yer hizmetleri görevlisi pasaportları toplar, toplu olarak götürür. Oradaki polis bir şeyden şüphelenmiş veya ihbar almışsa tek tek çağırabilir.”

- Normal dış hatlar bankolarındaki gibi orada da her geçen yolcunun tek tek görüntülenmesi sistemi var mıdır?

“Hayır tek bir banko vardır ve dediğim gibi bazen pasaportlara toplu işlem yapılır.”

- X-ray kontrolleri nasıldır?

“Normal uçuşlardaki gibi iki değil tek x-ray kontrolü yapılır.”

- Cesetler parçalanıp bavullara konulursa x-ray bunu görür mü?

“Hayır ceset de bir insan bedeni gibidir. Ancak ağızda veya vücutta metal transplant varsa onu görür.”

- Cesetleri parçalayarak çıkarmış olabilirler mi?

“Olabilir ama bu çok riskli bir şey. Ne kadar çok parçaya ayırırsanız, risk o kadar büyük olur. Büyük parça bırakırsanız da bu defa insan bedenine ait bir parça olduğu fark edilebilir.”

TETİKÇİ Mİ YOKSA BİR TEMİZLİKÇİ Mİ

DÜN yazımda Suudi Arabistan’dan gelen 15 kişiyi “tetikçi” olarak nitelemiştim.

Benim gibi polisiye roman meraklısı Mirgün Cabas mesaj atarak sordu?

“Bunlara tetikçi mi yoksa temizlikçi mi demek doğru?”

“Temizlikçi” bir cinayetten sonra olay yerine gelip bütün izleri silen kişilere deniyor.

Hani “Pulp Fiction” filminde, Harvey Keitel’in oynadığı Winston Wolf karakteri gibi yani...

SANEM ÇELİK’İN BACH ŞİFRESİ ‘G STRİNG’ Mİ

Konsolosluk olayı mükemmel cinayet mi

AŞK konularının Türk Alain De Botton’u Mehmet Yılmaz’a göre Sanem Çelik’in “Bach” şifresinin 3 yorumu var:

ÇOKLU ŞİFRE: Air Suite No.3, D Major, Bach’ın en fazla yorumlanan eserlerinden başındadır.

YORUM: Demek istiyor ki, “Hayatımda çok insan var”. Tabii ille de sevgili olması gerekmez.

AYRILIK ŞİFRESİ: Bu parça Bach’ın en hüzünlü eserlerinden biridir.

YORUM: Yakın bir zamanda hüzünle bitmiş bir ayrılığa gönderme olabilir.

MİZAHİ ŞİFRE: Bu eser 19’uncu yüzyılda August Wilhelm adlı bir kemancı tarafından solo keman için düzenlenmiştir.

O düzenlemenin adı “G string”dir...

YORUM: Bu şifrenin yorumunu da size bırakıyorum.

DÜNKÜ YAZIYI KAÇIRANA ÖZET

HÜRRİYET Pazar’da Hakan Gence, Sanem Çelik’e soruyor:

-“En klasik soruyu sorayım, hayatınızda biri var mı?”

“Ben de klasik soruya, Bach’ın yüksek iznini alarak ‘Air Suite No.3, D Major’ bestesiyle cevap veriyorum öyleyse.”

Ben de sormuştum:

Birine çok özel şifreli bir mesaj mı gönderiyor? Yoksa Bach’da hepimize verilen özel bir mesaj mı var? Anlamadım.

KARDEŞİM BUNLAR BALIKÇI DEĞİL VİNÇÇİ... TAM VİNÇÇİ

Konsolosluk olayı mükemmel cinayet mi

'DENİZCİ denizcinin kurdudur” diye bir laf yok. Ama eminim ki bu laf da “İnsan insanın kurdudur” lafı kontenjanına girer.

Bu fotoğrafı dün Posta gazetesinde gördüm.

“Turkcell Platin Tuna Master Alaçatı Balıkçılık Turnuvası”...

Kocaman bir balık ve yanında ondan da kocaman 4 baba işinsanı ismi...

Burhan Çavuşoğlu, Gökhan Çarmıklı, Murat Aslan, Erkut Soyak...

Daha kuşlar uyanmadan, horozlar ötmeden alıp şimdi Sicilya açıklarında olan bir işinsanı arkadaşıma gönderdim.

“Bak dedim adamlar balıkçı... Sen durmadan eski fotoğraf gösteriyorsun, onlar aha bu balığı yakalamışlar.”

El cevap: “Onlar balıkçı değil vinççi... Vinççi...”

“Bu ne biçim laf yahu” dedim. Ona da el cevap: “O bölgedeki ton balığı çiftliklerinin yanına gelmiş balıkları vinçle çekiyorlar...”

Ayrıca bu fotoğrafın eski olduğu iddiası da var.

Bunu söyleyen kim? Adını vermem, çünkü şunu bilirim.

Balıkçı ile balıkçı, avcı ile avcı arasındaki kavgaya girilmez. Birbirlerine böyle, “Sen balık tutmuyor, kepçe operatörlüğü yapıyorsun” derler, sonra kol kola yine balığa giderler.

Sen ortada kalırsın.

Tabii cevap hakkını kullanmak isteyen “vinççi” varsa köşem onlara açık.

 

 

X